Çok az tercih hakkım vardı.I had little choice.
O bir masaj terapisti olarak çalışır.She works as a massage therapist.
Burada bir terslik var.Something's not right here.
Senin kanyağını konuşmana tercih ederim.I prefer your eau de vie to your conversation.
Ne yazık ki sana bazı terbiyeler öğretmek zorunda kalacağım, Tom.I'm afraid I'm going to have to teach you some manners, Tom.
Sana bazı terbiyeler öğretmek için buradayım.I'm here to teach you some manners.
Tom'un tostunda tereyağ isteyeceğini düşündüm.I thought Tom would want butter on his toast.
Gittiğini ve beni terk ettiğini düşünmüştüm.I thought you'd gone and left me.
Tam yardımımıza ihtiyacı olduğunda Tom'u terk edemeyiz.We can't abandon Tom just when he needs our help.
Tom'u terk edemezsin.You can't abandon Tom.
Terfi edemiyorum.I can't get promoted.
Beni burada ölüme terk edemezsin.You can't just leave me here to die.
Ben sadece Tom'u terk edemem.I can't just leave Tom.
Ben sadece terk edemem. Ben patrona benim terk ettiğimi anlatmak zorundayım.I can't just leave. I have to tell the boss I'm leaving.
Henüz terk edemezsin.You can't just quit.
Sen bugün Boston'u terk edemezsin.You can't leave Boston today.
Bu işi bitirinceye kadar Boston'u terk edemeyiz.We can't leave Boston until we finish this job.
Beni böyle terk edemezsin.You can't leave me like this.
Şimdi beni terk edemezsin.You can't leave me now.
Ailemi terk edemem.I can't leave my family.
Bu odayı terk edemezsin.You can't leave this room.
Biz burada Tom'u terk edemeyiz. O kendi başına sağ kurtulamaz.We can't leave Tom here. He won't survive on his own.
Tom'u terk edemem.I can't leave Tom.
Ben Tom'un nasıl olduğunu bulana kadar terk edemem.I can't leave until I've found out how Tom is.
Bizi terk edemezsin, Tom.You can't leave us, Tom.
Seni terk edemem.I can't leave you.
Sen beni terk ettiremezsin.You can't make me leave.
Olmayı tercih ettiğim bir yer düşünemiyorum.I can't think of any place I'd rather be.
Takuya derhal terk etmemi söyledi.Takuya told me to leave right away.
Az önce Tom'u terk ettim.I only just left Tom.
Ben kahve içmeyi çay içmeye tercih ederim.I prefer drinking coffee to drinking tea.
Bu binanın terk edilmiş olduğunu düşündüm.I thought this building was abandoned.
Tom'un bir ay önce Mary'yi terk ettiğini sandım.I thought Tom dumped Mary a month ago.
Senin terk etmemizi isteyeceğini düşündüm.I thought you were going to ask us to leave.
Tostunda tereyağı istediğini düşündüm.I thought you'd want butter on your toast.
Gemiyi terk etmeliyiz.We must abandon ship.
Gemiyi terk etmemiz gerektiğini düşünüyor musun?Do you think we should abandon ship?
Derhal terk edin!Leave immediately!
Bu kasabyı asla terk etmeyeceksin.You'll never leave this town.
Ben kırsal alanda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederim.I prefer living in the countryside to living in the city.
Bunun neden tercüme edilmediğine dair bir sebep var mı?Is there a reason why this is untranslated?
Kadınlar ve kızlar onunla karşılaşmaktansa caddeyi geçmeyi tercih ederler.Women and girls would cross over the street rather than meet him.
Bazıları için terörist olanlar diğerleri için karşı koymadır.Those who are terrorists for some, are resistance for others.
Bazıların terörist dedikleri diğerleri için özgürlük savaşçısıdır.Those who are terrorists for some, are freedom fighters for others.
Bir terapist görmem gerektiğini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think I should see a therapist?
Bugünlerde yaşlı insanları kastetmek için "kıdemli vatandaş" terimini sıklıkla kullanırız.Nowadays, we often use the term "senior citizen" to refer to old people.
Kim terk etti?Who quit?
Tereyağından kıl çeker gibi.It's like shooting fish in a barrel.
Terfini kutlamaya gidelim.Let's go celebrate your promotion.
Tom'un terbiyeli davrandığını umalım.Let's hope Tom behaves himself.
Binayı terk edelim.Let's leave the building.
Odayı terk edelim.Let's leave the room.
Beni terk etmeni istemedim.I didn't want you to leave me.
Mary'nin beni terk etmesini istemiyorum.I don't want Mary to leave me.
Evimi terk etmeni istiyorum.I'd like you to leave my house.
Seni bir daha asla terk etmek istemiyorum.I never want to leave you again.
Gerçekten seni terk etmek istemiyorum.I don't really want to leave you.
Bu yeri çabucak terk etmek istiyorum.I want to leave this place quickly.
Tom onun kasabayı terk ettiğini düşünmeni istedi.Tom wanted you to think he'd left town.
Tom evden çıkmamı istedi bu yüzden terk ettim.Tom wanted me out of the house, so I left.