temeli ile cümle
temeli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu politikanın temelindeki savlar çeşitli faktörlere dayanır.Gli storici che giungono a questa conclusione si basano su diversi fattori.
Birliğin ordusunun temeli, Polonya Krallığı ve Litvanya Büyük Dükalığı'nın ordusu oluşturur.L'aggressione generò un'alleanza tra il Regno di Polonia e il Granducato di Lituania.
Benzer şekilde okullar, kiliseler ve noterler de artık bölgeler temelinde ayrılmamaktadır.Anche la circoscrizioni scolastiche e le parrocchie non coincidono più con le zone.
Dikdörtgen planlı cami, eski bir Roma tapınağının temeli üzerinde yükselir.La cattedrale ha origini molto antiche, edificata su resti di un tempio pagano romano.
Bireysel özgürlük demokrasinin temelidir.Свобода личности - сущность демократии.
Bu fikirler ileride başlatılacak olan Büyük İleri Atılım'ın temelini oluşturdu.Она же будет первой вершиной в пути, который мы создаём.
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.Исправление границ Италии должно быть произведено на основе ясно различимых национальных границ.
Ayrıca temelinde, dondurma hazırlanır.Также на его основе готовят мороженое.
Ubuntu projesinin bir parçasıdır ve aynı temeli kullanır.Проект является частью проекта Ubuntu и использует его основу.
Birlikte albüm için birkaç şarkı hazırladılar, fakat bu hazırlıkların temeli Williams'ın demolarıydı.Вместе они разработали целый ряд песен для альбома, но в основном запись базировалась на демозаписях Уильямса.
Eğitim, 19. yüzyılın başlarında Sankt-Peterburg ve Moskova'da kabul edilen materyal temelinde uygulandı.Обучение осуществлялось на том же материале, которые были приняты в начале XIX века в Петербурге и в Москве.
Bu okul, Hristiyanlık temelinde eğitim vermiştir.После учёбы обосновался в Христиании.
Bu çalışma onun doktorasının temelini oluşturdu.Эти исследования легли в основу его докторской диссертации.
Miskin Abdal vefatından sonra bu destan onun halk arasında dolaşan şiirleri temelinde oluşmuştur.После смерти Мискина Абдала этот эпос был сформирован на основе его стихов, циркулирующих среди людей.
Antik Tzan inanışının temeli Güneş (Mjora) ve Ay (Tuta) idi.Также они верили в богов дорог, поклонялись солнцу, луне и небесному грому.
Yazı dilinin temelini oluşturur.Именно он заложил основу языка.
Filmin temelinden verilmiş bir ödün değildi.Этот фильм — не проповедь.
Memnunluk ilkesinin temeli, sevinçtir.Поучение в радости.
Japon hukuku'nun temelini oluşturan altı kanundan biridir.Шесть кодексов — шесть основных кодексов, составляющих основу законодательства в Японии.
Tyranny, Pillars of Eternity'nin temeli olarak kullanılan Unity motorunun değiştirilmiş bir sürümünü kullanır.Tyranny использует ту же модифицированную версию движка Unity, что и Pillars of Eternity.
Oyun grafiği Heroes of Might and Magic oyunu temelinde yapılmıştır.Разработчики данной игры черпали вдохновение из серии игр Heroes of Might and Magic.
Bu durumda Y kümesine (X,S) uzayının temeli denir.Потому-то это место стали называть его именем — Хызыр Зиндей (Хыдыр Зунджа).
Temeli Röntgen cihazına dayanmaktadır.Основы физики рентгеновского излучения.
Bunlar Protestan Reformları'nın temelini oluşturdu.Это и стало основой для укрепления протестантских идей.
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.Равный суверенитет Статья 3.
Bunun temeliyle birlikte, bir nesnenin düzlem aynadaki görüntüsüyle ilgili ilişkiyi tanımlamayı başardı.После этого Сэм загорелся идеей найти способ проникнуть за зеркало.
Lehçe Vikipedi'nin temeli wiki.rozeta.com.pl'de, bağımsız bir proje olarak başlatıldı.Польская Википедия возникла как независимый проект, в рамках домена wiki.rozeta.com.pl.
Bacılar da anlamaktadır ki, mutluluğun temeli hiç de çeyizle konmaz.Подростки также понимают, что основа счастья не снижается.
Bir hastalık olayının, patolojinin de temelini oluşturan 4 yönü vardır.2) Покажем, что существует базис из четырёх функций.
Temelinde yerleşim kalıntıları bulunur.Прослеживаются остатки фундамента.
Söz konusu alanın temelinde bağımsızlık bulunmaktadır.Воистину, в его природе живет независимость.
Ve bu teşkilatlanma “Kapıkulu Ocakları”nın temelini oluşturmuştur.Это и стало главным поводом для доктрины «открытых дверей».
Tüm Vista sürümlerinin 'temelini' oluşturur.Эти ответы легли в основу всей его «спиритической системы».
Hikâyelerin temeli budur.Основания для таких рассказов были.
Ekonominin temelini tarım oluşturmaktadır.Основой экономики остаётся фермерство.
Aracın temeli Ford F-250 serisi Super Duty kamyonetlere dayanmaktaydı.К месту службы лошадей перевозят на пикапах Ford F350 серии Super Duty.
Temelini ekonomik bağımsızlık oluşturur.Мы настаиваем на экономической самостоятельности автономии.
1957’de imzalanan Roma Antlaşması, bugünkü Avrupa Birliği’nin temelini oluşturdu.Римский договор 1957 года стал документом, заложившим основу для Европейского экономического сообщества.
Gerçek bilginin temelinin ancak idealar dünyâsında bulunabileceği temeline dayanır.Все-таки прошлое — это тот фундамент, на котором может вырасти здоровое настоящее.
Bir putperestlik tanımının temeli, put kavramının tanımına yatar.Происхождение термина связано с самим методом выполнения трюка.
Boğaziçi Köprüsü'nün temeli, 20 Şubat günü atılmıştı.Следующий Козёл был сожжён 20 декабря.
Beş yıllık bir süre için gizli oyla evrensel, eşit ve doğrudan seçim hakkı temelinde seçilir.Он избирается сроком на 5 лет на основе всеобщего равного и прямого избирательного права.
Oysa "uygar" topluluklarda üretimin temeli köle emeğine dayanmaktadır.По его мнению, античное общество несомненно было основано на рабском труде.
Temeli Guardian Angels olarak atıldı.Альбом посвящён Ангелам Хранителям.
Stadyumun temeli, 19 Mayıs 1939'da Dolmabahçe Sarayı'nın eski has ahırlarının bulunduğu arazide atıldı.Обе созданные пушки в мае 1939 года испытывались на полигоне НИАП.
Bununla Avrupa Komşuluk Politikasının temeli atıldı.Европейская политика соседства является ответом на эту новую ситуацию.
10 Haziran 1807 yıllında A. F. Deryabin demir fabrikası yerinde silah fabrikasının temeli attı.10 июня 1807 года под началом Дерябина на базе железоделательного завода был заложен Ижевский оружейный завод.
Dil temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir sistemdir.Он был создан Мастером на неизвестном древнем языке.
Bu görüşe göre, kadının üreticiliği, erkeğin üreticiliğinin temelidir.На первый взгляд, оно есть творение человека.
Bunlar temeli oluştururlar.Они образуют развязку.
Klasik mantığın temelinde tümdengelim vardır.Теоретической основой служит логика.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.قدمت نظرية الخلية منظوراً جديداً للأسس الرئيسية في الحياة.
Ubuntu projesinin bir parçasıdır ve aynı temeli kullanır.وهو جزء من مشروع أوبونتو ويستخدم نفس نظام البنية التحتية.
Kraliyet tablo koleksiyonunun temelini, yaklaşık 200 adet olan bu tablolar oluşturdu.شكلت هذه المجموعة أساس المجموعة الملكية من لوحات من حوالي 200 لوحة.
Roketin 1990'larda Sovyet FROG-7 füzesi temelinde geliştirildiği düşünülmektedir.ويعتقد أن هذا الصاروخ يستند إلى الصاروخ السوفيتي FROG-7 (فروج-7) وقد بدأ تطويره في عام 1990.
Hücrelerin oluşumu ve görevleri hakkında bilgi edinmek, bütün biyolojik bilimlerin temelini oluşturur.وتُعد معرفة تركيب الخلايا وكيفية عملها أساسي لجميع العلوم الحيوية.
Doğu illerinde pek çok İslâm âlimi Şeyh Mahmud el-Feyzi’nin temelini attığı bu medreselerde yetişmiştir.رفع الكأس في هذه البطولة كابتن الزمالك وقتها "الغزال الأسمر" إبراهيم يوسف.
1917'de Einstein, kuramını, evrenin bütününe uygular ve göreli kozmolojinin temelini atar.طبق أنيشتاين في سنة 1917 نظريته على الكون ككل، والشروع في النسبية الكونية.
Toplumsal modeli, Emile Durkheim'in teorik temellerini kurduğu "dayanışmacılık" temelinde şekillendi.تمثل النمط المجتمعى في مبدأ "التعاضد" الذى أسس المبادئ النظرية إميل دوركايم.
Franklin/Watson modelinin temelinde doğru olduğu gerçeği bilinmemektedir.من المعروف الآن أن نموذج فرانكلن-واطسون كان صحيحا.