Petra Kandarr'ın tenisçi kızı Jana Kandarr, 2000 Yaz Olimpiyatları'nda Almanya'yı temsil etmişti.Petra Kandarr est la mère de Jana Kandarr, joueuse de tennis professionnelle dans les années 1990 et 2000.
Haas, 1996 yılında profesyonel tenise başladı.En 1996, Haas devient professionnel.
Tenisten Sonra Sodasız Viski.Sky diminutif de whisky.
Tenisçiler Resmi internet sayfasıSite officiel Portail du tennis
Lillymon Tenamon'un en son halinden bir sonraki digimondur.La plus récente d'entre elles étant actuellement Hilda Tenorio.
Kremlin Cup Rusya'nin başkenti Moskova'da düzenlenen bir tenis turnuvasıdır.Le Victoria Moscou est un club russe de tennis de table situé à Moscou.
Zangetsu'nun Getsuga Tensho adlı bir tekniği vardır.Sa technique spéciale reste le Gestuga Tensho".
Orfe'nin İnişi, Tennessee Williams'ın 1957 tarihli tiyatro oyunu.La Descente d'Orphée (Orpheus Descending), pièce de théâtre de Tennessee Williams (1957).
Alpha 3 ten daha fazla tutmuştur.Botero est à plus de trois minutes.
Turnuva, Tennis Center at Crandon Park'ta son kez oynandı.Pour la première fois, le tournoi a lieu à Crans-Montana.
Angelique Kerber, (18 Ocak 1988) profesyonel bir Alman tenisçidir.Angelique Kerber, née le 18 janvier 1988 à Brême, est une joueuse de tennis professionnelle allemande .
Tenis oynadım.Yo jugué al tenis.
Ken tenis oynuyor mu?¿Ken juega al tenis?
Tenisi severim.Me gusta el tenis.
Biz dün tenis oynadık.Jugamos al tenis ayer.
Dün tenis oynamadılar.Ayer no jugaron al tenis.
Tenisi seviyor musun?¿Te gusta el tenis?
Ben her gün tenis oynarım.Juego al tenis todos los días.
Akira tenisi iyi oynayabilir.Akira puede jugar bien al tenis.
Tenis oynamaz mısın?¿No juegas al tenis?
Okuldan sonra tenis oynadım.Jugué al tenis después de clase.
Genellikle okuldan sonra tenis oynarız.Normalmente jugamos al tenis después de la escuela.
Her pazar tenis oynardı.Ella solía jugar al tenis todos los domingos.
Tom tenis oynayamaz.Tom no sabe jugar al tenis.
Tenis oynarım.Juego al tenis.
Haftada bir kez, o, arkadaşları ile tenis oynar.Ella juega al tenis con sus amigos una vez a la semana.
Bizimle tenis oynamak ister misin?¿Quieres jugar al tenis con nosotros?
O, onunla tenis oynardı.Ella solía jugar al tenis con él.
Şu anda hem Tom hem de Bill tenis oynuyorlar.Tanto Tom como Bill están jugando al tenis en este momento.
Ben tenis oynamayı seviyorum.Me gusta jugar al tenis.
Marco haftada iki kez tenis oynar.Marco juega al tenis dos veces a la semana.
Dün tenis oynadın.Ayer jugaste al tenis.
O, caddedeki teneke kutuları topladı.Él recogió latas de la calle.
Genellikle tenis oynadıktan sonra bir duş alırım, ama bugün alamadım.Suelo darme una ducha después de jugar al tenis, pero hoy no he podido.
Tenis oynadın mı?¿Jugaste al tenis?
Ben, iyi bir tenis oyuncusu olduğunu duyuyorum.He oído que eres un buen tenista.
Sen bir tenis oyuncususun.Eres un jugador de tenis.
Tom kadar iyi tenis oynayamam.No sé jugar al tenis tan bien como Tom.
Yarın tenis oynayacak.Mañana jugará al tenis.
O, yarın öğleden sonra tenis oynuyor olacak.Mañana por la tarde estará jugando al tenis.
Ben tenis kulübündeyim.Estoy en el club de tenis.
Tenis oynamak için parka gittim.Fui al parque a jugar al tenis.
Bazı kızlar tenis oynuyorlardı.Algunas niñas estaban jugando al tenis.
Onlar Tennessee'de kaldılar.Ellos se quedaron en Tennessee.
Onlar dün tenis oynamadılar, çünkü yağmur yağdı.Ayer no jugaron al tenis porque estaba lloviendo.
Onun en iyi tenis oyuncusu olduğunu söylüyorlar.Dicen que es el mejor jugador de tenis.
Yumi tenis oynamayacak.Yumi no va a jugar al tenis.
Yumi tenis oynamak için parka gider.Yumi va al parque a jugar al tenis.
Yumi tenis oynamada iyidir.A Yumi se le da bien jugar al tenis.
Yumi pazar günü tenis oynamaktadır.Yumi juega al tenis los domingos.
Pazar günü onunla tenis oynardım.Solía jugar al tenis con él el domingo.
Frank hasta olamaz. O bütün gün tenis oynuyordu.Frank no puede estar enfermo, ha estado jugando al tenis todo el día.
Tom, hem tenisi hem de masa tenisini iyi oynayabilir.Tom sabe jugar bien tanto al tenis como al ping-pong.
O teniste iyidir.Se le da bien el tenis.
Jane de tenis oynuyor.Jane también juega al tenis.
Tenis oynamak istiyorum.Quiero jugar al tenis.
Ne zaman tenis oynarsın?¿Cuándo juegas al tenis?
Nerede tenis oynarsın?¿Dónde juegas al tenis?
O tenis oynamaktan hoşlanıyor.Le gusta jugar al tenis.
O her gün tenis oynar.Juega al tenis todos los días.