Ana içeriğe geç
Sözlük

terk etme ile cümle

terk etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir istismarcıyı terk etmek inanılmaz derecede tehlikelidir.On erittäin vaarallista erota pahoinpitelijästä.
Bir istismarcıyı terk etmek inanılmaz derecede tehlikelidir.Szörnyen veszélyes elhagyni egy bántalmazót.
Bir istismarcıyı terk etmek inanılmaz derecede tehlikelidir.Είναι πολύ επικίνδυνο να αφήσεις αυτόν που σε κακοποιεί.
Bir istismarcıyı terk etmek inanılmaz derecede tehlikelidir.Піти від свого насильника - це дуже небезпечно.
Bir istismarcıyı terk etmek inanılmaz derecede tehlikelidir.זה מאד מסוכן לעזוב בן זוג מתעלל.
Bir istismarcıyı terk etmek inanılmaz derecede tehlikelidir.من الخطورة الشديدة أن تترك المعتدي.
Bir istismarcıyı terk etmek inanılmaz derecede tehlikelidir.家庭内暴力の 最終段階のパターンは
Bir milyar yıl içinde evimizi terk etmek zorunda kalırsak belki nereye gideceğimizi biliyor oluruz.Se dovessimo lasciare la Terra tra un miliardo di anni forse sapremo dove andare.
Bir milyar yıl içinde evimizi terk etmek zorunda kalırsak belki nereye gideceğimizi biliyor oluruz.Se tivermos que deixar a nossa terra, daqui a mil milhões de anos, talvez saibamos para onde ir.
Bir milyar yıl içinde evimizi terk etmek zorunda kalırsak belki nereye gideceğimizi biliyor oluruz.Si tenemos que dejar nuestro hogar en unos mil millones de años, tal vez ya sepamos a dónde debemos ir.
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! 'Doporučujeme vám nech to chvíli! "
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! '"I να σας συμβουλεύσει να φύγει από αυτή τη στιγμή! "
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! 'Javasoljuk, hogy hagyja ki ezt a percig! "
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! '이 순간을 떠나 조언! '
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! 'Odporúčame vám nechaj to chvíľu! "
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! 'Svetujem vam, da pustite off ta trenutek! "
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! '- Каза Алис на себе си, а рязко;" съветват да оставим тази минута!
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! 'מייעץ לך לעזוב את זה רגע! "
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! 'ننصح لمغادرة قبالة هذه اللحظة!
Bu dakikada terk etmek tavsiye edilir! '彼女は一般的に(彼女はめったに続いていないものの、彼女自身非常に良いアドバイスを与えた
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Chirurdzy musieli wyzbyć się widzenia przestrzennego - 3D
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Chirurgen moesten hun 3D visie opgeven.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Chirurgii au trebuit să renunțe la viziunea lor 3D.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Chirurgové se museli vzdát svého třírozměrného vidění.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Die Operateure mussten ihr dreidimensionales Sehen aufgeben.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.I chirurghi dovettero rinunciare alla visione tridimensionale.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.외과의사들은 (수술부위를)입체적으로 볼 수 없게 되었습니다.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Les chirurgiens durent abandonner leur vision en 3D.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Los cirujanos tenían que renunciar a su visión en 3D.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Os cirurgiões tiveram que abdicar da sua visão 3D.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Οι χειρουργοί έπρεπε να εγκαταλείψουν την απεικόνιση 3D.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Хирурги должны были распрощаться с трёхмерным виденьем.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.Хирурзите трябвало да се откажат от триизмерната си визия.
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.מנתחים נאלצו לוותר על הראייה התלת מימדית שלהם
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.كان على الأطباء التخلي عن الرؤية الثّلاثيّة الأبعاد
Cerrahlar, 3 boyutlu görüntüyü terk etmek zorunda kalmışlardı.手首の機能もあきらめ
Dalai Lama Tibet'i terk etmek zorunda kaldığı yıldı.Aufstands, als der Dalai Lama Tibet verlassen musste, inhaftiert.
Dalai Lama Tibet'i terk etmek zorunda kaldığı yıldı.Celý jeho klášter byl uvržen do vězení během povstání, kdy Dalai Lama musel opustit Tibet.
Dalai Lama Tibet'i terk etmek zorunda kaldığı yıldı.Eu estive em Dharamsala, a conhecer estas pessoas. Passei ali cerca de cinco semanas.
Dalai Lama Tibet'i terk etmek zorunda kaldığı yıldı.강제적으로 티벳을 떠나야했던 것에 대한 반발이 크던 시기에 이분의 수도원 전체가 투옥되었습니다.
Dalai Lama Tibet'i terk etmek zorunda kaldığı yıldı.lors du soulèvement, quand le Dalaï-Lama a été forcé à quitter le Tibet.
Dalai Lama Tibet'i terk etmek zorunda kaldığı yıldı.בזמן ההתקוממות, כשהדלאי לאמה נאלץ לעזוב את טיבט.
Dalai Lama Tibet'i terk etmek zorunda kaldığı yıldı.في فترة التصعيد .. عندما اضطر الدلالي لاما الى الرحيل الى التيبت
Dalai Lama Tibet'i terk etmek zorunda kaldığı yıldı.彼の僧院にいた全員が 投獄されました そして
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Als ich durch die Welt reiste, musste ich den Wald verlassen, den ich liebe.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Amíg a világban utazgattam, sajnos el kellett hagynom az erdőt, a helyet, ahol igazán jól érzem magam.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Comme vous le savez, je parcoure le monde J'ai dû quitter la forêt, là où j'aime être.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Cum călătoresc prin lume, știți, a trebuit să părăsesc pădurea, dar mie acolo îmi place să fiu.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Då jag reste runt om i världen var jag tvungen att lämna skogen - det är där jag älskar att vara.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Enquanto viajava pelo mundo, tive de deixar a floresta, mas é lá que eu adoro estar.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Kiedy podróżowałam po świecie, musiałam opuścić las, miejsce które kocham.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.전 세계로 여행을 다니기 위해 저는 제가 그토록 사랑하는 숲을 떠나야 했습니다.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Matkustellessani ympäri maailman minun on täytynyt jättää metsä -- rakastan siellä olemista.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Mientras viajaba por el mundo, saben, tuve que dejar la selva -- que es donde me encanta estar.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Som jeg rejste rundt i verden, I ved, måtte jeg forlade skoven -- det er der jeg elsker at være.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Toen ik ging reizen over de wereld, moest ik het bos verlaten -- daar wil ik het liefste zijn.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Visto che stavo girando il mondo, ho dovuto lasciare la foresta, ma è lì che mi piace stare.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Καθώς ταξίδευα σε όλο τον κόσμο, ξέρετε, έπρεπε να αφήσω το δάσος -- εκεί αγαπώ να βρίσκομαι.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Докато пътувах из света, трябваше да напусна джунглата, където наистина обичам да бъда.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Когда я путешествовала по свету, мне пришлось оставить лес - место, в котором я так люблю бывать.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod