Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.Thuyết tế bào đã cung cấp một quan điểm mới về nền tảng của cuộc sống.
Ubuntu projesinin bir parçasıdır ve aynı temeli kullanır.Đây là một bộ phận của dự án Ubuntu và sử dụng cùng hệ thống bên dưới.
Bu şüphenin temeli vücutta irin görülmesi ya da daha önce MRSA enfeksiyonları geçirilmiş olmasıdır.Cần thận trọng khi có mủ ở các viêm nhiễm MRSA trước đó.
Tribüsler temelinde oluştuğundan dolayı, kuralları ve yöntemleri Comitia Tributa'nınkilerle neredeyse özdeşti.Từ khi được tổ chức theo các tribe, thì luật lệ và thủ tục của nó gần giống như Hội đồng Tribe.
1917'de Einstein, kuramını, evrenin bütününe uygular ve göreli kozmolojinin temelini atar.Năm 1917, Einstein áp dụng lý thuyết của ông cho toàn bộ vũ trụ, khai sinh ra ngành vũ trụ học tương đối tính.
Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur.Hôn nhân được coi như cơ sở cho sự hình thành của gia đình.
Oyun grafiği Heroes of Might and Magic oyunu temelinde yapılmıştır.Đây là trò chơi chính thức thứ ba trong dòng trò chơi Heroes of Might and Magic.
Büyük taşlar kullanılarak yapılan temeli 7 kanalla, 8 bölmeye ayrılmıştır.Về mặt hành chính, huyện Thạch Tuyền được chia thành 8 trấn, 7 hương.
Yanlışlanabilirlik, Popper’in bilim kuramının temelidir.Chiêm tinh học là ví dụ điển hình nhất về giả khoa học của Popper.
İkinci Grille modelinin temelinde Panzer 38(t) Ausf.Mẫu biến thể thứ hai của Grille dựa trên thân tăng Panzer 38(t) Ausf.
Lehçe Vikipedi'nin temeli wiki.rozeta.com.pl'de, bağımsız bir proje olarak başlatıldı.Wikipedia tiếng Ba Lan vốn xuất phát từ một dự án độc lập dưới tên miền wiki.rozeta.com.pl.
Birlikte albüm için birkaç şarkı hazırladılar, fakat bu hazırlıkların temeli Williams'ın demolarıydı.Họ bắt tay sản xuất vài bài hát cho album, với cơ sở là những bản thu nháp từ Pharrell Williams.
Fakat kanunların temelini değiştirmek imkansızdır.Hủy bỏ đạo luật là điều không thể tưởng tượng được.
Etki mekanizmasının temeli, Vitex agnus-castus'un dopaminerjik özelliğidir.Loài đặc trưng của chi này là Vitex agnus-castus.
Bütün sayıların temelidir o.Link là tất cả vấn đề.
1861'de ilk motorunu Lenoir’in dizayn temeli üzerine imal etti.Khoảng tới năm 1863, Lenoir đã lắp cái động cơ của ông lên một chiếc xe.
SHA özet fonksiyonları SHACAL blok şifreleme'nin temelinde kullanılmıştır.SHAハッシュ関数はブロック暗号であるSHACALの基礎となっている。
Önce H0 ve ΔH temelini bulacağız.まず、ES と EF を決定する。
Temelinde idealist bir söylemdir, ancak günümüzde küçümseyici bir anlamda kullanılmaktadır.もともとは理想主義的な言葉であるが、現在では軽蔑的に使われている。
Japon hukuku'nun temelini oluşturan altı kanundan biridir.日本において、六法を構成する法律の一つであり、基本的法令である。
Hikâyelerin temeli budur.物語の核心そのもの。
Temeli 2 Ağustos 1948'de atıldı.彼は1948年8月2日にこちらの条件を尋問される。
İmâmet (İsmâilî i'tikadı) temelinde "Yedili Devir" inancını ihtiva eder.大杉権現 - 護法魔王尊影向(ようごう)の杉として信仰を集める。
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.第三条 清国皇族資産は一体に保護す。
Ancak B'nin taşınmazı iktisap etmesinin temelinde bir hukukî sebep yoktur.Bが犯罪への関与を否定した証拠はない。
Olayların temelinde John vardır.作中でジョン専用ステージが存在する。
Hâlâ ortak bir sınıf deneyinin temelini oluşturmaktadır.また共通の学力の形成にもつながる。
Bu okul, Hristiyanlık temelinde eğitim vermiştir.本学は、キリスト教に基づく教育共同体である。
Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur.親子は生命の連続性の基礎である。
İki ülke arasındaki diplomatik ayrılıkların temeli bu yıllarda başlamıştır.この時より両国の領土をめぐる外交交渉が本格的に始まった。
Bu isyanının temeli vergi olmuştur.これがウィスキー税反乱の原因だった。
Klasik okulun fiyat teorilerinin temelini oluşturur.古典的条件づけを理論的基礎とする。
Geleneklerin temeli, baharı karşılamak için evleri çiçekler ve çiçek açan dallarla süslemektir.この日、ロマの伝統では、彼らの家々に花や、花のついた小枝を飾り、春を迎える。
Aralarındaki rekabetin temelinin tek bir nedeni yoktur.一つとしてあなたの実践に基づくものはない。
Bu uzay içinde aynı anda eşzamanlı hiperdüzlem kavramının temelini oluşturur.これは時空における同時超平面 (simultaneous hyperplane) の概念の根幹を成す。
1971 - 3. Haliç Köprüsü'nün temeli atıldı.1973年 - 関門橋が開通。
Antik Mısır'ın matematiğinin temelini oluşturur.専攻は古代エジプト史。
1960 - İzmit Petrol Rafinerisi'nin temeli atıldı.1931年、リパブリック石油がガソリン精製工場を開いた。
Tecrübe, (yapılan hatalardan elde edilen tecrübeler de dahil) öğrenmenin temelini oluşturur.(失敗も含めた)経験が学習活動の基盤を提供してくれる(経験)。
AVer Information'ın temeli 20 yıl önceye dayanır.カプセルの伝えた真実は最初の20年だけであった。
Wittgenstein’ın erken dönem felsefesinin temelinde dilin resmedilmesi vardır.後期ウィトゲンシュタイン哲学成立初期の推移を文献的精査に基づいて論じる。
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.细胞学说为生命的基础提供了新的角度。
Fakat yine de “Bu tür düşüncelerin temeline düşüncesiz özür inşa etmek aptallık olur.” dedi.但是他说道:“在此基础上做出冲动性的道歉是愚蠢的。
Bu çalışma onun doktorasının temelini oluşturdu.该研究成为他博士论文的基础。
Hobbes'in bu fikirleri uluslararası ilişkilerde realist teorilerin temelini oluşturmuştur.事實上,霍布斯的著作為國際關係現實主義提供了理論基礎。
Daha felsefi ve bilimsel bir temeli ifade eder.這個主題屬於哲學與科學。
Rothschildlerin en kârlı hareketlerinden birinin temeli, İngiliz zaferi halka duyurulduktan sonra atıldı.罗斯柴尔德最为著名的交易行动是在英国的胜利公开之后进行的。
BTC projesi temelinde kurulmuştur.WBSC正式成立。
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.根據民族性原則,重塑意大利邊境。
Havaalanının temeli 1932'de atılmıştır.机场建于1932年。
Fakat yine de Antik Yunan kültürü batı medeniyetlerinin temeli olarak kabul edilir.因此一般认为古希腊文明为西方文明打下了基础。
Özcü ders müfredatı olgular temelinde ve daha fazla gönüllülüğe dayalı ve daha az liberal ve ilkeseldir.要素主义课程更多地倾向于职业性,以事实为基础,而较少自由主义,以原理为基础。
Şimdiki birçok sorunun temelini oluşturur.生是许多苦的基础。
Google, bağlı kuruluşları ancak davetiye temelinde eklemeye devam edeceğini söyledi.谷歌表示,它將繼續添加關聯公司,僅基於邀請的性質上。
Hikâyelerin temeli budur.本故事的主角。
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türk hukuk sisteminin temelidir.土耳其共和国宪法是土耳其最基本的法律。
Corpus, birçok modern devletin hukuk düzeninin temelini oluşturur.罗马法是现今许多国家法律体系的基础。
Bunlar, daha sonra Pali dilindeki Tripitaka (Üç Sepet) derlemesinin temelini oluşturmuştur.因桓溫獲賜諡號宣武,故《世說新語》稱其為「桓宣武」。
Yaptığı reformlarla Atina demokrasisinin temelini attığı kabul edilir.這些改革措拖,奠定了雅典民主政治的基礎。
Oyunun temelini oluşturanlar ise 4 tane.遊戲規則由4人介紹。