telafi ile cümle
telafi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Satır aralığı farklarını telafi etΑντιστάθμιση για τις διαφορές απόστασης μεταξύ των & γραμμών
Satır aralığı farklarını telafi etКомпенсиране разстоянията между редовете
Satır aralığı farklarını telafi etКомпенсировать различия в & межстрочном интервале
Satır aralığı farklarını telafi etКомпенсувати різницю в & інтервалі між рядками
Satır aralığı farklarını telafi et& פצה על הבדלים במרווחים בין שורות
Satır aralığı farklarını telafi etعوّض لـ
Satır aralığı farklarını telafi etラインスペースの差を補正(L)
Seninle vakit geçirmekten bahsederdi. Kaçan günleri telafi için.Falava acerca de passar mais tempo contigo.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Chúng ta đang xóa bỏ điều đó, và họ đã không còn nghĩ đến điều đó nữa mà hướng vào tương lai.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Hoy lo estamos revirtiendo y ellos lo han superado y están enfocados en el futuro.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Kita mengubah itu sekarang, dan mereka telah melupakannya dan melihat masa depan.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.우리는 이제 원상태로 돌리고 있으며 그들은 이것을 넘어 미래로 향하고 있습니다.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Nous défaisons tout cela maintenant, et ils ont vraiment tourné la page, et regardent vers l'avenir.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Nyní to napravujeme, zatímco oni již minulost dávno překonali a dívají se do budoucnosti.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Reparăm acest lucru acum şi deja au trecut peste asta şi privesc către viitor.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Stiamo rimediando adesso; loro hanno superato questo momento e sono proiettati verso il futuro.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.We maken dat nu ongedaan, en zij zijn er helemaal overheen en richten hun blik op de toekomst.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Αυτό αλλάζει τώρα, το ξεπερνούν και πορεύονται προς το μέλλον.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Ми виправляємо це зараз, і вони настільки раді та спрямовані поглядом у своє майбутнє.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Мы исправляем это сейчас, и они настолько рады и устремлены в свое будущее.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.Сега поправяме това, те са го преодолели и гледат напред в бъдещето.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.אנחנו עושים זאת עכשיו, והם עברו את זה ועסוקים בעתיד שלהם.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.نحن الآن نتراجع عن ذلك، ولقد تخطوا ذلك من أجل مستقبلهم.
Şimdi hatamızı telafi ediyoruz, hem onlar da bunları aşıp geleceğe odaklanıyorlar.我々はこの活動を 環境面で責任を持った形で行っています
Şimdi telafi çok daha zor bir iş olacak.La ayuda humanitaria será ahora una tarea aún más dura.
Şimdi telafi çok daha zor bir iş olacak.Les opérations de secours seront désormais encore plus ardues.
_Siyah Nokta Telafisi_Svartpunktskompensering
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Aerul cald se ridica iar aerul dinspre mare este absorbit pentru a-l inlocui.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.A meleg levegő felemelkedik, és a tengerről érkező levegő áramlik be a helyére.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.El aire caliente se eleva, y del mar llega aire para reemplazarlo.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Horúci vzduch sa dvíha a nahradzuje ho vzduch ťahaný z mora.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Khí nóng tăng, và không khí được đưa ra biển để thay thế.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.뜨거운 공기는 떠오르고, 빈 공간은 바다의 공기가 채우죠.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Kuuma ilma nousee ja mereltä tulee korvaavaa ilmaa.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.L'air chaud monte et l'air froid est amené de la mer pour le remplacer.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.l'aria calda sale, e richiama aria da sopra l'oceano.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Varm luft stiger, og luft bliver trukket ind fra havet for at erstatte den.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Warme lucht stijgt op, en lucht wordt van zee aangetrokken om het te vervangen.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Warme Luft steigt auf und Luft wird vom Meer her hereingezogen, um sie zu ersetzen.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Ο θερμός αέρας ανεβαίνει και αέρας από τη θάλασσα έλκεται για να τον αναπληρώσει.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Горещият въздух се издига и се привлича въздух откъм морето, който да го замести.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.Горячий воздух поднимается, и океанский воздух устремляется на материк, чтобы заменить его.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.אויר חם עולה, ואויר נשאב מכיוון הים להחליף אותו.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.يرتفع الهواء الحار، ويتم سحب الهواء من فوق البحر بدلاً منه.
Sıcak hava yükselir, ve denizin içindeki hava giden havayı telafi etmek için yüzeye çıkar.こうして南西から風が入り込みます
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.Jeśli zmierzymy się z nieodwracalnymi i katastroficznymi konsekwencjami to musimy zdecydowanie działać.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.만약 우리가 뒤집을 수 없는 대재앙의 결과에 직면한다면, 우리는 반드시 행동해야 하고, 또 결정적으로 행동해야합니다.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.Se stiamo affrontando conseguenze catastrofiche ed irreversibili, dobbiamo agire, e in modo deciso.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.Si enfrentamos consecuencias catastróficas e irreversibles, debemos actuar, y debemos actuar decisivamente.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.We zien onomkeerbare, catastrofale gevolgen tegemoet; moeten we doortastend handelen.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.Ако се изправим пред катострофални и необратими последици, трябва да действаме, и то решително.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.Если мы на пороге необратимых и катастрофических последствий, нам нужно действовать, и действовать решительно.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.אם נכונו לנו תוצאות בלתי-הפיכות והרות-אסון, עלינו לפעול, ולפעול בהחלטיות.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.اذا قابلتنا عواقب كارثية وغير قابلة للإصلاح، يجب أن نتصرف ، ونتصرف بحسم.
Telafi edilemez ve feci sonuçlarla yüzleşirsek harekete geçmeliyiz ve kararlı davranmalıyız.我々は行動しなければなりません、しかも断固として 正直言って、その晩から私にとって全てが変わりました
"Telafi edilmelidir.""Тя трябва да бъде възстановена."
Telafi mi?Expier?
Telafi mi?Menebus?
Ve Irak'a bunu telafisini yapma ihtiyacini daima hissedecegim.Dans le mot vie, il y a la vie !
Ve Irak'a bunu telafisini yapma ihtiyacini daima hissedecegim.En ik zal altijd de nood voelen om Irak genoegdoening te geven.