Gerçekte, birisi televizyonu açar açmaz, diğer odaya geçiyorum ve okumaya başlıyorum.すぐ他の部屋に行って読書をしますから (・・・微妙?)
Gördüğün gibi, toplumun, çevrenin, arkadaşlarının, televizyonun etkisi altındasın.Seperti yang Anda lihat Anda dipengaruhi oleh masyarakat, Lingkungan, teman-teman, acara televisi,
Hey şaka yapıyorsun, vay be, televizyonu götürmüşler!Aaa, vy musíte.. Skvělé! Oni mě okradli! Charlie!
Hey şaka yapıyorsun, vay be, televizyonu götürmüşler!Ah, grand. Ils m'ont volé.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,A plăti pentru a scoate oamenii din sclavie e ca și cum a plăti un hoț să îți dea înapoi televizorul.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Comprar personas es como pagarle al ladrón para que te devuelva tu tele.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Ha fizetnénk a rabszolgatartóknak, az olyan lenne, mintha egy betörőnek fizetnénk, hogy adja vissza a TV-t.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Jemanden freizukaufen ist wie einen Dieb zu bezahlen, um den eigenen Fernseher wieder zu kriegen.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Mensen vrijkopen uit de slavernij is als het betalen van een inbreker om je televisie terug te krijgen.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Racheter les esclaves est comme payer un voleur pour qu'il vous rende votre téléviseur.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Ricomprare gli schiavi è come pagare un ladro per riavere la televisione.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,To jak płacenie złodziejowi za skradziony telewizor. To jak płacenie złodziejowi za skradziony telewizor.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,노예를 사는 것은 마치 도둑에게 돈을 주고, 훔친 TV를 받는 것과 같죠.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Αγοράζοντας τους σκλάβους είναι σαν δίνετε χρήματα σε έναν διαρρήκτη για να πάρετε πίσω την τηλεόραση σας.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Викуповувати людей з рабства - це ніби платити грабіжнику, щоб повернути свій вкрадений телевізор.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Выкуп людей из рабства - это тоже самое, как заплатить вору-домушнику за возврат вашего телевизора.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,Откупуването на хора от робство е като да платиш на крадец, за да ти върне телевизора.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,לקנות אנשים מעבדות זה כמו לשלם לפורץ על מנת לקבל את הטלוויזיה שלך בחזרה.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,شراء الناس من أسيادهم هو مثل أن تدفع للسارق ليعيد لك التلفاز الذي سرقه.
İnsanları kölelikten kurtarmak için satın alınması, ev hırsızına ödeme yapıp televizyonunuza geri almak gibi,テレビ泥棒に金を払うようなものです これでは犯罪を助長してしまいます
İşte, biz televizyonu kapatmadan az önce, azıcık güneş içeri girerdi.글쎄, 우리가 텔레비전을 켰 때마다, 전에 약간 일에 했다.
İşte, biz televizyonu kapatmadan az önce, azıcık güneş içeri girerdi.Nun, jedesmal, bevor wir den Fernseher abdrehten, kam etwas Sonne herein.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Anda tidak perlu memiliki TV sendiri.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Ei tarvitse välttämättä olla omaa TV:tä.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.E não é obrigatório ter um aparelho de TV
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.E non devi per forza possedere la tua televisione.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Et il n'est pas indispensable d'avoir sa propre télé.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.I wcale nie musisz mieć własnego telewizora.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Je hoeft niet eens zelf televisie te hebben.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Man muss dazu nicht unbedingt einen eigenen Fernsehapparat haben.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Nem is kell hozzá saját készülék.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Și nici măcar nu trebuie să ai un televizor.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.그리고 사람들은 각 집에 TV를 가지고 있을 필요도 없습니다
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Và bạn cũng không cần thiết phải có một TV riêng.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Y uno no tiene necesariamente que tener una television.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Και δεν είναι απαραίτητο να έχεις τη δική σου τηλεόρασή.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.И совсем не обязательно для этого иметь собственный телевизор.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.І зовсім необов'язково для цього мати власний телевізор.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.Не е задължително да имаш свой собствен телевизор.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.ולא חייבת להיות להם טלויזיה משלהם.
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.وليس من الضرورة أن يكون لديك تلفزيونا خاصا بك
Kendi televizyonunuza sahip olmanız gerekmez.人々は公共の場所も使って
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum. Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Me gusta como le ha devuelto la lectura a America.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Ich mag die Art, wie sie das Fernsehen verändert hat.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Ik vind het leuk dat ze praattelevisie heeft veranderd.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Îmi place cum a transformat televiziunea.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.J'aime comment elle a transformé les programmes de discussions à la télévision.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.나는 그녀가 텔레비젼 토크쇼를 변형시킨 방법을 좋아해.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Mi piace come ha trasformato i talk americani.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Podoba mi się jak zmieniła rozmowę telewizyjną.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Szeretem, ahogy forradalmasította a beszélgetős műsort.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Tôi thích cái cách mà bà ấy thay đổi những chương trình tọa đàm trên TV.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Мне нравится, как она изменила разговорное ТВ.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.Харесвам начина, по който преобрази телевизионните токшоута.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.אני אוהבת איך היא הפכה תוכניות דיבור בטלויזיה.
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.وأحب كيف حولت البرامج الحوارية على التلفاز
Konuşan televizyonu nasıl değiştirdiğini seviyorum.アメリカに読書習慣を呼び戻したのも好き
Lütfen televizyonu açın! - Televizyon.Κάντε γρήγορα και ανοίξτε την τηλεόραση!
Lütfen televizyonu açın! - Televizyon.بسرعة اشعلي التلفاز
Mesela Haziran 2008'de Paris'te televizyonumu izliyordum veMisalnya, bulan Juni 2008, saya sedang menonton TV di Paris,