Ben köpek boku temizlemek istemiyorum.Я не хочу убирать собачье дерьмо.
Onun görevi bahçeden kötü otları temizlemektir.В его обязанности входит пропалывать сад.
Pekala, odanı temizleyecek misin yoksa temizlemeyecek misin?Ладно, ты уберешься у себя в комнате или нет?
Definenin içinde öne çıkan eşya kataloglama, temizleme ve koruma amacıyla British Museum'a gönderilmiştir.Клад был отправлен в Британский музей для очистки и консервации.
Bütün kuruluşlar istisnasız olarak “temizleme”ye maruz kaldı.Чистку прошли без исключения все организации.
Kuru Temizleme SembolleriОчистка сточных вод
Augias'ın ahırlarını bir günde temizlemek.Клейменов продолжает чистить авгиевы конюшни.
Bedenin bir tarafında pislik varsa onu önceden güzelce temizlemek.Если вам нужно положить руку на чьё-то плечо, это сделать легче, если ты уже делал это раньше.
Islak mendil, kişisel hijyen veya ev temizliği gibi temizleme amaçları için kullanılır.تُستخدم المناديل المبللة للنظافة الشخصية أو لتنظيف المنزل.
Odanı temizlemelisin.عليك أن تنظّف غرفتك.
Evi temizlemem için lütfen bana yardım et.ساعدني في تنظيف البيت من فضلك.
Odamı temizlemek zorundayım.يجب أن أنظف غرفتي
Odanı temizlemek zorundasın.يجب أن تنظف غرفتك
Bahçeyi temizlemek zorundayım.يجب أن أنظف الحديقة
Evi temizlemek zorundayım.يجب أن أنظف المنزل
Dairemi temizlemek zorundayım.يجب أن أنظف شقتي
Dişlerimi temizlemek zorundayım.يجب أن أفرش أسناني
Dağ Saldırısı Operasyonu Taliban güçlerini kökten temizlemek amacıyla 17 Mayıs 2006'da başladı.A Operação Mountain Thrust foi lançada em 17 de Maio de 2006 com a intenção de erradicar as forças talibãs.
Hitchcock'un cevabı; "Kuru temizlemeciye gönderin".Nota: ""Hitchcock"" redireciona para este artigo.
Yazarlığa başlamadan önce çamaşır yıkama, kuru temizleme işinde çalıştı.Antes da erradicação do café, eles já trabalhavam no ramo de confecções.
Köpek pisliğini temizlemek istemiyorum.Não quero limpar a bosta do cachorro.
Bu filtreler hastalığa neden olabilecek bakteri, protozoa ve mikrobiyal kistleri temizlemeye yarar.Deze filters verwijderen de bacteriën, protozoa en microbiologische cystes die kunnen leiden tot ziekte.
Mayın tarama gemisi, mayın temizlemek amacıyla tasarlanmış küçük bir savaş gemisidir.Een mijnenlegger is een marineschip dat is ingericht voor het leggen van mijnen.
Hitchcock'un cevabı; "Kuru temizlemeciye gönderin".De uitdrukking ‘gertcha!’ is Cockney voor ‘scheer je weg!’.
Kuru Temizleme SembolleriWaterzuivering Destillatie
Ayrıca takma dişleri temizlemekte kullanılan tabletlerde de bulunmaktadır.Deze kleurstof wordt door tandartsen ook gebruikt in plaqueverklikkende tabletten.
Odayı temizlemek üç günümü aldı.Ik ben drie dagen bezig geweest om de kamer op te ruimen.
Mutfağı temizlemeliyiz.We moeten de keuken schoonmaken.
Banyoyu hemen temizlemeliyim.Ik moet onmiddellijk de badkamer schoonmaken.
Tuz karışımını temizlemek için çeşitli kimyasal ayırma yöntemleri önerilmiştir.Zaproponowanych zostało kilka metod separacji chemicznej w celu oczyszczania mieszaniny soli.
Beşinci HMS Agamemnon 1929 yılında hizmete giren yardımcı bir mayın temizleme gemisiydi.Piąty "Agamemnon" był trałowcem zwodowanym w 1929.
Temizleme işlemi genellikle su içinde yapılır.Zazwyczaj skrzek składany jest w wodzie.
Mayın patlayıcı ile temizlemeye dayanıklıdır.Ma dużą odporność na wybuch min.
Hava temizleme cihazlarıTechnika klimatyzacyjna.
Bunun üzerine İtalyanlar Libya'nın tamamını isyancılardan temizlemeye karar verdi.Włosi rozpoczęli planowanie podboju reszty Libii.
Dünyayı insan denen vebadan temizlemek için çağrılmıştır.Ich celem jest wytępienie ludzkości z planety.
Ayrıca, dispersiyon yoluyla toprağı temizlemeye yardımcı olurlar.Pomagają oczyścić drogi oddechowe z wydzieliny.
Bu katil, cinayetleri dünyayı yedi ölümcül günahtan temizlemek için işlemektedir.För att få sina liv tillbaka måste de resa runt i världen och begå de sju dödssynderna.
Diş fırçası, dişleri temizlemede kullanılan bir fırça türü.Mellanrumsborste är en borste som används för att rengöra mellan tänderna.
Hava temizleme cihazlarıKlimatanläggningsutrustning.
Eyalet, çöp ve enkaz temizlemede en iyi eyalet olarak seçilmiştir.Село стало одним із найкращих сіл району і області по забудові та впорядкуванню.
Bu katil, cinayetleri dünyayı yedi ölümcül günahtan temizlemek için işlemektedir.Їй належить повернутися на Землю, щоб знайти і знищити Сім смертних гріхів.
Odanı temizlemeye git.Піди прибери в своїй кімнаті.
Diş fırçası, dişleri temizlemede kullanılan bir fırça türü.Zubní kartáč nebo zubní kartáček je kartáč používaný na čištění zubů.
Hava temizleme cihazlarıChladicí zařízení Klimatizace
Alman piyade harabiyet ateşi ile bölgeyi temizlemediğinde topçu desteği talep edildi.Německé pěchotě se nepodařilo vyčistit prostor z minometné palby, byla vyžádána dělostřelecká podpora.
Petrol sızıntılarını temizlemek haftalar, aylar ve hatta yıllar almaktadır.Olej tuhne pomalu několik dní, měsíců, až roků.
Programcı bellek konumundaki temizlemek istadiği veriye göre A'ya değer atmalıdır.Autorem přestavby pro potřeby je pravděpodobně architekt O.
Tüm bu yapı grubunun kendi özel hava temizleme sistemi ve özel haberleşme sistemleri bulunmaktaydı.Minipočítače tvořily zvláštní skupinu s vlastní softwarovou architekturou a operačními systémy.
Islak mendil, kişisel hijyen veya ev temizliği gibi temizleme amaçları için kullanılır.Taková umývárna slouží spíše k jednodušším akcím osobní hygieny, například k čištění zubů.
Augias'ın ahırlarını bir günde temizlemek.A cincea muncă este curățarea grajdurilor lui Augias.
Temizleme işlemi genellikle su içinde yapılır.De obicei împerecherea se face în apă.
Bir yaşından sonra yavru filin kendini temizleme, su içme ve beslenme yetenekleri tamamen gelişir.După un an, abilitățile unui pui de a mânca, bea și hrăni singur sunt pe deplin dezvoltate.
Bir tankın ana silahındaki donmuş yağı bıçakla temizlemek gerekiyordu.Pentru a încărca tunurile, unsoarea înghețată de pe obuze trebuia curățată cu un cuțit.
Giysilerimi temizlemeye ayda iki kere götürüyorum.Îmi duc hainele la curățat de două ori pe lună.
Sürekli burnumu temizlemek zorundayım.Trebuie să îmi suflu nasul încontinuu.
Odamı temizlemek zorundayım.Trebuie să îmi fac curat în cameră.
Ön camı temizlemen lazım.Trebuie să cureți parbrizul.
1931'in başlarında, Luciano patronu Masseria'yı temizlemeye karar verdi.1931 elején Luciano Masseria ellen indult.
Bütün kuruluşlar istisnasız olarak “temizleme”ye maruz kaldı.Kitervelői az első pillanatban nem egységesen kezelték a „tisztogatást”.