Bu kulüp bugünkü Bulancaksporun temelini oluşturur.Саме цей клуб став базою для сучасного клубу.
Bu nükleer manyetik rezonans yönteminin temeliydi.Визначається зокрема методом ядерного магнiтного резонансу.
Hobbes'in bu fikirleri uluslararası ilişkilerde realist teorilerin temelini oluşturmuştur.Дійсно, робота Гоббса могла послужити основою для реалізму теорії міжнародних відносин.
Yerçekimi dalgalarının görelilik teorisi üzerine kurulmuş sağlam bir temeli vardır.Гравітаційні хвилі мають теоретичну базу, засновану на теорії відносності.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Неушкодженою залишилась тільки церква.
Stadımızın temelini attık.Місто виникло на основі.
Bu uçak Japonların Nakajima G5N bombardıman uçağının temelini oluşturmuştur.За допомогою зворотного інжинірингу DC-4E був побудований японський бомбардувальник Nakajima G5N.
Bunlar gösterisi Dünyalar içinde Bizim Gözler temeli vardı.Вони послужили основою для виступ Світ у наших очах.
Bu da Estonya varlığının temelini oluşturan hamle oldu.Ініціатива цього рішення належала Естонії.
Fenike alfabesi, günümüz tüm modern alfabelerinin temelini oluşturmaktadır .Фінікійський алфавіт — предок фактично всіх сучасних європейських алфавітів.
Smith Evi Dizinin temelini oluşturan mekandır.Будинок стоїть на кам’яному фундаменті.
Bu inanç Şinto dininin temelini oluşturur.Крім того, цей ритуал повинен умилостивити духа води Седну .
Corpus, birçok modern devletin hukuk düzeninin temelini oluşturur.Конвенція закріплює ряд фундаментальних принципів сучасного міжнародного права .
1917'de Einstein, kuramını, evrenin bütününe uygular ve göreli kozmolojinin temelini atar.Поряд з А.Ейнштейном в 1917 поклав початок застосуванню теорії відносності до космологічної проблеми.
Oyun grafiği Heroes of Might and Magic oyunu temelinde yapılmıştır.The Price of Loyalty стало першим доповненням в серії Heroes of Might and Magic.
1883'te bulduğu bu olay sıcak katotlu tüplerin temelini oluşturdu.Повіт був створений в 1838 рік на основі Хотмижського повіту.
Stadyumun temeli 5 Mayıs 2016 tarihinde atıldı.Фундамент нового стадіону був закладений 5 травня 2016 року.
Bu dersler sonraları aynı isimli kitapların temeli haline geldi. .Tyto přednášky později utvořily základ pro knihy se stejným názvem.
Susskind kullandığı ve dersin temelini şekillendiren matematiğin çoğunu açıklıyor.Susskind vysvětluje většinu z používané matematiky, která tvoří základ přednášek.
Bir Fransız köyü ve taş köprüler haritanın temelini oluşturuyor.Klíčovými body této mapy jsou francouzské vesnice a hlavní kamenný most.
Anıtın temeli 1915'te atılmış, açılışı da 30 Mayıs 1922'de yapılmıştır.Základní kámen památníku byl položen v roce 1915 a slavnostní otevření proběhlo 30. května 1922.
Secimler adaletin temelidir.Každý je subjektem práva.
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.Co nejpřesnější vytvoření italských státních hranic na základě etnických hranic.
Web’in temeli İnternet'tir.Jedná se o jádro WebKit.
Ollie birçok hareketin temelini teşkil eder.Ollie je základ všech triků.
Diterpenler, biyolojide önemli olan retinol, retinal, and fitol gibi bileşiklerin temelini oluştururlar.Diterpeny jsou základem biologicky významných látek, například retinolu, retinalu a fytolu.
Rusya ile AB ilişkilerinin hukuki temeli 1997 yılında yürürlüğe giren Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması'dır.Vztahy mezi EU a Ruskem na bázi písemných dohod započala dohoda o partnerství a spolupráci v roce 1994.
Einstein’in alan denklemlerinin böyle formülleştirmeleri numarasal göreliliğin temelidir.Takové formulace Einsteinových rovnic pole jsou základem numerické relativity.
Kulenin temeli Eylül 1900'de atıldı.Základní kámen byl položen v září 1900.
Beş yıllık bir süre için gizli oyla evrensel, eşit ve doğrudan seçim hakkı temelinde seçilir.Je volen na pět let v přímých, tajných a všeobecných volbách.
Komünizmin temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir.V novém prostředí se rodí myšlenka kibuců, společné práce na společném majetku bez individuálního vlastnictví.
Georges Braque ile birlikte kübizm akımının temelini atmıştır.Společně s Georgesem Braquem je považován za zakladatele kubismu.
Bu ilke Nazi Almanyası'nın dış politikasının temelini oluşturmuştur.Tím položil základy budoucí německé geopolitiky.
Olayların temelinde John vardır.Zakladatelem přístupu je John B.
Oyun grafiği Heroes of Might and Magic oyunu temelinde yapılmıştır.Nejvíce znám je díky vytvoření hry Might and Magic a strategie Heroes of Might and Magic.
Genelde domuz eti ya da bazen tavuk da daha sonra temelin üzerine eklenir.Nejčastěji se používá maso vepřové nebo kuřecí, někdy i telecí.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Stát zůstal jen kostel.
Fikirlerinin temelinde "le Play" akımı vardır.Mimo skladby „Eres La Luz“ jsou všechny instrumentální.
Hâlâ ortak bir sınıf deneyinin temelini oluşturmaktadır.Je dokladem o ideovém základu jeho společenské třídy.
Ağır sanayinin temelini petrol sanayii oluşturmaktadır.Obchod je založen na ropném průmyslu.
Bilginin temeline bu yolda deney konulur.Základem moci je zde odbornost.
Platform üzerinde tapınak temeli görülebilir.Srst na něm může tvořit prapor.
Şehrin ekonomisinin temelini sanayi oluşturur.Průmysl je základem hospodářství města.
Beat: Rap şarkısının temelidir.Bobromil: Podle mě je to rituální píseň.
Bu sayede Portekiz İmparatorluğunun temeli atılacaktır.To je považováno za počátek portugalské koloniální říše.
Bu bildirge birçok ulusal ve uluslararası yasanın temelini oluşturur.Tato formulace se následně stala východiskem pro řadu mezinárodních smluv a deklarací.
1792 - Amerika Birleşik Devletleri'nde Beyaz Saray olarak bilinen binanın temeli atıldı.1792 – Ve Washingtonu byl položen základní kámen Bílého domu.
Böylece de bankacılığın temeli oluşmaya başlamıştır.Začal využívat bankovních služeb.
Sonuç olarak oluşturulan bu kütüphaneler bugünkü modern kütüphanelerin temelini oluşturmaktadır.Jeho datové elementy vytvářejí základ pro většinu dnes používaných knihovních katalogů.
Ama yine de bu genel açıklama , temelinde yatan fiziki anlamını tam olarak açıkça aksettirememektedir.Ovšem za cenu toho, že dané řešení nepopisuje probíhající fyzikální děj zcela přesně.
Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur.Manželství je tradičně jedním z požadavků na založení rodiny, o což se opírá i fungování společnosti.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.Teoria celulară a dat o nouă perspectivă asupra bazelor fundamentale ale vieții.
Bu kanonlar daha sonra kanon hukukunun temelini oluşturmuştur.Aceste canoane au constituit baza codului canonic.
Bu kanunlar aynı zamanda klasik mekanik kuramlarının temelini oluşturur.Aceste legi formează baza mecanicii clasice.
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.Reajustarea frontierelor Italiei în baza principiului autodeterminarii naționalităților.
Film temelinde Raj Kapoor’un iç içe geçmiş yaşamıyla ile Rita(Nargis)’nın ayrıcalıklı yaşamını konu alır.Filmul se axează pe viețile intersectate ale săracului Raj (Raj Kapoor) și a privilegiatei Rita (Nargis).
Fakat yine de “Bu tür düşüncelerin temeline düşüncesiz özür inşa etmek aptallık olur.” dedi.El a spus, însă: „Ar fi o prostie să construim o apologetică impulsivă pe baza acestor păreri.”
Suse Linux temelinde Slackware Linux'un Almanca çevirisinden yayılmıştır.La început, SUSE Linux era doar o traducere germană pentru Slackware.
Humboldt'un botanik coğrafya üzerine yaptığı çalışmalar biyocoğrafya dalının temelini oluşturmuştur.Munca susținută depusă de Humboldt în domeniul geografiei botanice a pus bazele biogeografiei.
Ubuntu projesinin bir parçasıdır ve aynı temeli kullanır.Kubuntu face parte din proiectul Ubuntu și folosește același sistem ca și Ubuntu.