Bundan sonra da televizyonda çocuk oyuncu olarak çalışmaya devam etti.V divadle a televízii účinkoval už ako chlapec.
Ayrıca radyoda ve televizyonda yorumculuk yapmıştı.Bol činný v rozhlase i v televízii.
Smith bazen televizyonda yer almıştır.Pogosto so ga predvajali tudi na avstralski televiziji.
1950'li yılların sonlarından itibaren televizyonda görünmeye başladı.V poznih petdesetih letih 20. stoletja se je začel pojavljati v televizijskih serijah.
Televizyonda birçok kişi onları övüyordu.Njuno dejanje so po televiziji spremljali milijoni ljudi.
Televizyonda duydukları da cabasıdır.Dostava pa bo po televiziji.
Kablolu televizyonda kullanılabilir.Ją buvo galima prijungti prie televizoriaus.
Bu teknik, hareket yanılsamasının televizyonda ve hareketli görüntülerde kullanılmasıyla aynı tekniktir.Ši technika analogiška judėjimo iliuzijai, sukuriamai televizijoje arba filmuose.
Marx Kardeşler, vodvillerde, sahne oyunlarında, sinema ve televizyonda görünen komedyen kardeşlerdi.Broliai Marksai buvo populiariūs broliai komikai, vaidinę vodeviliuose, spektakliuose ir filmuose.
Grenoble televizyondan renkli olarak yayınlanan ilk Kış Olimpiyatlarıydı.Tai buvo pirmosios olimpinės žaidynės transliuotos spalvotai.
Filmin ilk gösterimi televizyonda yapıldı.Pirmąjį vaidmenį kūrė televizijos studijoje.
Anne bak babam televizyonda".Lietuvos televizijoje rengė laidas „Žmogus.
Tartışma, televizyondan canlı olarak yayınlandı.Šis turas buvo transliuojamas per televiziją.
30 Nisan 1957 yılında ilk stüdyo yayınıları televizyonda yayınlandı.1957 m. balandžio 30 d. transliuota pirmoji Vilniaus televizijos studijos laida.
Televizyonda ilk kez 2003'te görülmüştür.Tais pačiais metais ji paskutinį kartą pasirodė televizijoje.
Kablolu televizyonda ve uyduda yayın yapmaktadır.Laidos transliuojamos per palydovinę ir kabelinę televiziją.
1971 - Amerika Birleşik Devletleri'nde televizyonda sigara reklamları yasaklandı.1971 – USA-s keelati sigarettide reklaam televisioonis.
Televizyonda birçok kişi onları övüyordu.Järgnesid mitmed etteasted televisioonis.
Tören televizyonda da gösterildi.Seda näidati ka televisioonis.
Sanatçı 1969-1971 arasında televizyonda "The Johnny Cash Show"u sunmaya başladı.Aastatel 1969–1971 juhtis Cash kanalil ABC telesaadet "The Johnny Cash Show".
Bundan sonra bir yıl kadar televizyonda yoktu.Ta ei püsinud sellel kohal kauem kui aasta.
Çocuk oyuncu, çocuk aktör ya da çocuk aktris, sinema veya televizyonda oyunculuk amaçlı sahne alan çocuk.Lapsnäitlejaks nimetatakse last, kes tegeleb näitlemisega teatris, filmis või televisioonis.
Ancak klip sadece internette yayınlanmış, televizyonda yayınlanmamıştır.IP on kasutusel ka kohtvõrkudes, mitte üksnes internetis.
İsviçre'de gerçekleştirilen 1954 Dünya Kupası, televizyonda ilk gösterilen Dünya Kupası oldu.Aastal 1954 sai temast esimene esineja, keda Rootsi televisioonis näidati.
ABD çapında karşılaşma NBC tarafından televizyonda yayınlanmıştır.USA-s pidas FCC avalikke kuulamisi televisiooni asjus.
2011 süresince Watson, yetenekleri test edilme amacıyla televizyondaki yarışma programı Riziko!'da tamamlandı.Aastal 2011 pandi Watsoni võimed proovile telesaates "Jeopardy!"
Bu teknik, hareket yanılsamasının televizyonda ve hareketli görüntülerde kullanılmasıyla aynı tekniktir.See tehnika on identne viisiga kuidas televisioonis ja filmikunstis liikumise illusiooni luuakse.
1000 dolarlık saç traşım var ve hatta televizyonda bir talkshow'um bile varFryzura za 1000 dolarów i własny talk show w TV
1000 dolarlık saç traşım var ve hatta televizyonda bir talkshow'um bile varMám účes za 1 000 dolarů a dokonce i vlastní talk show v televizi.
1000 dolarlık saç traşım var ve hatta televizyonda bir talkshow'um bile var冠番組だって持っている 幸福を感じるはずなんだ なのに
24 Ağustos'ta televizyonda yayınlanan bir konuşmada El-Sadr'in sözcüsü şu açıklamada bulundu:Dans un discours télévisé du 24 août, le porte-parole de Moqtada al-Sadr lisait un discours disant:
24 Ağustos'ta televizyonda yayınlanan bir konuşmada El-Sadr'in sözcüsü şu açıklamada bulundu:En un discurso televisado del 24 de agosto, el portavoz de Al-Sadr leyó una declaración que decía:
24 Ağustos'ta televizyonda yayınlanan bir konuşmada El-Sadr'in sözcüsü şu açıklamada bulundu:In un discorso trasmesso in televisione il 24 agosto, il portavoce di Al-Sadr ha letto una dichiarazione:
3. Cinselliğin televizyonda, reklamlarda, dizilerde ön plana çıkarılması.3.Promuovere la sessualità nei film,nella pubblicità,e nei programmi tv.
Al, kullan, ne istersen onu yap, Doktor'u televizyonda götüremediğimiz yerlere götür."- È tua, usala, facci quello che vuoi, porta il Dottore dove non possiamo in TV.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Äiti, se myyntimies on telkussa! ...joka on vienyt lajimme kehitystä eteenpäin.: rohkeus.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Az ügynök bácsi van a tévében! ami származása fölé emelte az emberiséget. És ez a bátorság.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Bu, sales itu masuk TV. dan mengangkat spesies kita lebih tinggi dari lainnya, dan itu adalah keberanian kita.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Die verkoper is op TV. ...dat ons boven onszelf deed uitstijgen:
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Mamá, el vendedor que vino está en la tele. ...ha elevado al hombre por encima de su origen: su valor.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Mama, po TV je tisti prodajalec. ...in to je naš pogum.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Mamma, försäljaren är i TV! ...som höjt vår art över sitt ursprung: Vårt mod.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Mor, kom og se sælgeren! <i>... hævet vor art</i> <i>over sin oprindelse:
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.- ne-a hrănit sufletele...
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Μαμά, η τηλεόραση δείχνει εκείνο τον πωλητή. ...ανύψωσε τον άνθρωπο πάνω απ'την καταγωγή του. Το θάρρος.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Мамо, оня търговец го дават по телевизията. ...което е издигало нашия вид. И това е куражът ни.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Мамо, оня търговец го дават по телевизията. ... което е издигало нашия вид. И това е куражът ни.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.."כאן מרכז "קנדי .דקה אחת לשיגור
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.خلال كل أوقاتنا هناك شىء واحد
- Aynı televizyondaki gibisin.- Pont úgy néz ki, ahogy a hírekben.
Bağımsızlık Günü’nde birçok Finli televizyondan cumhurbaşkanının bağımsızlık günü kutlamasını seyreder.Då tittar många finländare på självständighetsdagens mottagning med presidenten som värd på TV.
Bağımsızlık Günü’nde birçok Finli televizyondan cumhurbaşkanının bağımsızlık günü kutlamasını seyreder.Muchos finlandeses ven en televisión la fiesta del día de la Independencia del Presidente de la República.
Bağımsızlık Günü’nde birçok Finli televizyondan cumhurbaşkanının bağımsızlık günü kutlamasını seyreder.Silloin monet suomalaiset katsovat tasavallan presidentin itsenäisyyspäivän juhlia televisiosta.
Bağımsızlık Günü’nde birçok Finli televizyondan cumhurbaşkanının bağımsızlık günü kutlamasını seyreder.В этот день многие финны смотрят трансляцию праздничного приёма, который проводит президент Республики.
Ben de o sırada televizyonda izliyordum, bir noktaya geldiklerinde, astronotlardan biri;Et je les regardais à la télé, et à certain moment, un des astronautes dit simplement,
Ben de o sırada televizyonda izliyordum, bir noktaya geldiklerinde, astronotlardan biri;Zrovna jsem se díval na televizi, když jeden astronaut řekl:
Ben de o sırada televizyonda izliyordum, bir noktaya geldiklerinde, astronotlardan biri;وكنتُ أشاهده عبر التلفاز
Ben Malcolm'u televizyonda ilk gördüğümde, beni de korkutmuştu.Als ich Malcolm zum ersten Mal im Fernsehen sah, bekam auch ich Angst.
Ben Malcolm'u televizyonda ilk gördüğümde, beni de korkutmuştu.Tv에서 말 콤을 처음 봤을 때 그는 또한 나를 겁.
Bildiğiniz gibi bu fikirlerimiz için televizyondan biraz yayın zamanı istiyoruz.Ale zrozumcie, chcemy, potrzebujemy trochę czasu antenowego dla naszych pomysłów.