Ana içeriğe geç
Sözlük

terk etme ile cümle

terk etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bazı aileler ise daha iyi bir eğitim için Mahalleninü terk etmek zorunda kalmışlardır.Ia meninggalkan kampung halaman untuk mencari kehidupan yang lebih baik.
Bu saldırı kısmen başarıya ulaştı ve Sezar tahkimatların bazılarını terk etmek durumunda kaldı.Kali ini mereka lebih berjaya dan Caesar terpaksa melepaskan sebagian garis kubu pertahanannya.
Daha sonra Felipe Massa'nın aracında arıza çıkmış ve yarışı terk etmek zorunda kalmıştır.Tetapi sayang, gir motor Dovi patah sehingga harus menghentikan balapan.
Millenium Falcon gezegeni terk etmek üzeredir.Mereka kabur dengan membawa pesawat rongsokan, Millenium Falcon.
Kral ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Akhirnya pasukan kekaisaran terpaksa menarik diri dari kerajaan sama sekali.
Harbden sonra Temmuz 1492'de pek çok Müslüman ve Yahudi, ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır.Pada tahun 1492 keamiran ini ditaklukkan, kaum Muslim dan Yahudi dipaksa keluar dari semenanjung tersebut.
Powers fırlatma koltuğunu kullanarak uçağını terk etmek zorunda kaldı.Mereka ingin Powers menerbangkannya.
Bu oyuncuların pek çoğu yüksek öğrenim uğruna kenti terk etmek zorunda kalmışlardı.Sehingga, masyarakat dari desa ini banyak yang bersekolah ke luar desa.
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren okulu terk etme yaşı 17'ye yükseltilecektir.Ngày 1 tháng 1 năm 2009, tuổi được rời trường phổ thông tại Nam Úc tăng lên 17.
Daha sonra Felipe Massa'nın aracında arıza çıkmış ve yarışı terk etmek zorunda kalmıştır.Ngoài ra, những hư hỏng trên chiếc xe của Hill cũng buộc tay đua này phải bỏ cuộc.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Đã có ít nhất 11.000 người mất nhà cửa.
İhraç edilen oyuncular, sahanın çevresini ve teknik alanı terk etmek zorundadır.Cầu thủ buộc phải ngay lập tức rời khỏi sân và các khu vực xung quanh.
Çoğu dul kadınların hane reisliği yaptığı her 100 haneden 14’ü evlerini terk etmek zorunda kalmıştır.Tổ Địch đưa hơn 100 gia đình trong họ tộc mình đi lánh ở Hoài Tứ.
1992 yılında Taliban tarafından ülkesi işgal edilince ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Bà buộc phải rời bỏ quê hương khi Taliban nắm quyền kiểm soát vào năm 1992.
Fakat Karl, şehri terk etmek istememiştir.クルアーンでは、妻は町を去ろうとしなかった。
23 Eylül'de toplanan Birleşik Krallık Bakanlar Kurulu, Doğu Trakya'yı Türkiye'ye terk etme kararı verdi.9月23日、イギリスは閣議で東トラキアをトルコに譲ることを決定した。
Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum.全てはこの悪しき世界で絶滅しない為に。
İngiltere'ye geri dönüşü üzerine hemen Markham, donanmayı terk etme niyetinden babasını haberdar etmiştir.マーカムはイングランドに戻った直後、父に海軍を去るという決断を伝えた。
Bu durum Sneevliet’in Hollanda’yı terk etme ve Hollanda sömürgelerine gitme kararı almasına yol açacaktır.スネーフリートはオランダ本国を離れ、植民地オランダ領東インドに行くことを決めた。
Bir yıl sonra görevi terk etmek zorunda bırakılarak makamından uzaklaştırılmıştır.1年で帰国したら除隊すると約束する。
Bu durum Yahudileri derinden yaraladı ve bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.多くのユダヤ人が負傷し、一部は民衆の憤怒の犠牲となった。
Ama besteci orkestra önünde yerini almak üzere sahneyi terk etmek zorunda kalır.掛け取りは、役者が舞台を下がるようにして長屋を出て行く。
Bu barakayı savaşın sonuna kadar hiç terk etmedi.終戦までにこの施設は完成しなかった。
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.数万人已经逃离家园。
Buna karşı ülkesini terk etmek zorunda kaldı.他不得不离开这个世界。
Napolyon Mısır'ı terk etmek zorunda kaldı.阿芒离开了法国。
Bu sefer sevgilisini üzüntü içerisinde terk etmektedir.他叹息着爱人的离去。
Bir yıl sonra görevi terk etmek zorunda bırakılarak makamından uzaklaştırılmıştır.因而,他在上任後一年便被人毒死。
"Okulu terk etme yaşı yükseltiliyor".”高纬听后停止逃跑。
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.수천명의 주민들이 노숙자가 되고 말았다.
Napolyon Mısır'ı terk etmek zorunda kaldı.나폴레옹은 이집트에서 고전하고 있었다.
Onları terk etmedin.사람은 저버리지 않는다.
Ancak sürgün hükümeti Fransa'yı terk etmek zorunda kalacaktı.영국 네덜란드는 퇴각할 수밖에 없었다.
"Terk etme konusunda yetenekliyim"."난 탈영했다."
Yine 8000 dolayında kişi, evini terk etmek zorunda kaldı, tutuklandı ya da toplama kamplarına kapatıldı.8천 명 정도는 강제 이주를 당하거나, 체포당하거나 강제수용소에 감금되었다.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.לפחות מאה אלף איש נאלצו לעזוב את בתיהם.
Kral ülkesini terk etmek zorunda kaldı.אז הוא כנראה עזב את מחוז הולדתו.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.בשנת 1946 היא נאלצה לעזוב את המדינה בגלל הרדיפות של הדיקטטור רפאל טרוחיו.
Bu esnada askeri birlikler kasabayı terk etmek üzeredir.לאחר מכן הם מחליטים להימלט מהעיר.
Ancak Hitler Berlin'i terk etme tekliflerini reddetti.ואולם, היטלר סירב לעזוב את ברלין, והרעיון נזנח.
Sonunda Diaz ülkeyi terk etmek zorunda kalır ve yerine Madero geçer.לבסוף מדגסקר נוסעת ובמקומה חוזרת מאוריציה.
Bu eleştiriler üzerine Çin'i terk etmek zorunda kaldı.הוא ביטל את היחסים הדיפלומטיים עם סין.
Almanya’yı terk etmek zorunda kaldıktan sonra bu tutumunu değiştirdi.אותו נאלץ לעזוב לאחר שהשתנה קולו.
Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum.Но той не смята да си отиде от света просто така.
Bu esnada askeri birlikler kasabayı terk etmek üzeredir.Първоначално хората са щастливи, че ще напуснат града.
Buna karşı ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Заради това убийство се наложило да напусне страната.
Kral ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Кралят напуска страната.
Bu sefer sevgilisini üzüntü içerisinde terk etmektedir.Приятелите му го изоставят в нещастието.
Bu antlaşma ile Kartacalılar Sicilya'da bulunan tüm kolonilerini terk etmek zorunda kaldılar.Картагенците са принудени да се изтеглят от последните си владения в Сицилия.
Başarısız kralcı darbeden sonra, Kral II. Georgios ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Скоро след възкачването си, наследилият го крал Георгиос II също е принуден да напусне престола.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Стотици хиляди напускат домовете си в търсене на спасение.
Bir hayvanı terk etmek acımasız bir davranıştır.Земеровката е много подвижно животно.
Sonuç olarak, Neue Rheinische Zeitungkapatıldı ve Marx 16 Mayıs tarihinde ülkeyi terk etme emri aldı.Shodno tomu, Neue Rheinische Zeitung ubrzo su ugašene, a Marxu je naređeno da napusti zemlju 16. svibnja.
Ancak sürgün hükümeti Fransa'yı terk etmek zorunda kalacaktı.Nakon neuspjeha zavjere bio je prisiljen napustiti Francusku.
1936'da iç savaş sebebiyle İspanya'yı terk etmek zorunda kaldı, 1941'de geri döndü.Talijani su prisilili cara da napusti zemlju1936. godine, no on se vratio 1941.
Her zaman ideallerinin arkasında durmuştu ve onları terk etmek gibi bir niyeti yoktu.Picard se uvijek držao svojih ideala, i nikad ih nije zatajio.
Bunun sonucunda pek çok Arnavut evini terk etmek zorunda kaldı.S 4 glasa Ivana je morala napustiti kuću.
Alman kuvvetleri birçok tankı ya kaybetti ya da terk etmek zorunda kaldı.Nijemci su mnoge tenkove morali ostaviti jer nisu imali goriva.
Buna karşı ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Bio je prisiljen napustiti zemlju.
Mendoza'nın sömürgecileri 1541 yılında bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar.Mendozino naselje ubrzo je napadnuto od urođenika, te je napušteno 1541.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod