Burada muhtemelen ünlü matematikçi Pedro Nunes ile teması olmuştur.Het is mogelijk dat hij enige vorm van contact had met de bekende wiskundige Pedro Nunes aldaar.
Bu yüzden temas ettiği organik maddeler çabucak yanar.Het organisch materiaal breekt dan zeer snel af.
Şarkı sözleri olarak, şarkının ana teması ölümdür.Zoals de naam al aangeeft is het hoofdthema van dit kanaal de politiek.
Çalışmalarında tekrarlı olarak memlekete dönüş teması işlenir.De stad is in haar werk een terugkerend thema.
Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu.Hij genoot duidelijk van het contact met het publiek.
Albümün teması genel olarak isyanın doğasıdır.Thema van het album is de grootsheid van de natuur.
Ana teması aşk ve evliliktir.De roman gaat over liefde en het huwelijk.
VFR uçuşlar ilgili ATS ile temasa geçmek koşuluyla bazı özel şartlarda kullanabilirler.Speciale VFR vluchten kunnen onder bepaalde omstandigheden worden toegestaan.
Albümün teması Nostradamus ve hayatıdır.De singles van het album waren Nastradamus en You Owe Me.
EUH029 Su ile temasında toksik gaz çıkarır.R 29: Vormt giftig gas in contact met water.
Eğer temas söz konusu olursa alkol ile silinmelidir.Na het aanbrengen verdampt de alcohol.
Otto Mueller'in aynı dönemde 'Der Blaue Reiter' grubu ile de teması vardı.Tegelijkertijd had Mueller ook contact met kunstenaars van 'Der Blaue Reiter'.
Böyle bir uygulamaya müsaade edildiğine daha önce de temas edilmişti.Het team kreeg op dat moment dan ook toestemming om deze ingreep uit te voeren.
Işık veya su buharı ile temas ettiğinde ayrışır.Het ontleedt onder invloed van licht of waterdamp.
Sözsel olarak özgürlük ve bağımsızlık arayan bir bildiri teması vardır.Zij is een jonge vrouw op zoek naar vrijheid en onafhankelijkheid.
Avrupalılarla temas ilk kez 1500 nisanında Portekizli kâşiflerce olmuştur.De eerste Europeanen arriveerden onder Portugese vlag in het jaar 1500 op Madagaskar.
Park seks teması üzerine yoğunlaşır.Onderweg zullen het hebben over seks gerelateerde onderwerpen.
Erozyon, dalgaların kayaçla temas ettiği her yerde meydana gelebilir.Vanuit de dijk kan erosie optreden door kwelstromen die door de dijk lopen.
Bir LiCl eriyik ile temas ettirilerek) aktarılır.40), wordt direct geïntroduceerd.
Kortejoların giriş kapısı kapandığında burada yaşayan ailelerin dış dünya ile temasları kesilirdi.Door deze Kattenburgerbrug op te halen konden de bewoners zich afsluiten van de buitenwereld.
Wallet NFC donanımlı cep telefonları için temassız ödemeni destekler.Betaalpassen hebben vaak een NFC-chip voor contactloos betalen.
Amen'in birçok çalışmasında Yahudi teması vardır.Hoewel seculier zijn er wel joodse studies.
Bu istilalar İtalyan edebiyatı ve sanatıyla teması da beraberinde getirmişti.Ze vonden hun evenknieën in de Italiaanse literatuur en schilderkunst.
Tam temasla birlikte karşılaşmacılar vücutlarını koruyucu ekipmanlar giyerler.Ze dragen altijd hoeden om de organen op hun hoofd te beschermen.
Örneğin, rinovirüs çoğunlukla doğrudan temasla bulaşmaktadır.Het rinovirus bijvoorbeeld wordt doorgaans verkregen door direct contact.
Yani, yalnız temas vardır.Er was alleen een koppelingshandle.
Temasla bulaşır.Naar Min Oneindig.
Bir şiirde, metnin temasını görsel olarak açıklar.In ieder deel is de dichter minstens interessant door het visionaire element.
İkinci yılında festivalin teması 'Şehir ve İnsan' olarak belirlendi.Zijn tweede dichtbundel heette Stad en Land.
Koşudan farklı olarak, en az bir ayağın her zaman yer ile temas hâlinde olması gerekir.Bij het lopen wordt altijd tenminste één voet aan de ondergrond gehouden.
Ancak Çekoslovak Lejyonu Bolşeviklerle temas halindedir.Het Tsjechisch Legioen was omgekocht door de bolsjewieken.
Bu okul özel olarak onun kendi yaşıtları ile temasta olması için oluşturulmuştu.Deze instelling van hem kwam, doordat hijzelf op die manier in zijn jeugd getraind was.
Töre olayları ise filmin diğer temasıdır.Deze gebeurtenis is de opmaat voor de rest van de film.
William Wilson'da açık biçimde doppelgänger temasını işler.William Wilson wyraźnie eksponuje temat sobowtóra.
İlk çalışmalarının ortak teması, "yetişkin dünyasını çocukların reddetmesi" konusu olmuştur.Jego wczesne utwory opowiadały o odrzuceniu świata dorosłych przez dzieci.
Temassız bir arayüz ile APDU iletimi ISO / IEC 14443-4'te tanımlanmıştır.Protokół komunikacyjny dla kart bezstykowych jest opisany w normie ISO 14443-4.
Endless Forms Most Beautiful'un ana teması bilim ve mantıkdır.Endless Forms Most Beautiful jest takim hołdem dla nauki i potęgi rozumu”.
Sonra James B. Donovan ile temas kuruldu.Wymianę przeprowadził James B. Donovan.
Klibin teması pizza dükkanı açılması ile ilgili bir grup çalışmalara dayalıdır.Tom wpadł na pomysł otworzenia pizzerii.
Kitabın üçüncü teması ölümdür.Narratorem książki jest Śmierć.
Buridan'ın eşeği felsefede özgür irade teması ile ilgili olarak kurulmuş bir paradokstur.Osioł Buridana jest alegorią paradoksu w filozofii w ujęciu wolnej woli.
Geçmişte birçok televizyon programında Aston Villa teması kullanılmıştır.Dużo programów telewizyjnych w ostatnich kilku dekadach nawiązuje do Aston Villi.
7 Şubat 2003'teki bir temas denemesi başarılı olmadı.Próba przeprowadzenia kontaktu 10 grudnia 2002 nie powiodła się.
Yakıt ve oksijen devamlı mevcut ve temas halinde ise sürekli yanma olur.W kontakcie z wodą i kwasami zapala się i często wybucha.
Çoğu kimyasal maddeyle olduğu gibi, deri veya gözlerle temas halinde, 15 dakika suyla yıkanmalıdır.W przypadku zanieczyszczenia oczu lub skóry należy przemywać je dużą ilością wody przez około 15 minut.
Progressive rock'ı kendi öz temasını ucuzlatmadan daha dinlenebilir bir şekilde yaptığımızı düşünüyorum."Myślę, że tworzymy progresywny rock bardziej przystępnym do słuchania bez zaniżania jego progresywności.
Deri ile teması halinde yanık yapacak pek çok kimyasal madde vardır.Podczas kontaktu ze skórą może nastąpić poparzenie chemiczne.
Savunma sırasında, defans oyuncuları belirli ölçüde rakip oyunculara temasta bulunabilirler.Gracze, podczas licytacji, mogą zadeklarować wzięcie określonej liczby lew.
Yakın aile üyeleri ile temas kuramıyordu.Nie utrzymuje kontaktów z rodziną.
CONTACT: ... ile temasa geç.Zapis relacji na żywo!. .
Émile Bernard ile de temasını kesmedi.Elementy puentylizmu przejął również Émile Bernard.
Bestelerinin büyük çoğunluğu Alkol teması üzerine kuruludur.Ich skład zazwyczaj jest oparty na alkoholu.
Kurtarma teması, aile ağacı yoluyla uzatılmıştır.Zabudowa osiedla jest rozciągnięta wzdłuż drogi gminnej.
Ana teması Çin'dir.Motywem łączącym całość jest temat kina.
Sözlerin teması ise seks arzusunun ve isteğinin etrafında döner.Jej zainteresowania obracają się wokół władzy i seksu.
Bizanslı'ların Ruslar'la ilk teması 839 yılında oldu.Najstarsza wzmianka o ruskim kaganie pochodzi z 839 roku.
Kargo kültü Kültür çatışması Outside Context Problem Temasa geçilmemiş topluluklarEwidencja Dóbr Kultury Niewpisanych Do Rejestru Zabytków
Fiziksel temasa izin verilmez.Nie było żadnego kontaktu fizycznego.
Bakteriyel konjugasyon, bir bakterinin hücresel temas yoluyla DNA'sını bir diğer bakteriye aktarması.Bakteriofag niosący bakteryjny DNA zakaża kolejną bakterię.
İzleyen iki hafta boyuca Pers Donanması ile bir temas gerçekleşmemiştir.Cała trójka nie zapomniała jednak tajemniczego Sindbada Żeglarza.