Bu manastır Dominikan rahibelerinin temeli oldu.Ea a făcut parte din mănăstirea călugărilor dominicani.
İkinci Grille modelinin temelinde Panzer 38(t) Ausf.A doua variantă a vehiculului Grille era bazată pe șasiul tancului Panzer 38(t) Ausf.
Sima Qian (MÖ 100 civarında) ilk profesyonel Çin tarihyazımının temelini atan kişidir.Sima Qian a fost primul care a pus bazele scrierii profesionale a istoriei.
Genlerin moleküler temeli deoksiribonükleik asittir (DNA).Baza moleculară pentru gene este acidul dezoxiribonucleic (ADN).
Bu alfabe 37 harften oluşmaktaydı ve temeli Kiril alfabesine dayanıyordu.Avea 37 de litere și se baza pe scrierea chirilică.
Stadyum tam olarak 1965 senesinde, temelinin atılmasından 17 sene sonra tamamlandı.Stadionul a fost finalizat abia în anul 1965, la 17 ani de la prima cărămidă.
Geride bıraktığı eserleri ile modern Ukrayna dili ve edebiyatının temeli olarak gösterilir.Opera sa literară este considerată ca fiind fondatoarea limbii și literaturii ucrainene moderne.
Bir başka yeni düşüncesi olan erdemlilik, Çin'de İmparatorluk sınav sisteminin temelini oluşturur.Ideea de meritocratie a dus la introducerea sistemului de Examinare Imperială in China .
Bu şüphenin temeli vücutta irin görülmesi ya da daha önce MRSA enfeksiyonları geçirilmiş olmasıdır.Această îngrijorare este legată de prezența puroiului sau a infecției MRSA anterioare.
Einstein’in alan denklemlerinin böyle formülleştirmeleri numarasal göreliliğin temelidir.Asemenea formulări ale ecuațiilor de câmp ale lui Einstein stau la baza relativității numerice.
Şehrin ekonomisinin temelini sanayi oluşturur.Ramura de bază în economia orașului este industria.
İşletmenin sürekliliği kavramı maliyet esasının temelini oluşturur.Nevoile actuale ale pieței determină valoarea.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.În Avuția Națiunilor, Adam Smith face referire la importanța familiei în capitolul său despre salarii.
Bu inanç Şinto dininin temelini oluşturur.Aceștia sunt descendenții direcția ai fondatorului credinței.
Oyun grafiği Heroes of Might and Magic oyunu temelinde yapılmıştır.Listă de titluri din seria Might and Magic
The Village Voice'tan Joan Morgan, "Madonna, Confessions on a Dance Floor ile sonunda müzikal temelini buldu.Joan Morgan de la The Village Voice, a scris că „Madonna și-a găsit în sfârșit direcția muzicală.
Bu üçlü Chrome Projesi'nin temelini oluşturdu.Lui îi datorăm proiecția loxodromică.
Temeli 1736'da Leonhard Euler tarafından atılmıştır.Conceptul a fost introdus de Leonhard Euler în 1765.
Karısı Büyük Anne/Amelia Sawyer ile yamyam aile Sawyerların temelini atmışlardır.Bunica:Numele ei adevărat este Amelia Sawyer.Cadavrul ei este păstrat în casa familiei Sawyer.
1917'de Einstein, kuramını, evrenin bütününe uygular ve göreli kozmolojinin temelini atar.În 1917, Einstein și-a aplicat teoria asupra universului în ansamblu.
Mensiyus'un öğretisinin temeli, insan yapısının doğuştan iyiliğidir.Toate ideile lui Curtis au servit beneficiului omenirii.
Klasik mantığın temelinde tümdengelim vardır.În logica indiană există o teorie destul de aprofundată a raționamentelor.
G’nin sütun vektörleri H’nin çekirdeğinin temelini oluşturur.De fapt vedem că imaginea lui h este cercul unitate.
Bu sistem, cumhuriyet dönemindeki idarî bölünüşün temelini attı.Aceasta a dat startul unui proces care până la final va dezbina însăși Republica.
1792 - Amerika Birleşik Devletleri'nde Beyaz Saray olarak bilinen binanın temeli atıldı.1798 - se construiește castelul din interiorul cetății.
11 Şubat - Sirkeci Garı'nın temeli atıldı.11 februarie: Cuvântarea de la Sala Aro a generalului Rădescu.
Birçok toplumda ailenin temelini evlilik oluşturur.Căsătoria formează o categorie familială în sine.
Bu fikir benim iddiamın temelidir.Această idee este baza cererii mele.
Bu fikir benim iddiamın temelidir.Această idee stă la baza revendicării mele.
Merhamet tüm ahlakın temelini oluşturmaktadır.Compasiunea este baza oricărei morale.
Merhamet tüm ahlakın temelini oluşturmaktadır.Compasiunea stă la baza oricărei morale.
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.Az olasz határokat a világosan felismerhető nemzeti vonalak szerint kell kiigazítani.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.A sejtelmélet új perspektívába helyezte az élet alapjait.
Ubuntu projesinin bir parçasıdır ve aynı temeli kullanır.Az Ubuntu projekt része és ugyanazon a rendszeren alapul.
Bu okul, Hristiyanlık temelinde eğitim vermiştir.Céljuk a diákság keresztény alapokon való tanítása.
Açılış dörtlüğü hokku (発句) olarak tanımlanır ve modern haiku şiirinin temelini oluşturur.A renga nyitó versszakát hokkúnak (発句) hívják, ami az újszerű haiku költészetnek vált az alapjává.
Uluslararası tarih değiştirme çizgisinin temeli olarak kabul edilir.A Nemzetközi dátumválasztó vonal alapvonalaként is használják.
Bu alanlar modern elektrik ve haberleşme teknolojilerinin temelini oluşturmaktadır.Ilyen jelek alkotják a modern számítástechnika és hírközlés alapjait.
Film yönetmeni bir senaryo temelinde, filmin artistik ve dramatik yapısını düzenler.Filmrendező – a film művészeti és dramatikus részeinek elkészítését vezeti.
Web’in temeli İnternet'tir.A szervezet honlapja Az Origó cikke | |}
M77, Sovyet AK47 temelinde tasarlanmıştır.Az M77-es tervezésénél a szovjet gyártmányú AK–47 gépkarabélyt vették alapul.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.Osztja Adam Smith nézetét, mely szerint a termelés természetes rendje az emberi önzésből fakad.
Bu ittifak, şu anki Suudi Arabistan'ı yöneten hanedanın temeli olmuştur.Az így létrejött szövetség képezi az alapját a mai dinasztiának, amely Szaúd-Arábiát irányítja.
Einstein’in alan denklemlerinin böyle formülleştirmeleri numarasal göreliliğin temelidir.Az Einstein-féle mezőegyenletek ilyen alakjai a numerikus relativitáselmélet alapjai.
Temelinde uçak olarak Messerschmitt Bf 109 avcı uçakları kullanılıyordu.Legnagyobb mennyiségben a Messerschmitt Bf 109 vadászrepülőgépen alkalmazták.
Geleneklerin temeli, baharı karşılamak için evleri çiçekler ve çiçek açan dallarla süslemektir.A roma đurđevdan hagyományai szerint otthonukat virágokkal és virágzó ágakkal díszítik a tavasz tiszteletére.
Bunlar Protestan Reformları'nın temelini oluşturdu.Ez képezte az új reformrendszer alapját.
Şimdiki birçok sorunun temelini oluşturur.A sumir kérdés mai állása és problémái.
Oyun grafiği Heroes of Might and Magic oyunu temelinde yapılmıştır.A játék sztorija nem kötődik a Might and Magic-sagához.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Csak a templom maradt épen.
Ekonominin temelini tarım oluşturmaktadır.Gazdaságának alapja a mezőgazdaság.
Bu süreç, potasyum-argon yaş tayini yönteminin temelini oluşturmaktadır.Ez képezi a kőzetek korának kálium-argon módszerrel történő meghatározásának alapját.
Yaptığı reformlarla Atina demokrasisinin temelini attığı kabul edilir.Az ő reformjai vezették be a demokráciát Athénban.
Pirinç ekonominin temeliydi.A korban a gazdaság alapját a rizs adta.
Tüm Budist öğretinin temelini oluşturan bir anlayışı ifade eder.A buddhista tanítás kőből épült fellegvára.
Bazen yanlış bir işaret ile rahatsız edici bir iletişimin temeli oluşur.Időnként keverik a nonverbális kommunikáció fogalmával, amely téves elképzelés.
Eflak devletinin temelini oluşturan prensliktir.Létrejön a provincia alapító törvénye.
Blok şifrelemenin temelinde tekrarlanan bileşke şifreleme vardır.Transzformációs kodekeknél általában a kódoló transzformációs terének bázisára jellemző a hiba.
Hikâyelerin temeli budur.A történetírás története.
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.Italian rajojen tarkistaminen noudattamaan selvästi tunnistettavia kansallisuusrajoja.