ten ile cümle
ten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tenis kulübünün bir üyesiyim.I am a member of the tennis club.
Bir tenis kulübüne katılmaya karar verdim.I made up my mind to join a tennis club.
Televizyonda bir tenis maçı izledim.I watched a tennis match on TV.
Tom'un tenis oynadığını gördüm.I saw Tom play tennis.
Tom kadar iyi tenis oynayamam.I can't play tennis as well as Tom.
Okuldan sonra sıklıkla tenis oynarım.I often play tennis after school.
Okuldan sonra sık sık tenis oynarım.I often play tennis after school.
Pazar günü onunla tenis oynardım.I would play tennis with him on Sunday.
Yüzmektense tenis oynamayı tercih ederim.I would rather play tennis than swim.
Okul bittikten sonra tenis oynadım.I played tennis after school was over.
Erkek kardeşimle tenis oynadım.I played tennis with my brother.
Keiko'nun okuldan sonra tenis oynadığını gördüm.I saw Keiko playing tennis after school.
Eskisi kadar çok tenis oynamam.I do not play tennis as much as I used to.
Önümüzdeki Pazar tenis oynayacağım.I am going to play tennis next Sunday.
Bu öğleden sonra tenis oynayacağım.I will play tennis this afternoon.
Dün tenis oynamadım.I did not play tennis yesterday.
Ben dün ilk defa tenis oynadım.I played tennis yesterday for the first time.
Ara sıra tenis oynarım.I play tennis once in a while.
Bazen onunla tenis oynarım.I sometimes play tennis with her.
Gençken sık sık tenis oynardım.I often played tennis when I was young.
Hafta sonunda tenis oynamayı sevdim.I enjoyed playing tennis over the weekend.
Yeni bir tenis raketi istiyorum.I want a new tennis racket.
Bütün sporların içinde en çok tenisi severim.I like tennis the best of all sports.
Ben çorbayı büyük tencerede pişiririm.I cook soup in a big pot.
Cumartesi günü Cyril adlı oğlan arkadaşımla bir tenis maçı oynuyor olacağım.I will be playing a tennis match on Saturday with my boyfriend Cyril.
Pazar günü parkta tenis oynarım.I play tennis in the park on Sunday.
Onun tenis maçını kazandığına eminim.I am sure of his winning the tennis match.
Onunla bir tenis maçım vardı.I had a tennis match with him.
Onunla sık sık tenis oynardım.I would often play tennis with him.
Genellikle tenis oynadıktan sonra bir duş alırım, ama bugün alamadım.I usually take a shower after I play tennis, but today I couldn't.
Çalıştıktan sonra tenis oynadım.I played tennis after I studied.
Okuldan sonra tenis oynadım.I played tennis after school.
Pazar günleri onunla tenis oynamayı prensip ediniyorum.I make it a rule to play tennis with him Sundays.
Her Pazar tenis oynarım.I play tennis every Sunday.
Yarın tenis oynayacağım.I am going to play tennis tomorrow.
Ben beyzbol, tenis, voleybol ve bunun gibi oynayabilirim.I can play baseball, tennis, volleyball, and so on.
Tenisi beyzbola tercih ederim.I prefer tennis to baseball.
Onlar tenis oynuyorlardı.They were playing tennis.
O, arada bir tenis oynar.Now and then she plays tennis.
Kızlar yarın tenis oynamayacaklar.The girls will not play tennis tomorrow.
Hakem, tenis kortunun yan tarafında yüksek bir sandalyede oturuyor.The umpire sits in a high chair at the side of the court.
Elbiselerin yeni çizgisi Paris'ten.The new line of dresses is from Paris.
Bazı kızlar tenis oynuyorlardı.Some girls were playing tennis.
Masao tenis kulübünün üyesidir.Masao belongs to the tennis club.
Büyükannem benden daha hızlı yürür, ve benim oynadığımdan daha iyi tenis oynar.My grandmother walks faster than me, and plays tennis better than I do.
Bacağı onun tenis turnuvasına katılmasını engelleyecek.His leg will prevent him from participating in a tennis tournament.
Üniversitemde bir tenis kulübü üyesiydim.I belong to a tennis club in my university.
Öğle yemeğinden sonra tenis oynadı.Finishing lunch, he played tennis.
Erkek kardeşim teniste hiç yenilmedi.My brother has never been beaten at tennis.
Tenis oynamak için güzel havadan yararlandık.We took advantage of the fine weather to play tennis.
Tenis raketimi trende bıraktım.I left my tennis racket on the train.
Keşişler manastırlarda tenis oynarlardı.Monks used to play tennis in monasteries.
Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.Birds of a feather flock together.
Japon ekonomisi yıllık en fazla % 5'ten daha fazla büyümeye devam etti.The Japanese economy continued to grow by more than 5% annually.
Pazar günü, Emi ile tenis oynarım.On Sunday, I play tennis with Emi.
Pazar günü tenis oynamak ister misin?Would you like to play tennis on Sunday?
Pazar günü sık sık tenis oynarım.I often play tennis on Sunday.
Pazar günü tenis oynardı.She used to play tennis on Sunday.
Onun sana iyi bir tenis oyunu verebileceğinden eminim.I'm sure he can give you a good game of tennis.
Onun tenkitleri yersizdi.His criticisms were out of place.