Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Я багато їздила по світу, знаєте, мені довелося поїхати з лісу, де я люблю бути найдужче.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.כשהייתי מטיילת מסביב לעולם, אתם יודעים, הייתי צריכה לעזוב את היער -- זה המקום שבו אני אוהבת להיות.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.بما أنني كنت مسافرة في محتلف أنحاء العالم، أتعرفون، أضطررت لمغادرة الغابة -- حيث أُحب أن أبقى.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.大好きな森を後にしました 学生や現場スタッフが研究を続けられるよう
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Als ik niet naar mijn lichaam terugging, zou ik deze wereld moeten verlaten.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Ich wusste, wenn ich nicht zurückkehre, müsste ich diese Welt für immer verlassen.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Jeg vidste at hvis jeg ikke vendte tilbage til min krop, måtte jeg efterlade denne verden for altid.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Je savais que si je ne retournais pas dans mon corps, j'aurais du quitter ce monde pour toujours.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.전 제가 저 몸에 돌아가지 않으면 이 세상과 영원히 작별하리라는 걸 알고 있었죠.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Sabia que se não voltasse para o meu corpo, tinha que deixar este mundo para sempre.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Sabía que si no regresaba a mi cuerpo, tendría que dejar este mundo para siempre.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Sapevo che se non fossi tornata nel mio corpo avrei dovuto lasciare questo mondo per sempre.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Saya tahu jika saya tidak kembali ke tubuh saya, saya akan meninggalkan dunia ini selamanya.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Știam că dacă nu mă întorc în corp, va trebui să părăsesc această lume definitiv.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Tôi biết rằng nếu mình không quay lại cơ thể, tôi sẽ phải vĩnh biệt thế giới này mãi mãi.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Tudtam, hogy ha nem térek vissza a testembe, akkor örökre el kell hagyjam ezt a világot.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Věděla jsem, že jestli se nevrátím do svého těla, budu muset opustit tento svět navždy.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Vedela som, že ak sa do svojho tela nevrátim, musela by som tento svet navždy opustiť.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Wiedziałam, że jeśli nie wrócę do swojego ciała, opuszczę ten świat na zawsze.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Ήξερα ότι αν δεν επέστρεφα στο σώμα μου, θα έπρεπε να φύγω απ' αυτόν τον κόσμο για πάντα.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Знаех, че ако не се върна към тялото си, ще трябва да напусна този свят завинаги.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.Я знала, что если не вернусь в своё тело, то должна буду навсегда покинуть этот мир.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.ידעתי שאם אני לא אחזור לגוף שלי, אצטרך לעזוב את העולם הזה לנצח.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.كنت أعرف لو لم أرجع إلى جسدي ، كان لزاما علي أن ترك هذا العالم إلى الأبد.
Eğer bedenime geri dönmezsem, bu dünyayı sonsuza dek terk etmek zorunda kalacağımı biliyordum.命をかけた戦いでした
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Au trebuit să renunțe la mișcările intuitive în instrumente.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Dovettero rinunciare a muovere intuitivamente gli strumenti.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Ils durent abandonner l'utilisation intuitive des instruments.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.도구를 사용하는데 있어서 직관적인 움직임도 포기해야 했구요.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Museli se vzdát intuitivního ovládání nástrojů.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Sie mussten ihre intuitiven Bewegungen mit den Instrumenten aufgeben.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Tenían que renunciar al movimiento intuitivo de los instrumentos.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Tiveram que abdicar do movimento intuitivo dos instrumentos.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Ze moesten hun intuïtieve instrument-bewegingen opgeven.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Έπρεπε να εγκαταλείψουν τη διαισθητική κίνηση των οργάνων.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Они должны были отступиться от интуитивных движений инструментами.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.Трябвало да се откажат от интуитивното движение в инструментите.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.הם נאלצו לוותר על תנועה אינטואיטיבית עם המכשירים
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.كان عليهم التخلي عن الحركة البديهية للمعدّات.
Ekipmanlarla sezgisel hareketi terk etmek zorunda kalmışlardı.この外科医は3000時間以上の腹腔鏡の経験があります
Katar'ı terk etmek istemedim - benim evim burası.Ik wilde niet weg uit Qatar - het land is mijn thuis.
Katar'ı terk etmek istemedim - benim evim burası.Je ne voulais pas quitter le Qatar - mon pays.
Katar'ı terk etmek istemedim - benim evim burası.Nie chciałem opuszczać Kataru - to mój dom.
Katar'ı terk etmek istemedim - benim evim burası.Yo no quería dejar Qatar —es mi hogar—.
Katar'ı terk etmek istemedim - benim evim burası.Δεν ήθελα να φύγω από το Κατάρ, είναι το σπίτι μου.
Katar'dan ayrılmak ya da ailemi terk etmek istemiyorum, ama elimde başka ne seçenek var ki?Ik wil niet weg uit Qatar en weg van mijn familie, maar wat voor keuze heb ik?
Katar'dan ayrılmak ya da ailemi terk etmek istemiyorum, ama elimde başka ne seçenek var ki?Je ne veux pas quitter le Qatar et ma famille, mais est-ce que j'ai le choix ?
Katar'dan ayrılmak ya da ailemi terk etmek istemiyorum, ama elimde başka ne seçenek var ki?Nie chcę opuszczać Kataru ani mojej rodziny, ale jaki mam inny wybór?
Katar'dan ayrılmak ya da ailemi terk etmek istemiyorum, ama elimde başka ne seçenek var ki?No quiero dejar Qatar o a mi familia pero, ¿qué opciones tengo?
Katar'dan ayrılmak ya da ailemi terk etmek istemiyorum, ama elimde başka ne seçenek var ki?Δεν θέλω να φύγω από το Κατάρ ή να αφήσω την οικογένειά μου, αλλά τι επιλογή έχω;
Kendimi terk etmek onu yeterince ekledi.Eu a amava o suficiente para abandonar-me.
Kendimi terk etmek onu yeterince ekledi.Je l'ai aimé jusqu'à m'abandonner moi-même.
Kendimi terk etmek onu yeterince ekledi.Tôi yêu đủ của mình từ bỏ bản thân mình.
Kendimi terk etmek onu yeterince ekledi.Yo la amaba lo suficiente como para abandonarme.
Kendimi terk etmek onu yeterince ekledi.אהבתי מספיק לנטוש את עצמי.
Kendimi terk etmek onu yeterince ekledi.أحب I لها ما يكفي للتخلي عن نفسي.
Kendimi terk etmek onu yeterince ekledi.しかし、ウンスは知らなかった。
Kendi ülkesinden uzakta yaşayan çoğu kimse, ülkesini terk etmek istemeyen ve vatan hasreti çeken mülteciler.A hazájukat elhagyók közül sokan menekültek, akik nem akartak eljönni onnan, és hazavágynak.
Kendi ülkesinden uzakta yaşayan çoğu kimse, ülkesini terk etmek istemeyen ve vatan hasreti çeken mülteciler.자신의 나라에서 살고 있지 않은 사람들 중 다수는 자신의 고향을 떠나고 싶어하지 않고 향수병을 앓던 망명자들입니다.
Kendi ülkesinden uzakta yaşayan çoğu kimse, ülkesini terk etmek istemeyen ve vatan hasreti çeken mülteciler.Wielu obcokrajowców to uchodźcy, którzy pragną wrócić do swoich domów.