Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Familia noastră urât întotdeauna pisici: urât, scăzută,
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Gia đình chúng tôi luôn luôn ghét mèo: khó chịu, thấp, thô tục điều!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Keluarga kami selalu benci kucing: jahat, rendah, hal-hal vulgar!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!La nostra famiglia sempre odiato i gatti: brutto, basso, cose volgari!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Nossa família sempre odiei gatos: desagradável, baixa, coisas vulgar!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Notre famille a toujours détesté les chats: méchant, bas, choses vulgaires!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Nuestra familia siempre ha odiado gatos: repugnante, bajo,
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Unsere Familie immer gehasst Katzen: nasty, low, vulgäre Dinge!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Vår familj hatade alltid katter: otäcka, låg, vulgärt saker!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Vores familie har altid hadet katte: grimme, lav, vulgære ting!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Наша семья всегда ненавидела кошек: противный, низкие, вульгарные вещи!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Наша сім'я завжди ненавиділа котів: противний, низькі, вульгарні речі!
Kötü, düşük: Ailemiz her zaman kedilerin HATED terbiyesiz şeyler!Нашето семейство винаги мразеше котки: гаден, нисък, вулгарни неща!
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.또 한 한가지 도움이 된 것은 어린 시절이었던 50년도에 예절을 배운 것입니다.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.50年代ではマナーを教わってたんですね お店の棚にある商品を引きずり下ろして
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Další co mi velice pomohlo, byl způsob, jakým nás v 50-tých letech naučili slušnému chování.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Egy másik dolog, ami segített, hogy gyerekként, az 50-es években igazán megtanítottak viselkedni.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.En annan sak som hjälpte mig, som barn var att man verkligen lärde sig hur man skulle bete sig på 50-talet
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Hal lain yang membantu saya, sebagai seorang anak kecil, adalah, pada tahun 50-an Anda diajari sopan-santun.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Iets anders dat me hielp als kind, tjonge, in de jaren '50 leerde je manieren.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Lapsena minua auttoi se, että 50-luvulla opetettiin tapoja.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Một điều khác giúp đỡ tôi, khi còn nhỏ là trong những năm 50 bạn được dạy về cách cư xử.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Noget andet der hjalp mig som lille barn, var, at man lærte manerer i 50erne.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Otra cosa que me ayudó, de niña, fue que vaya, en los '50s a uno le enseñaban modales.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Outra coisa que me ajudou em criança foi que, nos anos 50, ensinavam-nos a ter maneiras.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Un alt lucru ce m-a ajutat ca mic copil a fost ca in anii '50 erai invatata bunele maniere.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Un'altra cosa che mi ha aiutato, da piccola, è, diamine, negli anni '50 si insegnava l'educazione.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Une autre chose qui m'a aidée quand j'étais enfant, est qu'on vous inculquait les bonnes manières en 1950.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Κάτι άλλο που με βοήθησε, ως μικρό παιδί, είναι ότι, φίλε μου, στη δεκαετία του '50 μάθαινες τρόπους.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Другое, что мне помогло, так это то, что в 50-е годы нас учили быть воспитанными.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Друго нещо, което ми помогна като малко дете е, че през 50-те наистина те учеха на обноски.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.Ще однією річчю, яка допомогла мені, є те, що в 50-ті нас вчили манер.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.מה שעוד עזר לי, כילדה קטנה, הוא שבשנות ה-50 לימדו אותנו נימוסים.
Küçük bir çocukken bana yardımcı olan diğer şeyde 50'lerde görgü ve terbiyenin öğretilmesiydi.شيء آخر ساعدني , عندما كنت طفلة , هو , إننا في الخمسينات تعلمنا العادات الحميدة .
limon suyunda terbiye edilmiş tavuğun kenarlarının beyaza döndüğünü farkettim.Ik merkte dat de randen van de kip, die in citroensap waren gemarineerd, wit uitsloegen.
limon suyunda terbiye edilmiş tavuğun kenarlarının beyaza döndüğünü farkettim.레몬 주스로 양념한 닭고기의 가장자리가 하얗게 변하는 것을 보았습니다.
limon suyunda terbiye edilmiş tavuğun kenarlarının beyaza döndüğünü farkettim.ושמתי לב שהקצוות של העוף, שהושרה קודם במיץ לימון, הפכו ללבנים.
limon suyunda terbiye edilmiş tavuğun kenarlarının beyaza döndüğünü farkettim.و لاحظت أن أطراف الدجاج .التي تم نقعها في عصير الليمون,تحولت إلى اللون الأبيض
limon suyunda terbiye edilmiş tavuğun kenarlarının beyaza döndüğünü farkettim.白く変色しているのに気づきました 後に生物学の授業でこれは変性と呼ばれる現象で
Mükemmel bir ţekilde terbiye edilmiţ, gevrek, sulu ve tümüyle lezzetli olduklarý garantilidir.-이 아름다운 다이아몬드 목걸이를 구입할 수 있는 시간이 50초도 남지 았았어요. - 맞아요. 이 목걸이를 구입하길 원한다면
Mükemmel bir ţekilde terbiye edilmiţ, gevrek, sulu ve tümüyle lezzetli olduklarý garantilidir.Il vous reste peu de temps pour acheter ce magnifique collier de diamants Hope, moins de 50 secondes. Gillian?
Mükemmel bir ţekilde terbiye edilmiţ, gevrek, sulu ve tümüyle lezzetli olduklarý garantilidir.Nu a mai rămas mult timp pentru a lua acest minunat colier cu diamant, mai puțin de 50 de secunde. Gillian?
Mükemmel bir ţekilde terbiye edilmiţ, gevrek, sulu ve tümüyle lezzetli olduklarý garantilidir.Už nemáte veľa času k získaniu tohto menej než 50 sekúnd. Gillian?
Mükemmel bir ţekilde terbiye edilmiţ, gevrek, sulu ve tümüyle lezzetli olduklarý garantilidir.Ya no queda mucho tiempo para que te lleves éste precioso collar de diamantes, menos de 50 segundos. ¿Gillian?
Mükemmel bir ţekilde terbiye edilmiţ, gevrek, sulu ve tümüyle lezzetli olduklarý garantilidir.- Ντομάτα, εντάξει, να βάλω και απ' αυτό; - OK, και λίγο κρεμμύδι. Ωωω, και τυρί!
Mükemmel bir ţekilde terbiye edilmiţ, gevrek, sulu ve tümüyle lezzetli olduklarý garantilidir.Джиллиан? - Все верно, Джон, Вы уже хотите позвонить нам, чтобы получить это красивое бриллиантовое ожерелье.
O bir kaz terbiyecisi.그는 '거위 위스퍼'(거위 조련사) 입니다. (Dog Whisperer에서 비유)
O bir kaz terbiyecisi.Il est l'homme qui murmurait à l'oreille des oies.
O bir kaz terbiyecisi.הוא הלוחש לאווזים.
O bir kaz terbiyecisi.إنه الهامس للأوز
O bir kaz terbiyecisi.(会場: 笑い声)
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.Az Úrnak fenyítését fiam, ne útáld meg, se meg ne únd az õ dorgálását.
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.Figlio mio, non disprezzare l'istruzione del Signore e non aver a noia la sua esortazione
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.Filho meu, não rejeites a disciplina do Senhor, nem te enojes da sua repreensão;
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.Fiule, nu dispreţui mustrarea Domnului, şi nu te mîhni de pedepsele Lui.
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.Hỡi con , chớ khinh điều sửa phạt của Ðức_Giê - hô-va , Chớ hiềm lòng khi Ngài quở_trách ;
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.Hỡi con, chớ khinh điều sửa phạt của Ðức Giê-hô-va, Chớ hiềm lòng khi Ngài quở trách;
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.Karanja GOSPODOVEGA, sin moj, ne zametaj in strahovanje njegovo naj ti ne preseda:
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.Kázně Hospodinovy, synu můj, nezamítej, aniž sobě oškliv domlouvání jeho.
Oğlum, RABbin terbiye edişini hafife alma, Onun azarlamasından usanma.내 아들아 여호와의 징계를 경히 여기지 말라 그 꾸지람을 싫어 하지 말라