Onun tenkitleri yersizdi.His criticisms were out of place.
Onun önerilerini tenkit etme.Don't put down his suggestions.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.However some question this explanation.
Sonra daha basit tenkitler de ileri sürüldü.They refused, and made their way to Lviv.
Fakat bu aşırı fanatik Katolik Haçlı tutumu hakkında tenkit bulunmamaktadır.However, it has also been careful not to offend Catholic moral sensibilities.
Her kim târihi şimdiyi tenkit etmek için kullanırsa onun ailesi îdam edilmelidir.Anyone who uses history to criticize the present shall have his family executed.
Birbirlerinin uzmanlığı hakkında ciddi tenkit.In OH, we honour each other’s privacy.
Bu fikir daha sonraları birçok filozof tarafından tenkit edilmiştir.This later suggestion has been pursued by several philosophers since Lewis.
Bu çeşit örnek almayı titiz, tenkitçi bir şekilde inceleme imkânı yoktur.You know, it's not easy to use that kind of stuff without seeming somehow exploitive.
Eserlerinde görüşlerine yer verdiği kimseleri tenkit de etmiştir.One whose soul mirrored the soul of his people, yet whose vision was universal.
Kalsedon inancının tenkitleriPosition vs. Chalcedonian creed
Eserlerinde görüşlerine yer verdiği kimseleri tenkit de etmiştir.Der Sachwalter (Kurator) wacht dann über jene Teile, für die er eingesetzt wurde.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.Diese Erzählsituation erscheint natürlich.
Fakat sonradan Mütevekkil oğlundan çok soğumuş ve oğlu Muntasır'ı devamlı yerip tenkit etmeye başlamıştı.Doch die Gestalt wird immer bedrohlicher, und der Sohn reagiert immer panischer.
Bununla birlikte, örneğin Alman filozof Kant da geleneksel akılcı düşünce okulunu tenkit etmiştir.Bis dahin folgte die deutsche Pädagogik in erster Linie einer geisteswissenschaftlichen Tradition.
Daha sonra Sistani ABD'nin Irak Hükümeti planlarını yeterince demokratik olmadığı yönünde tenkit etmiştir.Il a critiqué les projets américains de gouvernement irakien qu'il ne considérait pas assez démocratiques.
Sık sık tartışmalara giriyor, büyük tenkitlerde bulunuyordu.Il intervint dans les débats, parfois avec vigueur.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.Néanmoins, ces points ont reçu des explications.
Fakat bu aşırı fanatik Katolik Haçlı tutumu hakkında tenkit bulunmamaktadır.Se posa la question de l'endroit où serait inhumée cette princesse non catholique.
Tenkit düşüncesine sahip olmamakla birlikte, gördükleri ile duydukları arasında bir ayrım yapmıştır.Al levantarse se hacen preguntas mutuas y se cuentan lo que han visto.
Çatışmalar Tenkitten'de yoğunlaştı.Los segmentos se levantó a cabo por tenedor.
Bu fikir daha sonraları birçok filozof tarafından tenkit edilmiştir.Este argumento ha sido utilizado por muchos filósofos.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.Esto es lo que el discurso intentó expresar.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.La abreviatura estándar «SN» es un prefijo opcional.
Eserlerinde görüşlerine yer verdiği kimseleri tenkit de etmiştir.Pidió a los testigos no abandonar sus asientos y que nada temiesen, viesen lo que viesen.
Şiir olarak edebî değeri tenkit edilmektedir.Su valor como poeta es innegable.
Bu ekler modern edebiyat tenkitçileri tarafından çok beğenilmektedirler.Quest'ultimo è il preferito dagli editori moderni.
Fakat bu aşırı fanatik Katolik Haçlı tutumu hakkında tenkit bulunmamaktadır.Quest'atto di sottomissione non rassicura del tutto le autorità cattoliche.
Eserlerinde görüşlerine yer verdiği kimseleri tenkit de etmiştir.Они спросили его обитателей: Кто стражи города?
Bu mısrayı kimileri tenkit ederken, kimileri çalıntı olduğunu iddia etti.Некоторые говорят, что они воровали для себя.
Bu fikir daha sonraları birçok filozof tarafından tenkit edilmiştir.Это понятие использовали многие философы.
Ana tenkitlerden biri, erkeklerin bilhassa da'va turlarına çıkarak ailelerini ihmal ve göz ardı ettiğidir.Не глядя разрушает чужие семьи, безразличен и к собственной.
Her kim târihi şimdiyi tenkit etmek için kullanırsa onun ailesi îdam edilmelidir.E que todo aquele que está com raiva de seu irmão, será réu de juízo próprio.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.Die duidelijkheid kwam er.
Bu fikir daha sonraları birçok filozof tarafından tenkit edilmiştir.Die onderwerpen werden door latere filosofen uitgewerkt.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.Świadczą o tym następujące wypowiedzi.
Eserlerinde görüşlerine yer verdiği kimseleri tenkit de etmiştir.Popatrzcie, coście z nim (dyrektorem) zrobili!
Bizce burada ahmak Molla Nasreddin değil, onun tenkit etmek amacı ile kasten rolüne girmiş olduğu kadıdır."Nie chcemy żebyś była anorektyczką, ale chcemy abyś właśnie tak wyglądała.”
Her kim târihi şimdiyi tenkit etmek için kullanırsa onun ailesi îdam edilmelidir.Kto chce podnieść na mnie rękę, musi uczynić to przemocą.
Bu ekler modern edebiyat tenkitçileri tarafından çok beğenilmektedirler.Och det är det jag verkligen älskar med låtskriveri.
Mezhebin bu görüşü çoğu kelamcı tarafından tenkit edilmiştir.Den principen följer de flesta adelsätter.
Bu fikir daha sonraları birçok filozof tarafından tenkit edilmiştir.Detta argument har utmanats av diverse kompatiblistiska filosofer.
Fakat bu aşırı fanatik Katolik Haçlı tutumu hakkında tenkit bulunmamaktadır.Detta requiem följer följer dock inte den katolska mässan.
Bu tenkitler dolayısıyla bu eserin temsilleri devam etmedi.Можливо, саме тому вони не пішли шляхом замахів.
Bu tenkitler dolayısıyla bu eserin temsilleri devam etmedi.Ale ne úplně, neboť ta původní puklina přetrvala.
Eserlerinde görüşlerine yer verdiği kimseleri tenkit de etmiştir.Dosáhli toho pomocí jejich vynálezu: Oka pravdy.
Bu fikir daha sonraları birçok filozof tarafından tenkit edilmiştir.Tato teorie čtyř elementů byla přijata řadou dalších filozofů.
Bu ekler modern edebiyat tenkitçileri tarafından çok beğenilmektedirler.Proto jsou velmi oblíbené v moderní architektuře.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.Rămăsese să lămurească această chestiune.
Bunun dışında Neokonfüçyüsçü bilgelerin Japonya'da dînî tenkit konusunda büyük rol oynamışlardır.A negatív jelentéstartalom ellenére az otaku-lét hatalmas üzlet Japánban.
Bu çeşit örnek almayı titiz, tenkitçi bir şekilde inceleme imkânı yoktur.Ellenkező esetben aligha lehetne belőlük előrelátásokat levezetni, és őket tapasztalatilag ellenőrizni.
Birbirlerinin uzmanlığı hakkında ciddi tenkit.Kumpikin on valehdellut toisilleen ammattinsa.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.Μεγαλύτερος "αριθμός ISO" σημαίνει μεγαλύτερη ευαισθησία.
Bu fikir daha sonraları birçok filozof tarafından tenkit edilmiştir.Το έργα του επηρέασαν μετέπειτα φιλοσόφους.
Bununla birlikte, örneğin Alman filozof Kant da geleneksel akılcı düşünce okulunu tenkit etmiştir.Σε αντίθεση με τη γερμανική σχολή, απορρίπτει την ιδέα της σταθερής γεωγραφίας.
Bu eser, Türk edebiyat tarihinde yazılmış ilk tenkitli monografi sayılır.Πρόκειται για το πρώτο έργο του επιστολικού είδους που έχει διατηρηθεί στην παλιά σερβική λογοτεχνία.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.Ωστόσο διευκρίνισε πως αυτή ήταν η άποψή του.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.En ”snenæse” med lysere strejf er acceptabel.
Fakat bu açıklama tenkitlere uğramıştır.Utrolig nok har denne appellen ført frem.
Bu okula kaydı, Ruslaşma tehlikesi olarak görüldüğü için Türk cemaatince tenkit edildi.Pameran ini ditutup oleh polisi karena dianggap radikal.