Ana içeriğe geç
Sözlük

tenis ile cümle

tenis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Seninle tenis oynamak istiyorum.I'd like to play tennis with you.
Tenis kortuna gidiyor musun?Are you on your way to the tennis court?
Tenis maçını kazanacağımdan eminim.I'm sure I'll win the tennis match.
Ben tenis maçını kazanacağımdan eminim.I'm certain that I'll win the tennis match.
Şüphesiz tenis maçını kazanacağımı düşünüyorum.I think, without a doubt, that I'll win the tennis match.
Marco haftada iki kez tenis oynar.Marco plays tennis twice a week.
Pazar günleri tenis oynamak ister misiniz?Would you like to play tennis on Sundays?
"Haftada kaç kez tenis oynarsın?" "Haftada üç kez tenis oynarım.""How many times a week do you play tennis?" "I play tennis three times a week."
O günlerde, her gün Jeanette ile tenis oynuyordum.In those days, I played tennis with Jeanette every day.
Bayan Ogawa teniste gerçekten iyidir.Mrs. Ogawa is really good at tennis.
Pin pona aynı zamanda masa tenisi de denir.Ping pong is also called table tennis.
Genç bir öğrenciyken tenis oynardım.I used to play tennis when I was a young student.
Keşke gerçekten yarın seninle tenis oynayabilsem.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Gerçekten yarın seninle tenis oynayabilmeyi diliyorum.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Jeanne da tenis oynuyor.Jeanne is also playing tennis.
Tenis oynayalım!Let's play tennis!
Biz tenis oynamak için günün güzel havasının avantajından yararlandık.We took advantage of the day's nice weather to play tennis.
Yağmur nedeniyle dışarıda tenis oynamadık.Because of the rain, we didn't play tennis outside.
Tenis hakkında bir cümle daha duyarsam, çıldıracağım.If I hear one more sentence about tennis, I'll go crazy.
Bir tenis maçı oynayacağız.We will play a tennis match.
Bizimle tenis oynamak ister misin?Do you want to play tennis with us?
Ben o kadar iyi tenis oynayamam.I can't play tennis that well.
O ne zaman tenis oynar.When does he play tennis?
O ne zaman tenis oynar?When does she play tennis?
Yabancıların bir tenis turnuvası var. Gelip izlemek ister misin?The foreigners are having a tennis tournament. Would you like to come and watch it?
Her pazar tenis oynamak ister misin?Would you like to play tennis every Sunday?
Tom diğer insanların tenis oynamalarını izlemekten hoşlanır.Tom likes to watch other people play tennis.
Arkadaşım tenis oynamaz.My friend doesn't play tennis.
Tom beni yenemezsin.Küçükten beri tenis oynarım.You can't beat me, Tom. I've been playing tennis since I was a kid.
Bir tenis oyununun eğlenceli olabileceğini düşündüm.I thought a game of tennis might be fun.
Yağmur durdu ve tenis oyunumuzu bitirebildik.It stopped raining and we were able to finish our game of tennis.
Yağmur durur durmaz tenis maçı devam etti.As soon as the rain stopped, the tennis match continued.
O teniste oldukça kötü.He's pretty bad at tennis.
Tom pazar günü tenis oynamak istemiyor.Tom doesn't want to play tennis on Sunday.
İyi bir tenis oyuncusu olacağını duydum.I hear that you would be a good tennis player.
Git Tom'la tenis oyna.Go play tennis with Tom.
Tom'la hiç tenis oynamadım.I've never played tennis with Tom.
Bir ara birlikte duvar tenisi oynamalıyız.We should play squash together sometime.
Eskisi kadar tenis oynamıyorum.I don't play tennis as well as I used to.
Alice şu anda tenis oynuyor.Alice is playing tennis at the moment.
Okuldan sonra tenis oynamam.I don't play tennis after school.
Duvar tenisi oynarım.I play squash.
Ben tenis oynarım ama formum çok kötü.I play tennis, but my form is terrible.
Parkta tenis kortları var.There are tennis courts in this park.
Birkaç tenis topu satın aldık.We bought some tennis balls.
Bütün yaz tenis oynadıktan sonra, önemli bir beceri kazandım.After playing tennis all summer, I've acquired considerable skill.
Tenis nasıl oynanır bilmiyorum.I don't know how to play tennis.
Tenis oynadığını gördüm.I've seen you play tennis.
Tom'un mükemmel bir tenis oyuncusu olduğunu duyuyorum.I hear Tom is an excellent tennis player.
Roger Federer'i severim. Sen hangi tenis oyuncusunu seviyorsun?I like Roger Federer. What tennis player do you like?
Ben tenis oynamaktan hoşlanırım. Sen hangi sporu yapmaktan hoşlanırsın?I like to play tennis. What sport do you like to play?
Tenis raketimi kulüpte bıraktım.I left my tennis racket at the club.
Hangi tenis oyuncularını seviyorsun?What tennis players do you like?
Gerçekten Tom'la tenis oynamayı istemiyordum.I really didn't want to play tennis with Tom.
Tom tenis raketini ne zaman aldığını merak ediyordu.Tom wondered when you bought your tennis racket.
Tom'la tenis oynamaktan hoşlanacağımı sanmıyorum.I don't think I'd enjoy playing tennis with Tom.
Köpek, Tom'un tenis ayakkabılarından birini çiğnemiş.The dog chewed on one of Tom's tennis shoes.
Tom senden daha iyi bir tenis oyuncusu.Tom is a better tennis player than you are.
Tom iyi bir tenis oyuncusu.Tom is a good tennis player.
Biz sık sık birlikte tenis oynarız.We often play tennis together.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod