Ana içeriğe geç
Sözlük

tenis ile cümle

tenis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O mükemmel bir tenis oyuncusudur.He's an excellent tennis player.
Yumi tenis oynamak için parka gitti.Yumi went to the park to play tennis.
Biz neden pazar tenis oynamıyoruz?Why don't we play tennis on Sunday?
Eskiden tenis oynardım.I used to play tennis.
Önceden tenis oynardım.I used to play tennis.
Bir tenis maçı yapalım.Let's have a game of tennis.
Çok iyi şekilde tenis oynayamam.I can't play tennis very well.
Teniste çok iyi değilim.I'm not so good at tennis.
Ben her gün tenis oynarım.I play tennis every day.
Annem şimdi tenis için deli oluyor.My mother is now crazy about tennis.
Tenis oynamak eğlencelidir.Playing tennis is fun.
Tenis ve Golfü severim.I like tennis and golf.
Tüm gün tenis oynadım.I played tennis all day.
Futbol tenisten daha popülerdir.Football is more popular than tennis.
Tenis oynamaya son verelim.Let's stop playing tennis.
Mary tenis oynarken sırtını yaraladı.Mary injured her back playing tennis.
Dün tenis oynamadılar.They didn't play tennis yesterday.
O yarın tenis oynayacak.Tomorrow he'll play tennis.
Tenis öğrenciler arasında çok sevilir.Tennis is very popular amongst students.
Neden mini etekler içinde tenis oynadığımızı merak ediyorum.I wonder why we play tennis in miniskirts.
O, babasıyla bu öğleden sonra tenis oynamaya niyetlidir.She intends to play tennis this afternoon with her father.
O yarın öğleden sonra tenis oynamaya niyet ediyor.She intends to play tennis tomorrow afternoon.
O, tenis oynamaya niyetlidir.She intends to play tennis.
O, onunla tenis oynardı.She used to play tennis with him.
O, onunla tenis oynamaya can atıyor.She was looking forward to playing table tennis with him.
Akira teniste iyidir.Akira is good at tennis.
Tenis tercih ettiğim spordur.Tennis is my preferred sport.
Tenis tercih ettiğim spor.Tennis is my preferred sport.
Tenis oynamayı mı yoksa golfü mü tercih edersiniz?Would you rather play tennis or golf?
Tom burada tenis oynayamaz.Tom can't play tennis here.
Tom'un ünlü bir tenis oyuncusu olma hayalleri vardı.Tom had dreams of becoming a famous tennis player.
Tom tenisten hoşlanmıyor ve asla hoşlanmadı.Tom doesn't enjoy tennis and never has.
Tom birlikte tenis oynayacak birini bulamadı.Tom couldn't find anyone to play tennis with.
Tom çok iyi tenis oynayamaz.Tom can't play tennis very well.
Tom çok iyi tenis oynayabilir.Tom can play tennis very well.
Tom oldukça iyi tenis oynayabilir.Tom can play tennis quite well.
Tom, hem tenisi hem de masa tenisini iyi oynayabilir.Tom can play both tennis and table tennis well.
Kazadan önce, Tom profesyonel bir tenis oyuncusu olmayı umuyordu.Before the crash, Tom had been hoping to become a professional tennis player.
Tom Mary ile tenis oynardı.Tom used to play tennis with Mary.
Tom bazen Mary ile tenis oynar.Tom sometimes plays tennis with Mary.
Tom okuldan sonra çoğunlukla Mary ile tenis oynar.Tom often plays tennis with Mary after school.
Tom ve Mary Cumartesi sabahı her zaman tenis oynarlar.Tom and Mary always play tennis on Saturday morning.
Tom ve Mary hemen hemen her zaman okuldan sonra tenis oynarlar.Tom and Mary almost always play tennis after school.
Tom Mary'nin bir tenis maçına davetini kabul etti.Tom accepted Mary's challenge to a tennis match.
Okuldan sonra tenis oynardım.I used to play tennis after school.
Tom Mary kadar iyi tenis oynayabilmeyi diledi.Tom wished that he could play tennis as well as Mary.
Tom, bütün öğleden sonrayı tenis oynayarak geçirdi.Tom spent the whole afternoon playing tennis.
Tom teniste iyileşti.Tom got good at tennis.
Tom tenis oyununda Mary'ye meydan okudu.Tom challenged Mary to a game of tennis.
Tom Mary'yi teniste yendi.Tom beat Mary in tennis.
Tom'un iyi olduğu tek spor tenistir.The only sport Tom is any good at is tennis.
Birisi benim tenis raketimi çaldı.Someone stole my tennis racket.
O, teniste iyidir.She's good at tennis.
Okuldan sonra tenis oynarım.I play tennis after school.
Biri benim tenis raketimi çaldı.Someone has stolen my tennis racket.
Tom elbette tenis oynayabilir.Tom sure can play tennis.
Biraz tenis oynayalım.Let's play some tennis.
Onlar her zaman burada tenis oynadılar.They always played tennis here.
Tom'un tenis oynamayı seven bir kız kardeşi var.Tom has a sister who likes to play tennis.
O, büyüyünce tenis oynamak istiyor.He wants to play tennis when he's older.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod