Modern teknolojiye dayalı sanayileşme, iktisadi hayatta köklü değişikliklere neden olmuştur.Die Verheißung der modernen Technik sei in Drohung umgeschlagen.
Gelişen teknolojiye yenik düşen bu sanat dalı günümüzde artık yapılmamaktadır.Heute ist dies aufgrund fortgeschrittener Technik nicht mehr erforderlich.
Gemiler, yapımında kullanılan teknolojiye göre 3 sınıfa ayrılmaktadırlar.Les bateaux sont répartis en 3 classes selon leur longueur.
Şimdiki gençler teknolojiye çok meraklılar.La technologie est encore jeune.
Bu olgu topyekün iç yansıma olarak adlandırılır ve fiber optik teknolojiye imkan sağlar.Este fenómeno se llama reflexión interna total y permite la tecnología de la fibra óptica.
Teknolojiye ayak uydurmaya gayret etmektedirler.Promover la implementación de tecnologías.
Köprüler benzer teknolojiye sahip Yerel alan ağı'larının birbirlerine bağlanmasında kullanılır.Puentes locales Sirven para enlazar directamente dos redes físicamente cercanas.
Bu süreçte nükleer teknolojiye önemli faydalar sağlayacak katkılarda bulundu.In quel momento furono raccolte donazioni private aggiuntive per vasti miglioramenti tecnici.
1994 yılında bilime ve teknolojiye olan katkıları nedeniyle İngiliz Kraliyeti tarafından sir unvanını aldı.В 1994 году за выдающиеся заслуги в развитии науки королевой Англии ему был присвоен рыцарский титул.
İsrail'in küçük ama yüksek teknolojiye sahip bir ordusu vardır.На данный момент Австрия располагает небольшой, но хорошо подготовленной и оснащенной армией.
Bankalar, bu teknolojiye ilgi duyuyor çünkü arka ofis yerleşim sistemlerini hızlandırma potansiyeli var.البنوك مهتمة بهذه التكنولوجيا لأن لديها القدرة على تسريع أنظمة المكاتب الخلفية.
1931'de, DKW'de Front modeliyle bu teknolojiye geçer.وفي عام 1931 مر إلى هذه التكنولوجيا نموذج فرونت.
Her saat vuruşunda yapılan veri transferinin sayısı kullanılan teknolojiye bağımlıdır.A quantidade de transferências por ciclo de clock é dependente da tecnologia usada.
Şimdiki gençler teknolojiye çok meraklılar.Os jovens de hoje nasceram com as novas tecnologias.
Birçok ırkla tanışır ve birçok teknolojiye ulaşırlar.Włada różnymi stworzeniami i ma dostęp do wysoko zaawansowanych technologii.
Bu süreçte nükleer teknolojiye önemli faydalar sağlayacak katkılarda bulundu.Denna teknik blev väldigt användbar för atomfysiska experiment.
Özellikle insanların teknolojiye olan güvenleri derinden sarsılmıştır.Kombinují se zejména techniky tisku z hloubky.
Teknolojiye soğuk bakılması.Răceala tehnică devine bucurie.
İsrail'in küçük ama yüksek teknolojiye sahip bir ordusu vardır.Céljuk kisebb, de jobb képességű haderő létrehozása.
Devlet sektörü gelişen teknolojiye ayak uyduramayabilir.Nem hitte, hogy Németországnak fejlett radartechnológiája lehet.
İkinci görüş simetriyi bilime ve teknolojiye göre tanımlar.Kolmas käsittelee symmetriaa sellaisena kuin se esiintyy tieteessä ja teknologiassa.
Şimdiki gençler teknolojiye çok meraklılar.Hän oli jo pienenä kiinnostunut tekniikasta.
Teknolojiye ayak uydurmaya gayret etmektedirler.Teoksessa Näkökulmia teknologiaan.
Bilim ve teknolojiye olan ilgisini erken yaşlarda belli etmeye başladı.Το ενδιαφέρον του για τις Φυσικές Επιστήμες εκδηλώθηκε αρκετά νωρίς.
Devlet sektörü gelişen teknolojiye ayak uyduramayabilir.Masyarakat tidak bisa dipisahkan dari perkembangan teknologi.
Aynı zamanda teknolojiye erken erişim sağlamak için VR / teknoloji meraklıları için şans verdi.また、同時に新規技術や先端技術の技術実証機会の減少も課題とされていた。
Savunma ve uzaktan kontrollü gemiler alanında oldukça ileri bir teknolojiye sahiptirler.艦内の技術的な部門はほぼ彼が掌握している。
Aynı zamanda teknolojiye erken erişim sağlamak için VR / teknoloji meraklıları için şans verdi.它还为VR /技术爱好者提供了获得该技术的早期机会。
1994 yılında bilime ve teknolojiye olan katkıları nedeniyle İngiliz Kraliyeti tarafından sir unvanını aldı.2000年,因為他在計算機科學與教育方面的傑出貢獻,獲得英國王室頒贈爵士頭銜。
Köprü türü cihazlar, genel olarak benzer teknolojiye sahip LAN’ları birbirine bağlamak için kullanılır.ו-+COM אמורות להיות טכנולוגיות שמשלימות אחת את השנייה.
İsrail'in küçük ama yüksek teknolojiye sahip bir ordusu vardır.В момента Австрия разполага с малка, но добре подготвена и оборудвана армия.
Teknolojiye ayak uydurmaya gayret etmektedirler.Spôsobom spracovania sa zaoberá technológia.
Bilim ve teknolojiye olan ilgisini erken yaşlarda belli etmeye başladı.Že zelo zgodaj je kazal zanimanje za tehnologijo in znanost.
40 yıl aralıklarla. Bu cümleyi her türlü teknolojiye kullanabilirsiniz.40 anni considerando la sovrapposizione, cosa vera per ogni tipo di tecnologia.
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Aber wir haben keine Technologie um das zu lösen, stimmts?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Ale nemáme technologii, která by tomu zabránila.
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Ale nie mamy technologii, żeby temu zapobiec, prawda?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Dar nu dispunem de tehnologie să rezolvăm asta, aşa e?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?De nincs olyan technológia ami ezt megoldaná, igaz?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?하지만 그걸 어떻게 해볼 기술같은 건 없죠. 안그렇습니까?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Maar we hebben geen technologie om dat op te lossen, nietwaar?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Mais nous n'avons la technologie pour résoudre ça, n'est-ce pas ?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Ma non abbiamo una tecnologia per risolverlo, giusto ?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Mas não temos tecnologia para solucionar isso.
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Men vi har ikke en teknologi til at løse det, vel?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Namun tidak ada teknologi untuk menyelesaikan itu, benar?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Pero no tenemos una tecnología para resolver esto, ¿cierto?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Và ta không có công nghệ để giải quyết vấn đề đó, đúng không?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Але нема технології подолати це, правда?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Но нямаме технология за разрешаване на това, нали?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?Но у нас нет технологии решения этой проблемы, так?
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?אבל מצד שני, אין לנו את היכולת לפתור אותה.
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?ولانملك التقنية اللازمة لحل ذلك , صحيح ؟
Ama bunu çözecek bir teknolojiye sahip değiliz, değil mi?大事な事は 問題に順位をつけないで
Ama sonunda tüm yönteme ve bütün teknolojiye "his yakalama" dedik, "hareket yakalama"nın tam karşıtı olarak.Накрая нарекохме целия процес и технологията "улавяне на емоция", вместо просто улавяне на движение.
Ama sonunda tüm yönteme ve bütün teknolojiye "his yakalama" dedik,그렇지만, 우리는 우리의 기술들과 전체적인 시스템을 "모션(움직임) 캡쳐" 가 아닌 "이모션(감성 캡쳐)"
Ama sonunda tüm yönteme ve bütün teknolojiye "his yakalama" dedik,Proces ten nazwaliśmy "emotion capture", w odróżnieniu od motion capture.
Ama sonunda tüm yönteme ve bütün teknolojiye "his yakalama" dedik,ולכל הטכנולוגיה "דגימה ריגשית," בניגוד לדגימת תנועה.
Ama sonunda tüm yönteme ve bütün teknolojiye "his yakalama" dedik,لكن الأمر انتهى باطلاق إسم على العملية برمتها وكل التكنولوجيا إسم " التقاط المشاعر والإنفعالات" .
Ama sonunda tüm yönteme ve bütün teknolojiye "his yakalama" dedik,「エモーション キャプチャー」と呼ばれるまで発達しました モーションキャプチャーと対になるものです