telafi ile cümle
telafi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kaybolan zamanı telafi etmeliyiz.Temos que recuperar o tempo perdido.
İsa'nın çarmıha gerilmesi de bu günahı telafi etmiştir.Przez śmierć Chrystusa grzech został ukrzyżowany.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Obie strony wyrzekły się wojny.
Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı.Swoim polecił przedtem odwrócić wzrok.
Bu işlemi tercihe göre telafi etmek isteğe bağlıdır.Syftet var att konkurrera ut nämnda OKEJ.
Sinan Akçıl ) Telafisi Yok Sene Xesteyem Unutmuşam (feat.Я відріжу хвилі) Nie dziś (укр.
Ben hatasını telafi etmek için tekrar makineye girer ve Thing e dönüşür.При цьому площина ковзання зміщується, і воно знову стає можливим.
İsa'nın çarmıha gerilmesi de bu günahı telafi etmiştir.Ježíš nesplnil toto poslání, jelikož byl ukřižován.
Ben hatasını telafi etmek için tekrar makineye girer ve Thing e dönüşür.Plán se podaří, bytost je zkrocena a promění se zpět na Oda.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Amândouă părțile au renunțat la cerea unor compensații de război.
1971 yılını izleyen dönemlerde OPEC bu değer kaybını telafi edebilmek için ağır hareket etmiştir.În anii de după 1971, OPEC a reajustat lent prețurile pentru ca acestea să reflecte deprecierea.
Senkronizasyon nedeniyle gerçekleşen başarım azalması iki yolla telafi edilir.A szinkronizációból adódó teljesítménycsökkenést két módon kompenzálták.
Bölgenin doğal yapısına telafisi mümkün olmayan zararlar vermiştir.A fogyasztás bolygónkra gyakorolt visszafordíthatatlan hatásaira.
Kayıp zamanı telafi etmek için acele ettim.Sietek, hogy behozzam az elvesztegetett időt.
Kayıp zamanı telafi etmek için acele ettim.Sietek, hogy behozzam az időveszteséget.
Reform süresince ücret artışı sanayi verimliliğindeki artışlarla telafi edildi.Verotusuudistuksen nähtiin maksavan itsensä joiltain osin takaisin työllisyyden paranemisen myötä.
Yüksek fiyatını uzun ömürlü oluşuyla telafi eder.Δημιουργία ασφαλών αντικειμένων με αξία μακράς διάρκειας.
Pilotlar bunu telafi etmek için yüksek manevra kabiliyetine ve dalış hızına güveniyorlardı.For at kompensere herfor satsede piloterne på flyets manøvredygtighed og høje hastighed i dyk.
Daha sonra günahlarını telafi etmek ve kefaret aramak için kendi yan ürünü Angel dizisine geçmiştir.Og han ofret sine kristelige ambisjoner og planer og gikk inn i inderlig bønn til Gud.
Eğer 2007'de telafi hızı arttırılmasaydı, su bin yıl daha dayanabilirdi .Nếu với tốc độ khai thác không đổi như năm 2007 nguồn nước có thể khai thác được trong 1000 năm.
1971 yılını izleyen dönemlerde OPEC bu değer kaybını telafi edebilmek için ağır hareket etmiştir.Sau 1971, OPEC lại chậm trễ trong việc điều chỉnh lại sự suy tụt giá trị tiền tệ này.
Reform süresince ücret artışı sanayi verimliliğindeki artışlarla telafi edildi.Tiền lương tăng lên trong quá trình cải cách đã được bù đắp bằng sự gia tăng năng suất công nghiệp.
General Le Bœuf, çok öfkeliydi, Saar üzerine saldırılmalı ve kayıplar telafi edilmeliydi.Tướng Le Bœuf, giận dữ điên người, dự định mở cuộc tấn công theo hướng Saar để bù đắp lại thua thiệt.
Daha sonra günahlarını telafi etmek ve kefaret aramak için kendi yan ürünü Angel dizisine geçmiştir.自らの不注意で凛子が火傷をして以降は彼女を守っていくことを誓う。
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.両陣営は戦争自体の賠償請求を放棄することを宣言した。
Bir mücadeleye harcanan tüm o saatleri ve enerjiyi telafi eden bir varoluş hissini gördüm.戦いに費やした時間とエネルギーの全てを補って余りある、実存の感覚を見つけました。
TF-X hava-hava muharebesinde F-35'in zayıflıklarını telafi etmek için tasarlanıyor.TFXは運用中のF-16を代替し、F-35の空対空性能における弱点を補完する機体となる。
Örneğin, sınırlamaları telafi etmek için bir geçitle köprü oluşturabilir.跨線橋を使って、改札内を行き来できる。
Yüksek fiyatını uzun ömürlü oluşuyla telafi eder.利点 金利が長期固定。
Bunun telafisi için yapılan görüşmelerden sonra, elçilik 1602'de Lizbon'dan İran'a hareket etti.在獲得賠償後,使團在1602年初從里斯本歸航。
Etkinlik Telafisi: Her gün kaybolan EXP gücü için üzgün müsünüz?日常節能指標:節省日常使用能源。
Bu kısıtlama, gelişen MİB paralleliğinin çeşitli metotları ile telafi edilmektedir.此限制已透过多种增加CPU并行运算的方法下被大幅的补偿了。
Yok etmek için bir Hortkuluk çok ciddi zarar görmelidir ki sihirle telafisi mümkün olmasın.分靈體要銷毀非常難,一般的魔法是做不到的。
Sinan Akçıl ) Telafisi Yok Sene Xesteyem Unutmuşam (feat.דָּבָר בִּשְׁבִילֵנוּ אֲדֹנָי לֹא צִוָּה.
İsa'nın çarmıha gerilmesi de bu günahı telafi etmiştir.Със своите мъки Христос е трябвало да заличи този грях.
General Le Bœuf, çok öfkeliydi, Saar üzerine saldırılmalı ve kayıplar telafi edilmeliydi.Генерал Льо Бьоф, разгневен, решава да отиде при река Саар, за да преброи своите загуби.
Eninde sonunda bu telafi edişle yarışı 8 saniye önde bitirdi.Celé preteky bola na prvom mieste a vyhrala s náskokom viac ako 8 sekúnd.
Ben hatasını telafi etmek için tekrar makineye girer ve Thing e dönüşür.Amy táto halucinácia vydesí a vráti sa späť do reality.
Eğer 2007'de telafi hızı arttırılmasaydı, su bin yıl daha dayanabilirdi .Življenjska doba obročev brez nekega mehanizma, bi bila največ 1 milijon let.
Sinan Akçıl ) Telafisi Yok Sene Xesteyem Unutmuşam (feat.Nothing Lasts… But Nothing Is Lost (2005 m.)
Bunun sonucunda büyük bir otorite kaybına uğradı ve bu kaybı sonradan telafi edemedi.Tam paaukojo didelę pinigų sumą, kuri jam mirus liko nepanaudota.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Gdyby przypadkiem wydało się, że żyję, poczyniłoby to nieodwracalne szkody.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Hvis mine forældre tilfældigvis afslører, at jeg lever, - - kan det skade os betragteligt.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Jos vanhempani lipsauttavat minun olevan elossa- -vahinko voi olla korjaamaton.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Om mina föräldrar skulle råka försäga sig att jag lever- -skulle det kunna skada oss avsevärt.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Se per caso si lasciassero sfuggire che sono ancora viva, potrebbe essere un danno irreparabile.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Se, por acaso, os meus pais deixassem escapar que estou viva, poderia causar danos irreparáveis.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Si a mis padres se les escapa que aún estoy viva, podría tener consecuencias irreparables.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Αν τους ξεφύγει ότι είμαι ακόμα ζωντανή, θα προκληθεί ανεπανόρθωτο κακό.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Если родители проговорятся о том, что я жива, это может нанести непоправимый вред.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ile단어"atone"에서 우리는 친숙한 전치사 "at"을 발견합니다.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ile O-N-E kökünü görüyoruz.Dans le mot " atone " (expier), nous trouvons la préposition familier " at " combinée à la base O-N-E.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ile O-N-E kökünü görüyoruz.En la palabra "atone", está la familiar preposición "at" [en] unida al lexema O-N-E.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ile O-N-E kökünü görüyoruz.Im Wort "atone" (gutmachen) finden wir die bekannte Präposition "at" mit dem Stamm O-N-E.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ile O-N-E kökünü görüyoruz.În cuvântul "alone" avem prepoziția bine-cunoscută "at" compusă cu baza O-N-E.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ile O-N-E kökünü görüyoruz.Na palavra "atone" (expiar) encontramos a preposição que nos é familiar, "at" (em), composta com a base O-N-E.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ile O-N-E kökünü görüyoruz.Nella parola "atone" [espiare], troviamo la familiare preposizione "at" composta con la base O-N-E.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ile O-N-E kökünü görüyoruz.W wyrazie "atone" znajdujemy przyimek "at", tutaj połączony z bazą O-N-E.
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ileבמילה "כיפר." אנחנו מוצאים את הקידומת המוכרת "at"
"Atone" (telafi) sözcüğünde bildik "at" edatı ileوجدنا في الكلمة "(تكفير) atone" حرف الجرِّ المعروف "(في-عند) at"