Sözler tema olarak karanlık ve Hal David modundaydı.O ensaio titulava-se Realidade e estilo em Juan Rulfo.
Paslı yüzeylere temas etmeme.Terceiro, faça os saltos em superfícies firmes.
Göz temasının sıklığı ve anlamı kültürler arasında farklılık göstermektedir.A continuidade e interpretação do contato ocular, varia entre diferentes culturas.
Akışkanların direkt olarak temas ettiği tipler de vardır.Vocês agora sabem o tipo de porcos contra os quais nós estamos lutando.
Günümüzün Üç Güzeli çiziminde çizilen üç model Utamaro'nun portresinin ana temasıydı.As três modelos deste trabalho foram habituais nos retratos de Utamaro.
Bundan başka erkekler ve dişiler temas kurmazlar.Mannetjes en vrouwtjes zijn op het oog niet van elkaar te onderscheiden.
Bu temas sağlanırsa E Ordular Grubu Sovyet 26. ve 57. Orduları kuşatacaktır.Als dit zou lukken, zouden ze de Russische 26e en de 57e leger omsingeld hebben.
Angela 1919'da kendisiyle yeniden temasa geçine kadar on yıl boyunca Adolf'tan hiçbir haber alamamıştı.Gedurende meer dan tien jaar had Angela geen contact met Adolf, tot hij weer contact met haar zocht in 1919.
Streptokok farenjiti hasta kişi ile yakın temas yoluyla yayılır.Streptokokken verspreiden zich door nauw contact met iemand die ziek is.
Aynı zamanda bir filmin ana temasını yazdı, Hanna Pakarinen tarafından seslendirildi.Ook heeft hij het hoofdthema van de film geschreven, gezongen door Hanna Pakarinen.
En az 10.000 ila 20.000 yıl önce sonlanan sporadik temasa devam ettiler.Mogelijk was er tot 20.000 à 10.000 jaar geleden nog sporadisch contact.
Kitapta birçok tema mevcuttur.Er zijn nog andere thema's in het boek.
Jane onlarla temasa geçti ve hızlı bir sözleşme imzalandı.Ze nam contact met hen op en had al snel een contract.
Burada muhtemelen ünlü matematikçi Pedro Nunes ile teması olmuştur.Het is mogelijk dat hij enige vorm van contact had met de bekende wiskundige Pedro Nunes aldaar.
EverQuest, 3D fantezi temalı bir MMORPG oyunu.EverQuest (EQ) is een 3D Fantasy MMORPG.
Bu yüzden temas ettiği organik maddeler çabucak yanar.Het organisch materiaal breekt dan zeer snel af.
"America the Beautiful", yurtsever temalı bir ABD şarkısı.America the Beautiful is een Amerikaans vaderlandslievend lied.
Ana tema, ilahi aşktır.Het thema is de hoofse liefde.
Şarkı sözleri olarak, şarkının ana teması ölümdür.Zoals de naam al aangeeft is het hoofdthema van dit kanaal de politiek.
Çalışmalarında tekrarlı olarak memlekete dönüş teması işlenir.De stad is in haar werk een terugkerend thema.
Joe Dante de "Filmi bütünleyen tema buydu.De film werd geregisseerd door Joe Dante.
Temalar veya türler ile ilgili herhangi bir kısıtlama yoktur.Er waren geen beperkingen betreffende kwantiteit of soorten.
Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu.Hij genoot duidelijk van het contact met het publiek.
Albümün teması genel olarak isyanın doğasıdır.Thema van het album is de grootsheid van de natuur.
Ana teması aşk ve evliliktir.De roman gaat over liefde en het huwelijk.
Grup başlangıçta BBC 2'deki Amazon Serisine tema müziği oluşturmak için bir araya geldi.De band schreef de openingsmuziek voor de televisieserie Amazon van BBC Two.
VFR uçuşlar ilgili ATS ile temasa geçmek koşuluyla bazı özel şartlarda kullanabilirler.Speciale VFR vluchten kunnen onder bepaalde omstandigheden worden toegestaan.
Albümün teması Nostradamus ve hayatıdır.De singles van het album waren Nastradamus en You Owe Me.
EUH029 Su ile temasında toksik gaz çıkarır.R 29: Vormt giftig gas in contact met water.
Eğer temas söz konusu olursa alkol ile silinmelidir.Na het aanbrengen verdampt de alcohol.
Otto Mueller'in aynı dönemde 'Der Blaue Reiter' grubu ile de teması vardı.Tegelijkertijd had Mueller ook contact met kunstenaars van 'Der Blaue Reiter'.
Şarkılarda bol miktarda kuş ötüşü kullanılmış olup tema gökyüzü ve güneş ışığına işaret eder.De nummers bevatten vogelzang en refereren veelal aan zonlicht, de lucht en de zee.
My Heart Will Go On 1997 yapımı Titanik filminin tema şarkısı.My heart will go on is het themanummer van de populaire film Titanic uit 1997.
Baekje sanat çalışmalarında Budist temaları ağırlıktadır.In Paekche kunst zijn boeddhistische thema's sterk vertegenwoordig.
Böyle bir uygulamaya müsaade edildiğine daha önce de temas edilmişti.Het team kreeg op dat moment dan ook toestemming om deze ingreep uit te voeren.
Işık veya su buharı ile temas ettiğinde ayrışır.Het ontleedt onder invloed van licht of waterdamp.
Günün ana temaları kefaret ve tövbedir.Op dit moment is het centrale deel van het paleis gerestaureerd en te bezichtigen.
Sözsel olarak özgürlük ve bağımsızlık arayan bir bildiri teması vardır.Zij is een jonge vrouw op zoek naar vrijheid en onafhankelijkheid.
Avrupalılarla temas ilk kez 1500 nisanında Portekizli kâşiflerce olmuştur.De eerste Europeanen arriveerden onder Portugese vlag in het jaar 1500 op Madagaskar.
Park seks teması üzerine yoğunlaşır.Onderweg zullen het hebben over seks gerelateerde onderwerpen.
Erozyon, dalgaların kayaçla temas ettiği her yerde meydana gelebilir.Vanuit de dijk kan erosie optreden door kwelstromen die door de dijk lopen.
Özellikle fıkıh ilminde temayüz etti.Want in de eerste plaats sprak hij in het enkelvoud.
Müziği daha karmaşık bir hal alıyor, şarkılarındaki temalar çeşitleniyordu.De muziek is dan ook een stuk rustiger dan zijn grote orkestwerken.
Bir LiCl eriyik ile temas ettirilerek) aktarılır.40), wordt direct geïntroduceerd.
Öyküde cinsel temalar da bulunur.In het verhaal zitten symbolische elementen.
İşlenen ana temalar arkadaşlık ve sadakatsizliktir.Thema's in het verhaal zijn (on)trouw en loyaliteit.
Filmleri çoğunlukla ilerici ve toplumsal açıdan eleştirel temalar içermektedir.Veel van deze films bevatten ook futuristische en maatschappijkritische elementen.
Windows Temaları ilk olarak Microsoft Plus! for Windows 95 ile gelmiştir. ^Het werd meegegeven met het Microsoft Plus! for Windows 95 pakket.
Kortejoların giriş kapısı kapandığında burada yaşayan ailelerin dış dünya ile temasları kesilirdi.Door deze Kattenburgerbrug op te halen konden de bewoners zich afsluiten van de buitenwereld.
Wallet NFC donanımlı cep telefonları için temassız ödemeni destekler.Betaalpassen hebben vaak een NFC-chip voor contactloos betalen.
Amen'in birçok çalışmasında Yahudi teması vardır.Hoewel seculier zijn er wel joodse studies.
Temayüller gereği gemi alıkonulup, mürettebatı da esir alınamazdı.Het voertuig kon ook op afstand bestuurd worden, zodat het bemanningslid niet in gevaar werd gebracht.
Bu istilalar İtalyan edebiyatı ve sanatıyla teması da beraberinde getirmişti.Ze vonden hun evenknieën in de Italiaanse literatuur en schilderkunst.
Tam temasla birlikte karşılaşmacılar vücutlarını koruyucu ekipmanlar giyerler.Ze dragen altijd hoeden om de organen op hun hoofd te beschermen.
Paket, The Sims 2: Apartment Life ile benzer temadadır.De Engelse benaming voor dit uitbreidingspakket is The Sims 2: Apartment Life.
Örneğin, rinovirüs çoğunlukla doğrudan temasla bulaşmaktadır.Het rinovirus bijvoorbeeld wordt doorgaans verkregen door direct contact.
Şarkı sözü temaları depresyon ve intihar ile ilgilidir.De teksten gaan vooral over zelfmoord en depressie.
Yani, yalnız temas vardır.Er was alleen een koppelingshandle.
5. tema ise legolardan oluşmaktadır ve sadece bonus bölümlerinde görünür.Centraal deel van het werk is groep 3 en bestaat alleen uit de contradans.
Temasla bulaşır.Naar Min Oneindig.