televizyon ile cümle
televizyon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Eğer yeteri kadar zamanın yoksa, televizyon izlemeyi bırak.If you don't have enough time, stop watching TV. If you are looking for the love of your life, stop.
"Tamam, bütün radyo istasyonlarını, hatta televizyon istasyonlarını kullanabilirsin."Okay. You can use all the radio stations, television stations."
Bu biraz 8-ekran tüplü bir televizyondan ince geniş bir ekrana geçmeye benziyor.This is like going from a little Trinitron 20-centimeter TV to buying a widescreen.
Ve sonra, televizyonunun üzerinde bir silah olan bir medeniyete ulaşıyoruz.And then we get to the civilization above the little TV set with a gun on it.
Senin... ..televizyonun yok mu?But don't you... don't you have a TV?
'The defining Moment Televizyon'daki talk show'dan alıntı yapılmıştır.... www.definingmoment.tvExcerpts from: The defining Moment Television Talk show ... www. definingmoment.tv
Televizyon izlerler.Başka şeyler yaparlar. "They'll watch TV, or do this other thing."
Çabuk! Lütfen televizyonu açın!Please turn on the television!
- Televizyon.- Television.
Benim en sevdiğim televizyon programıydı, evimin parasını vermeden önce bile.It was my favorite show, even before it paid for my house.
Televizyondaki halinden biraz daha hızlı ve iyi yapabilirler, ve "Kusura bakma Ken.They could do it a little bit faster and a little better on national TV, and "I'm sorry, Ken.
Eğer çiş yapmazsan televizyon seyredemezsin, değil mi?Hmm?
Neden devletler bunu televizyonda herkese ilan etmiyor?So, why aren't governments blaring this on television?
Biz Türkiye'ye yayın veren bir televizyon kanalıyız.We are a television channel that broadcasts in Turkey. 118 10:
Öyleyse vitesi bir süreliğine yükseltiyor ve diyoruz ki, " Biliyorum. Televizyon Reklam.So we shift gears for a minute, and say, "I know: television; advertising.
Televizyon, uydu ve kablo tv gelirleri daha da yükselişte.And TV, satellite and cable revenues are way up.
Eğer televizyon izleyeceksen önerim, Scooby Doo'yu izle.If you're going to watch telly, you should watch Scooby Doo.
Bu süreç içerisinde İki adet piyano, ve 10 adet televizyon parçaladık.We destroyed two pianos and 10 televisions in the process.
- Aynı şey televizyonlar için de geçerli.-It's the same for your TV sets by the way.
Ben Malcolm'u televizyonda ilk gördüğümde, beni de korkutmuştu.When I first saw Malcolm on a television, he scared me also.
İşte, biz televizyonu kapatmadan az önce, azıcık güneş içeri girerdi.Well, before each time we'd turn the television off, a little sun came in.
Malcolm'u sık sık televizyonda görüyorduk.We were seeing Malcolm on television kind of frequently.
Ve cenazeyi televizyondan seyrettik.And so we saw it on television.
Televizyon neden ortada bir şey olarak tanımlanır?Why is television called a medium?
Ama sizinle tamamen dürüst olmam gerekirse, ben televizyonu seviyorum.But to be completely honest with you, I kind of love television.
Televizyonu seveniniz var mı?(Dinleyiciler:Any of you like television? Audience:
Gerçekte, birisi televizyonu açar açmaz, diğer odaya geçiyorum ve okumaya başlıyorum.Actually, as soon as someone turns it on, I go into the other room and read.
İki dakikadan biraz fazla zamanını aldı bunları televizyona yapıyor olduğunu anlamak.It took him over two minutes to figure out that he was doing things to the television.
Kim olduğunu bulun, televizyona çıkmasın ve basından da uzak tutunFind him, get him off the TV and keep him away from the press
Peter Popoff isimli televizyon rahibine karşı özel bir ilgi geliştirdim.I developed a special interest in a television's evangelist named Peter Popoff.
Hepimiz bunun gibi fotoğrafları televizyonda ve haberlerde gördük.We've all seen pictures like this on television and in the news.
Şu şarkıyı biliyor musunuz "Televizyonda olmak isterdim"?You know the song "I would love to be on TV"?
Televizyon bizim yapmak isteyip yapamadıklarımızı yapan insanlarla dolu.TV is full of people who do what we wished to do, but never got to.
Kumandalı diktatörler oluyoruz ve televizyondaki herkesi eleştirmeye başlıyoruz.We become dictators with a remote and start to criticize the people on TV.
Televizyon kanalımız 156 ülkede yayın yapıyor.156 nations carry our television channel.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.I wasn't allowed telly for a week after I broke that plate.
Televizyonda beni gören biri beni aradı ve bana bir filmde(Laughter) I wound up on every television show.
Televizyon biraz geniş yer ediyor.Television comes quite a bit larger.
Bu petabyte ile ilgili, şimdiye kadar, dünya çağında televizyonlar.It's about a petabyte, so far, of worldwide television --
Haydi Filistin televizyonlarına bakalım ve öğrenelim.Let's look at the Palestinian television and find out.
Ya her neyse, televizyon, öne sürüyorum ki, bizim avucumuzun içerisinde.So anyway, television is, I would suggest, within our grasp.
Televizyonu bakıcı olarak kullanmadığınız sürece.So I think television is okay in moderation. You never want to use a television as a babysitter.
- Aynı televizyondaki gibisin.- You look exactly like you do on the news. - She does look exactly the same in person.
Örneğin, televizyon üretimi.For example, TV manufacturing.
Alexander, bizim ufak bir televizyon programımız da var.Alexander, we have a little TV show too.
Ve ulusal televizyon kanalı yayına girmesine beş dakika kala men edildi.And the national TV station was injuncted five minutes before it went on air,
Bu senin ilk televizyon gösterin.It's your first TV show.
Aynı zamanda BBC için bir televizyon dizisi de yapıyordum.I was also making a TV series for the BBC at the time.
"Televizyonda Uruguay ile ilgili konuşuyorlar!!!""They're talking about Uruguay on TV!!!"
Fakat kendi neslimin çoğu gibi, televizyon karşısında çokça zaman geçirdim.But as was the case for most of my generation, I spent a lot of time in front of the TV.
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.Their importance blends into the sensationalized drama of prime time TV.
Dhani bir televizyon şovudur.Dhani has a television show.
Ve her hafta bu televizyon şovundaAnd every week on this television show,
Televizyon hakkında yaptığımız görüşmede neler oluyor dinleyelim.Let's listen to what happens when they get to the portion of the discussion on television.
Diğer yandan, televizyon yazarlarına sempati olsun diye, TV blog'cuları da greve gidiyor.Meanwhile, you have the TV bloggers going out on strike, in sympathy with the television writers.
Arada bir televizyonu kapamalısın.You have to turn off the TV from time to time.
Bir tane de televizyon setinin arkasına koyduk.We put one on the back of the television set.
Yani bilmiyorum hiç televizyonun fişini takma üzerine düşündünüz mü yani sadece kablo kullanarak.I don't know if any of you have ever thought about plugging a T.V. in when you use just a cord.
Bu ticari olarak --- (Alkış) ticari olarak pazarlanan bir televizyon seti.This is a commercially -- (Applause) available color television set.
Polis komiseri gelip de televizyonda suçla ilgili konuştuğunda,, yolsuzluktan bahsetmiyor.When the Commissioner of Police comes on TV to talk about crime, he isn't speaking about corruption.