Gelecek yıl bütün plajı temizlemek zorundayız.Next year we have to clean the whole beach.
Odayı temizlemek zorundalar.They have to clean the room.
Dişlerimi temizlemek zorundayım.I have to clean my teeth.
Bunu temizlemek zorundayız.We have to clean this up.
Annem ve babam gelmeden önce evi temizlemek istiyorum.I would like to clean up the house before my parents come.
Tom odasını temizlemek zorunda kaldı.Tom had to clean his room.
Tom odasını temizlemekle meşgul.Tom has been busy cleaning his room.
Tom oturma odasını temizlemek için söz verdi.Tom promised to clean the living room.
Mary'nin kıçını temizlemek için bir rulo tuvalet kağıdına ihtiyacı var.Mary needs a whole roll of toilet paper to wipe her ass clean.
Bunu temizlemek bir sürü zaman, kan, ter ve göz yaşı aldı.It took a lot of time, blood, sweat and tears to clean it.
Evi temizlemek zorundayım.I have to clean the house.
Tom odasını temizlemek için söz verdi.Tom promised to clean his room.
Bu pisliği temizlemek zorunda olan kişi benim.I'm the one who has to clean up this mess.
Kümesi temizlemek gereklidir.It is necessary to clean the chicken-house.
Havayı temizlemek için bu şansa sahip olduğumuz için sevindim.I'm glad we had this chance to clear the air.
Garajı temizlemek çok zaman almamalı.It shouldn't take us long to clean out the garage.
Tom'un odasını temizlemek için ona yardım etmeliyim.I have to help Tom clean his room.
Bütün şu pisliği temizlemek için birlikte çalışacağız.We will work together to clean all that mess.
Avrupalılar iblislerin kıtasını temizlemek için bir cinci hoca tuttu.The Europeans hired an exorcist to cleanse their continent of demons.
Odayı temizlemek zorunda mıyım?Must I clean the room?
Eugenia yüzü temizlemek ve cildi korumak için en sevdiği yağları bizimle paylaştı.Eugenia shared with us her favorite oils for cleaning the face and protecting the skin.
Ne kadar çok şeyim varsa o kadar çok şey temizlemek zorunda kalacağım.The more things I have, the more I am going to have to clean.
Annem eve dönmeden önce oturma odasını temizlemek zorundayız.We've got to clean the living room before mom gets home.
Banyo temizlemekten nefret ediyorum.I hate cleaning the bathroom.
Gerçekten odamı temizlemek istemiyorum.I really don't want to clean my room.
Ben ekipmanı temizlemek zorundayım, onu ortalıktan kaldır.I have to clean the equipment, pack it away.
Yarın evi temizlemek zorundayım.We have to clean the house tomorrow.
Mayın tarayıcının amacı, mayınları patlatmadan mayın tarlasını temizlemektir.The objective of Minesweeper is to clear the minefield without detonating the mines.
Neden odanı temizlemek istemiyorsun?Why don't you want to clean your room?
Biz temizlemek zorundayız.We have to clean up.
Şehrimizi temizlemek istiyoruz.We want to clean up our city.
Bu pisliği temizlemek zorundayız.We have to clean up this mess.
Bu karmaşayı temizlemek sonsuza kadar sürecektir.It'll take forever to clean up this mess.
Tom odasını temizlemekten nefret ettiğini söyledi.Tom says he hates cleaning his room.
Tom bütün günü evi temizlemekle geçirdi.Tom spent the entire day cleaning the house.
O zindanı temizlemek Tom'un üç saatini aldı.It took Tom three hours to clear that dungeon.
Bu evi temizlemek için vaktim yok.I don't have time to clean this house.
Sami bu pisliği temizlemek zorunda.Sami has to clean up this mess.
Tom bütün sabahı odasını temizlemekle geçirdi.Tom spent all morning cleaning his room.
Mutfağı temizlemekten hoşlanmam.I don't enjoy cleaning the kitchen.
Mutfağı temizlemek umurumda değil.I don't mind cleaning the kitchen.
Bugün evimi temizlemek zorundayım.I have to clean my house today.
Evi temizlemekle meşguldüm.I was busy cleaning the house.
Evimi temizlemek zorundayım.I have to clean my home.
Tom bütün sabahı garajı temizlemekle geçirdi.Tom spent all morning cleaning the garage.
Evimi temizlemek üç saatimi aldı.It took me three hours to clean my house.
Beyaz halıları temizlemek çok zor.White carpets are very hard to clean.
Balık temizlemek pek çok insanın içini kaldırabilir.Cleaning fish can gross out a lot of people.
İtalyanlar bezi temizlemek için kükürt ve su karışımı kömürü kullanmışlardır.The Italians used a mix of sulfur and water with charcoal to clean cloth.
Augias'ın ahırlarını bir günde temizlemek.Clean the Augean stables in a single day.
Tuz karışımını temizlemek için çeşitli kimyasal ayırma yöntemleri önerilmiştir.For cleaning the salt mixture several methods of chemical separation were proposed.
O temizlemek için hiçbir umut vaad etmiyor.Anchor: He offers no hope of cleaning it up.
Bizim çocuklar bu masada ise beş dakika içinde çıplak temizlemek istiyorum. "If our children was at this table they'd clean it bare in five minutes."
Artık bu işi temizlemek için ne yapılabilir ki?Everyone already knows. What's the point now?
"Biz burada daha iyi temizlemek istiyorum!"We'd better clear out from here!
Izgara temizlemek lütfen.Please clear away from the grid.
Dilini dışarı çıkarır kurtçukları temizlemek için, yani onlara zarar vermemek için.He puts out his tongue in order to remove the maggots, so as not to harm them.
Tavan vantilatörlerimdeki örümcek ağlarını temizlemek için kullanırım, ben böyle yapıyorum.I clean my ceiling fans with that and I get the spider webs off my house -- I do it that way.
Hatta sadece sayfaları temizlemek için "Vandalizm Karşıtı Ünite",They even gather together in such groups as the Counter-Vandalism Unit --
"Biz sizin için bu noktaları temizlemek için çaba sarf edeceklerdir."We shall endeavour to clear up these points for you.