temeli ile cümle
temeli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Olayların temelinde John vardır.Członkowie komuny obwiniają Johna o zaistniałą sytuację.
Bu bakımdan Keloğlan masallarının zıtlık temeli üzerine oturmaktadır.Jednakże w znacznym stopniu te motywujące wizje stoją na fundamentach z piasku...
Önce H0 ve ΔH temelini bulacağız.Wiem kim jesteś i odc.
Aracın temeli Ford F-250 serisi Super Duty kamyonetlere dayanmaktaydı.Zbudował on na bazie Forda F-250 pojazd na kołach z maszyny rolniczej.
Hümanistler öğrenmenin temelini dini temalardan çok dünyevi konulara çekmişlerdi.Każdy, kto chciał zostać kapłanem, uczył się najpotrzebniejszych rzeczy u proboszcza.
Bu araştırmalar İntel İtanium mimarisinin temelini oluşturmuştur.Artykuł stał się podstawą świeckości Indii.
Mitoz adı verilen bu süreç, en sade üreme biçimi olup, “eşeysiz üreme”nin temelidir.Ten proces nazywany mitozą jest najprostszą formą reprodukcji i jest podstawą rozmnażania bezpłciowego.
Symbian-ın temeli, Psion şirketinin geliştirdiği EPOC işletim sistemine dayanmaktadır.Symbian został stworzony w oparciu o system EPOC, wykorzystywany w PDA firmy Psion PLC.
Hristiyan inancının temelinde İsa Mesih yoluyla kurtulmanın ümidi ve gerçekliği vardır.Na twarzy Jezusa widoczny jest spokój i skupienie.
Klasik mantığın temelinde tümdengelim vardır.Praw logiki klasycznej jest nieskończenie wiele.
İlköğretim okulları yasası, okul ve aile arasındaki işbirliği temeline dayanmaktadır.Zazwyczaj wejście do któregoś pułku Gwardii byłoby sprawą powiązań rodzinnych albo właściwej szkoły.
Örneğin kalenin temeline bir park yapıldı, ana odalar ise müze odaları haline getirildi.W zamku doszło do pewnych zmian, zwłaszcza na pierwszym piętrze, na którym zmieniono układ pomieszczeń.
Memnunluk ilkesinin temeli, sevinçtir.Współzałożyciel i członek grupy The Pleased.
Bu düzenin temelinde mülkiyet hakkının ve bireysel hak ve özgürlüklerin korunması öne çıkar.Taki system, według partii, chroniłby prawa i wolności.
Sözcük temelinde tanrıça anlamındadır.Biblia jest natchnionym słowem Bożym.
Gerçek bilginin temelinin ancak idealar dünyâsında bulunabileceği temeline dayanır.Prawdziwą wiedzę można zdobyć jedynie poprzez doświadczanie tego, co świat ma do zaoferowania.
Bu sırada sınıfı toplumun oluşmasını temeli konur.Klasa ta stanowiła podstawę egzystencji całego społeczeństwa.
Wittgenstein’ın erken dönem felsefesinin temelinde dilin resmedilmesi vardır.Powszechnie rozróżnia się wczesną i późną filozofię Wittgensteina.
Bu Salezyen Kızkardeşler'in temeli sayılmaktadır.W parafii posługę pełnią siostry salezjanki.
Budizm keşişliğinin temelidir.Słynie z klasztoru buddyjskiego.
Havaalanının temeli 1932'de atılmıştır.Prototyp samolotu został oblatany w 1932 r.
Ekim, 2013 – kutu-biçimli temelin inşaatına başlanmıştır.Maj 2013 - początek montażu dachu kratownicowego.
Bu eşitlikler sayısal havanın ve iklim tahminlerinin temelidir.Temperatura oceanu jest ważnym parametrem w numerycznej prognozie pogody i w modelach klimatu.
Von Braun'un çalışmalarının temeli, Robert Goddard'ın araştırmasına dayalıdır.Von Braun baserade sig mycket på Robert Goddards forskning.
Epistemolojik ateizm, temelini pek çok çeşidi olan agnostisizmden alır.Grunden för epistemologisk ateism är agnosticism, vilken antar flera former.
Suwon Samsung Bluewings, Suwon'da temeli atılan bir Kore futbol takımıdır.Suwon Samsung Bluewings (hangul: 수원 삼성 블루윙즈) är en fotbollsklubb i Suwon, Sydkorea.
Ancak her siyasi görüşün gerçekte ekonomik temeli olur.Varje linje skulle bära sig bättre ekonomiskt.
Böylece modern fotoğrafçılığın temeli atılmıştır.Detta var urtypen för den moderna kameran.
İki ülke arasındaki diplomatik ayrılıkların temeli bu yıllarda başlamıştır.Diplomatiska förbindelser mellan länderna inleddes.
Konusmalannda savunduğu görüşler 1628'de yayımlanan Haklar Dilekçesi'nin temelim oluşturdu.Det var på hans förslag, som den ryktbara petition of right 1628 blev antagen av parlamentet.
Füze, ABD yapımı BGM-71 TOW füzesi temelinde geliştirilmiştir.Roboten påminner långt om BGM-71 TOW.
Büyük önem verilen eğitimin temeli çok eskilere dayanmaktadır.Huvudtanken bakom proveniensprincipen är grundad på lång praktisk erfarenhet.
Kraliyet tablo koleksiyonunun temelini, yaklaşık 200 adet olan bu tablolar oluşturdu.Samlingen blev basen för den kungliga konstsamlingen med 200 målningar, numera uppemot 800.
Roma Hukuku, modern medeni hukukun temelini oluşturur.Den romerska rätten var på detta sätt delvis grunden till modern skotsk rätt..
Bu nükleer manyetik rezonans yönteminin temeliydi.Magnetismen beror på den kärnmagnetiska resonansen.
Havaalanının temeli 1932'de atılmıştır.Flygplatsen anlades 1932.
Budizm keşişliğinin temelidir.Firar Buddhas första predikan.
Bu okul, Hristiyanlık temelinde eğitim vermiştir.I stället anordnar man motsvarande undervisning under namnet Kristendomsskola.
"Ters Mühendislik, Mühendisliğin Temelidir. "Skillnaderna i intelligens är den viktigaste faktorn för att förklara fattigdom".
Sezgiciliğe göre bilginin, özellikle de felsefe bilgisinin kaynağı ve temeli sezgidir.Äkthet, främst avseende informationens ursprung/författarskap.
1937'de, Balkaş, temeli metalürji olan endüstriyel bir şehir olarak kuruldu.Balchasj grundades 1937 som en industristad runt den metallurgiska industrin, som än idag utvinner koppar.
Bu durumun temelinde birliğin 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olarak kurulması yatmaktadır.De äldsta dokumenten är från upprättandet av Europeiska kol- och stålgemenskapen 1951.
Bu bildirgeleri Haşmonayim Krallığının temelini oluşturdu.De blev den nya basen för kungens makt.
Bilginin temeli bu bakımdan kendi bilincimizi yani Tanrı'yı bilmektir.För att veta något om Guds erfarenhet måste vi själva vara Gud.
23 Haziran 2013 tarihinde stadyumun temeli atıldı.Den 23 januari 2013 publicerades startordningen för semifinalen.
Edinilmiş bağışıklığın bu süreci aşılamanın temelini oluşturmaktadır.Alliansen står alltså som ansvarig för att ha skapat denna plåga.
24 Kasım 2011'de temeli atılan lise, 17 Eylül 2012'de 78 öğrenci ile eğitim-öğretime başladı.Det nya läroverket började sin verksamhet den 24 januari 1868 med 13 elever.
Bu manastır Dominikan rahibelerinin temeli oldu.Istället blev det ett dominikanskt nunnekloster.
Bu kanonlar daha sonra kanon hukukunun temelini oluşturmuştur.Denna kastal kom senare att utgöra grunden till slottets kärntorn.
Fikirlerinin temelinde "le Play" akımı vardır.För andra betydelser, se Las Placetas.
İkisi de kavramların nihai temeline inmeye çalışmaktadırlar.Båda processerna bidrar till den slutgiltiga smaken.
Toyota Avensis'in temelini paylaşmaktadır.Plattformen är baserad på den tredje generationen av Toyota Avensis.
Bu fikir çağdaş jeolojinin temelidir.Se berggrund för det geologiska begreppet.
Ayrıca temelinde, dondurma hazırlanır.Також, на його основі готують морозиво.
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.Виправлення кордонів Італії має бути зроблено на основі ясно помітних національних кордонів.
Ubuntu projesinin bir parçasıdır ve aynı temeli kullanır.Він є частиною проекту Ubuntu, і базується на тій же системі.
Bacılar da anlamaktadır ki, mutluluğun temeli hiç de çeyizle konmaz.Підлітки також розуміють, що основа щастя не знижується.
Bu amaçla oluşturulan LGBT topluluğu eşcinsel bireylerin insan hakları hareketinin temelini attı.Сформована ЛГБТ-спільнота заклала основу руху за права людини відносно ЛГБТ-людей.
Bu çalışma onun doktorasının temelini oluşturdu.Ці роботи склали основу і його докторської дисертації.
Hotel Earle adını verdikleri bu set, yeni projenin öyküsünün ve atmosferinin temelini oluşturuyordu.Ця будівля, яку вони називали «Hotel Earle», стала рушійною силою історії та настрієм нового проекту.