Birisi şöyle yazmış; "Kazandığımda, kendi küçük dağımı alacağım ... ... ve tepesinde evim olacak" (Gülüşmeler)"Kiedy wygram, kupię sobie małą górę i zbuduję na niej domek".
Birisi şöyle yazmış; "Kazandığımda, kendi küçük dağımı alacağım ... ... ve tepesinde evim olacak" (Gülüşmeler)"Kun voitan, aion ostaa itselleni vuoren ja pienen talon sen laella."
Birisi şöyle yazmış; "Kazandığımda, kendi küçük dağımı alacağım ... ... ve tepesinde evim olacak" (Gülüşmeler)O persoană a scris, "Când voi câştiga, voi cumpăra un mic munte şi voi contrui o căsuță în vârf."
Birisi şöyle yazmış; "Kazandığımda, kendi küçük dağımı alacağım ... ... ve tepesinde evim olacak" (Gülüşmeler)Seseorang menulis, "Jika menang lotre, saya akan membeli gunung dan membangun rumah kecil di puncaknya."
Birisi şöyle yazmış; "Kazandığımda, kendi küçük dağımı alacağım ... ... ve tepesinde evim olacak" (Gülüşmeler)"Se vincessi, mi comprerei una piccola montagna e ci costruirei la mia casetta in cima."
Birisi şöyle yazmış; "Kazandığımda, kendi küçük dağımı alacağım ... ... ve tepesinde evim olacak" (Gülüşmeler)"Όταν κερδίσω, θα αγοράσω το δικό μου βουνό και θα χτίσω ένα μικρό σπίτι στην κορυφή."
Birisi şöyle yazmış; "Kazandığımda, kendi küçük dağımı alacağım ... ... ve tepesinde evim olacak" (Gülüşmeler)Един написал, "Когато спечеля, ще си купя собствена планина и ще имам малка къща на върха."
Bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştiriyorum.Ancora una volta, centriamo il goniometro sul vertice dell'angolo.
Bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştiriyorum.Donc une fois encore, positionner le centre du rapporteur au sommet de notre angle.
Bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştiriyorum.Endnu engang skal vi sætte centrum af vinkelmåleren ved spidsen af vores vinkel.
Bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştiriyorum.다시 각의 꼭짓점에 각도기 중심을 맞추고
Bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştiriyorum.Tak więc kolejny raz ustawmy środek kątomierza w wierzchołku kąta.
Bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştiriyorum.Отново: поставяме центъра на транспортира върху върха на ъгъла.
Bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştiriyorum.مرة اخرى، ضعوا مركز المنقلة على رأس الزاوية
Bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştiriyorum.回転すると、重なり、
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Een van de inwoners van de biosfeer noemde het "De hof van Eden bovenop een vliegdekschip."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Einer der Biosphärianer nannte es einen "Garten Eden auf einem Flugzeugträger".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Jak powiedział jeden z Biosferczyków: "Eden na pokładzie lotniskowca".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Jeden z Biosféřanů to nazval "rajská zahrada na palubě letadlové lodi."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.바이오스피어에서 살던 한 사람은 그것을 "항공모함 꼭대기의 에덴 동산"이라고 불렀습니다.
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Một trong những nhà sinh quyển học gọi nó là "vườn Địa Đàng trên hàng không mẫu hạm."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Salah satu penghuni Biosfer menyebutnya "Taman Eden di atas kapal induk."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Un des biosphériens l'appelait le "jardin d'Eden sur un porte-avions".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Uno dei Biosferiani lo chiamava "l'Eden sopra alla portaerei".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Uno de los 'Biosferos' la llamaba "Jardín de Eden colocado arriba de un porta aviones."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Unul dintre biosferiani a numit-o "grădina Eden deasupra unui portavion".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Един от жителите на Биосферата я нарече "Райска градина, разположена върху самолетоносач."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Один из биосферианцев звал её "Эдемским садом на борту авианосца".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.אחד מחברי הביוספירה קרא לזה "גן עדן על גבי נושאת מטוסים".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.واحدة من "البيوسفاريين" كان يدعوه جنة عدن فوق حاملة طائرات.
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.呼びました そしてもちろん居住区があり
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.A pojav Balák Baláma, uvedl jej na vrch hory Fegor, kteráž leží naproti poušti.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.A tak pojal Balák Baláma na temeno vrchu Peor, ktorý hľadí na šírinu púšte.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Balac a dus pe Balaam pe vîrful muntelui Peor, care este cu faţa spre pustie.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Ba-lác bèn dẫn Ba-la-am đến chót núi Phê - ô , đối ngang đồng vắng .
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Ba-lác bèn dẫn Ba-la-am đến chót núi Phê-ô, đối ngang đồng vắng.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Balac llevó a Balaam a la cumbre de Peor que mira hacia Jesimón
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Balak mena Balaam sur le sommet du Peor, en regard du désert.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Così Balak condusse Balaam in cima al Peor, che è di fronte al deserto
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Elvivé azért Bálák Bálámot a Peór tetejére, a mely a puszta felé néz.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Então Balaque levou Balaão ao cume de Peor, que dá para o deserto.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Ja Baalak vei Bileamin Peor-vuoren huipulle, joka kohoaa yli erämaan.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.발락이 발람을 인도하여 광야가 내려다 보이는 브올산 꼭대기에 이르니
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Maka dibawanya Bileam ke puncak Gunung Peor yang menghadap ke padang gurun
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Och Balak tog Bileam med sig upp på toppen av Peor, där man kan se ut över ödemarken.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Og Balak førte Bileam op på Toppen af Peor, der rager op over Ørkenen.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Pelje torej Balak Balaama na vrh Peorja, ki strmi nad puščavo.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Så tok Balak Bileam med op på toppen av Peor, hvorfra en skuer ut over ørkenen.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Tedy wiódł Balak Balaama na wierzch góry Fegor, która patrzy ku puszczy.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Und er führte ihn auf die Höhe des Berges Peor, welcher gegen die Wüste sieht.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Zo nam koning Balak Bileam mee naar de top van de berg Peor, vanwaar zij over de woestijn uitkeken.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.Και εφερεν ο Βαλακ τον Βαλααμ επι την κορυφην του Φεγωρ, το οποιον βλεπει προς Γεσιμων.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.И Валак заведе Валаама на върха на Фегор, който гледа към Иесимон.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.И взял Валак Валаама на верх Фегора, обращенного к пустыне.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.ויקח בלק את בלעם ראש הפעור הנשקף על פני הישימן׃
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.فاخذ بالاق بلعام الى راس فغور المشرف على وجه البرية.
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.巴 勒 就 領 巴 蘭 到 那 下 望 曠 野 的 毘 珥 山 頂 上
Böylece Balamı çöle bakan Peor Dağının tepesine götürdü.巴勒 就 領巴蘭 到 那 下 望曠野 的 毘珥 山頂上
Brister Tepesi altında, benim alanından yarım mil sızmaya., Brister의 언덕 아래에서 내 분야에서 반 마일을 흘러.
Brister Tepesi altında, benim alanından yarım mil sızmaya.Nässen unter Brister Hill, eine halbe Meile von meinem Feld.