Ana içeriğe geç
Sözlük

teknolojik ile cümle

teknolojik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Teknolojik ve askeri alanlarda büyük yatırımlar yapmıştır.Nevéhez jelentős infrastrukturális és intézményi beruházások fűződnek.
Baotou'da Xingsheng Ekonomik ve Teknolojik Kalkınma Bölgesi bulunmaktadır.A Bowring-egyezmény természetesen gazdasági és társadalmi forradalomnak tekinthető Sziám számára.
Teknoloji eğitimi teknolojik alanlarda yapılan egitimlerdir.Tunnistaa trendejä tekniikan aloilla.
Halen satışı devam etmekte olan teknolojik fare dir.Verkon tekninen ylläpito jäi edelleen Digitan hoidettavaksi.
Jack Twist Damien'ın teknolojik ve çok duygusal olan erkek arkadaşı.Jack Twist on Damienin poikaystävä.
1885 yılında, kurum Technische Hochschule, yani teknolojik yüksek kurum olarak adlanmıştır.Vuonna 1875 siitä tuli Teknillinen korkeakoulu, Technischen Hochschule.
Savaştan sonra havacılıkta kaydedilen teknolojik gelişmelerle yakından ilgilendi.Sodan jälkeen tukikohdassa jatkettiin teknologian kehittämistä.
Modern Columbus teknolojik anlamda gelişmiş bir şehir olarak varlığını sürdürmektedir.Το σύγχρονο Κολόμπους έχει αναδειχθεί ως μια τεχνολογικά εξελιγμένη πόλη.
ADF teknolojik bakımdan gelişmiş olmasına rağmen nicelik bakımından çok küçüktür.Η ADF είναι τεχνολογικά εξελιγμένη αλλά σχετικά μικρή.
Kuvvetli fiziki güce sahiptir ve kendi tasarladığı teknolojik ekipmanları kullanır.Έχει έντονη οικολογική συνείδηση και φορτίζει συναισθηματικά τα αντικείμενα που σχεδιάζει.
Sosyal çağ, teknolojik ve toplumsal değişimleri kapsayan çağdır.Συμπόρευση στις τεχνολογικές εξελίξεις καθώς και στις αλλαγές σε κοινωνικό και πολιτικό επίπεδο.
Orta Çağ savaş tarzının sonu teknolojik ve sosyal değişiklerle olmuştur.Η περίοδος που ακολούθησε τον Πόλεμο της Ανεξαρτησίας ήταν εποχή οικονομικής και πολιτιστικής προόδου.
Teknolojik olarak ulaşabilir gözüken birçok öneri vardır.Βρίσκει πολλές εφαρμογές στην τεχνολογία.
Teknoloji eğitimi teknolojik alanlarda yapılan egitimlerdir.Παίρνουν μέρος σε ερευνητικά προγράμματα πάνω σε θέματα εφαρμογής της τεχνολογίας.
B modeli A modelinden çok daha teknolojik aviyonikler içermekteydi.B modellen var også mere rummelig end A modellen.
Otomobil tasarımında elektroniğin kullanımı hemen hemen tüm teknolojik alanlarda yaygınlaşır.Teknologirådets brede metodekendskab bliver anvendt på stort set alle områder.
Teknolojik gelişime bağlı kuşak farklılıkları az da olsa göze çarpar.Teknologiens udvikling betyder dog, at forskellene bliver mindre og mindre.
Potansiyel olarak gelecek yıllarda video analizlerinin teknolojik imkanlarla daha da artacağı anlaşılmaktadır.Det forlyder at mere audio- og videomateriale vil blive gjort tilgængeligt i fremtiden.
Sosyal çağ, teknolojik ve toplumsal değişimleri kapsayan çağdır.Teknisk, socialt og organisatoriske ændringer.
Orta Çağ savaş tarzının sonu teknolojik ve sosyal değişiklerle olmuştur.Slutten på middelalders krigføring kom både av teknologiske og sosiale endringer.
Baotou'da Xingsheng Ekonomik ve Teknolojik Kalkınma Bölgesi bulunmaktadır.I dette distriktet ligger det økonomisk viktige Qingdao Economic & Technological Development Area.
Fragman oyunun ileri bir tarihte geçeceğini ve geleceğe dair teknolojik öğeler içereceğini göstermektedir.Jump cut skal fortelle oss noe nytt, føre oss raskere fremover i historien.
18. yüzyıla kadar kullanılmayan bu strateji, teknolojik silahların ilerlemesi ile cazip hale geldi.Disse skipene ble brukt inn i det 18. århundre uten at skipsteknologien gjennomgikk banebrytende utvikling.
İsrail ekonomisi, teknolojik açıdan oldukça gelişmiş olan bir market ekonomisi.Ekonomi Israel adalah ekonomi pasar dengan sektor high-tech yang berkembang pesat.
1990ların teknolojik gelişmeleri sebebi ile, Formula 1 de yarışmanın maliyeti önemli ölçüde yükseldi.Karena kemajuan teknologi sejak 1990-an, biaya kompetisi Formula Satu juga meningkat.
Bu tesislerin çoğu yüksek teknolojik ekipmanlara sahiptir.Produk ini memiliki sebagian besar memiliki kualitas yang tinggi.
ALS bilimsel ve teknolojik araştırmalar için ışığı yoğun hale getirir.Itulah kenapa berita tentang ilmu pengetahuan dan teknologi (IPTEK) menjadi menarik.
Bu konsept günümüzdeki teknolojik seviyeyle yakalanan sanal gerçeklik konseptinden oldukça farklıdır.Ini sangat berbeda dengan konsep realitas virtual saat ini.
Teknolojik gelişme bir dizi otomatik özelliklerin gelişimini sağladı (zincirleme cephane gibi).Peluruhan radioaktif sering terjadi melalui serangkaian langkah (rantai peluruhan).
Birçok teknolojik yenilik önce bulunur sonradan bu yeniliğe uygun bir ihtiyaç belirlenir.Media ini memerlukan banyak inovasi teknologi sehingga mendapatkan hasil akhir yang bermanfaat.
Atıklar teknolojik ve sosyal gelişmelere bağlı olarak insani gelişme ile ilişkilidir.Rác liên quan trực tiếp tới sự phát triển của con người cả về công nghệ và xã hội.
Oyunun başında oyuncu ırkını, ırkının prensiplerini ve teknolojik tercihlerini belirler.Trò chơi bắt đầu bằng cách chọn ra một chủng loài, hành vi và công nghệ của chủng loài đó.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.これは技術的に可能であろうか。
Halen satışı devam etmekte olan teknolojik fare dir.技術提供を行いOEMとすることで、販売は継続する。
Teknolojik ve bilimsel araştırmalar yapar.科学的・技術的の評価。
Mike teknolojik aletleri çok seven bir çocuktur.ラジボーは機械いじりが大好きな男の子。
Yapılan üretim teknolojik tekniklerden yararlanılarak yapılmaktadır.生产产品必须拥有相应的技术。
Yeni teknolojik veya ekonomik gelişmeler, bu hedefe yaklaşabilmek açısından birçok olanak sunmaktadır.這些技術或新科技有利於進行一場襲擊。
Teknolojik olarak ulaşabilir gözüken birçok öneri vardır.是一種可能會有的科技。
Baotou'da Xingsheng Ekonomik ve Teknolojik Kalkınma Bölgesi bulunmaktadır.宾西镇设有国家级宾西经济技术开发区。
Bu konsept günümüzdeki teknolojik seviyeyle yakalanan sanal gerçeklik konseptinden oldukça farklıdır.이것은 현재의 기술로 실현 가능한 가상 현실과는 다른 개념이다.
Sanayileşme dönemindeki teknolojik ilerlemeler mutfaklara büyük değişiklikler getirdi.הפיתוחים הטכנולוגיים של המהפכה התעשייתית הביאו לשינויים מרחיקי לכת במבנה המטבח הביתי.
Uygulamalı fizik, belirli bir teknolojik veya pratik kullanım için tasarlanmış fizik.פיזיקה יישומית היא פיזיקה המיועדת לטכנולוגיה מסוימת או שימוש מעשי.
Bir arkeolog gibi, bir bilim insanı da bulmacalar çözebilir, ancak teknolojik alanda.בדומה לארכאולוג, גם המדען יוכל לפתור חידות, אם כי מטבע טכנולוגי.
OECD, İsrail’in bilimsel ve teknolojik gelişimini övgüyle karşıladı .שמידט היה פעיל בקידום התפתחותה המדעית וטכנולוגית של מדינת ישראל.
Ancak 17. yüzyıla gelince Batı Dünyası, bilimsel ve teknolojik gelişme açısından Çin'i aşmıştı.במאה השבע-עשרה כבר פיגרה סין אחרי אירופה מבחינה מדעית וטכנולוגית.
20. yüzyıla gelindiğinde kent tamamen çağdaş, teknolojik donanımlı ve etnik farklılıklara sahip bir kent oldu.במהלך המאה ה-20 הפכה סטוקהולם לעיר מודרנית, עתירת טכנולוגיה, מתקדמת ומגוונת מבחינה אתנית.
Nixon da, en azından rekabetin askeri alan yerine teknolojik alanda gerçekleştiğine vurgu yaptı.ניקסון ענה שלפחות התחרות היא טכנולוגית ולא צבאית.
Uzaylılar, aşırı derecede güçlü ve ileri düzeyde teknolojik aletlere sahiptir.האויב החייזרי תוקף בכלי נשק מפותחים ומסוכנים מאוד.
İsrail ekonomisi, teknolojik açıdan oldukça gelişmiş olan bir market ekonomisi.Израел е технологично силно развита пазарна икономика със значителен държавен сектор.
Abdülkerim karşısında oluşan sayısal ve teknolojik üstünlük giderek arttı.Техническото и стопанско значение на самопочистващите повърхности се увеличава.
Teknolojik değişimleri ve kullanıcı gereksinimleri için uyarlanabilirlik sağlar.Отговаряне на технически въпроси и помагане на потребителите.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.Но това е вярно само в технологията.
Bu durum teknolojik altyapıları özümsemiş EM öğrencilerine iş hayatında yer alma imkânı vermektedir.Повече от ясно е, че учениците на Методий донасят тези трудове със себе си.
1990ların teknolojik gelişmeleri sebebi ile, Formula 1'de yarışmanın maliyeti önemli ölçüde yükseldi.Zbog tehnoloških napredaka u 90-tima cijena natjecanja u Formuli 1 je dramatično porasla.
Yeni teknolojik veya ekonomik gelişmeler, bu hedefe yaklaşabilmek açısından birçok olanak sunmaktadır.Súčasné finančné a technické problémy však tomuto rozšíreniu jej misie pravdepodobne zabránia.
Sütunun geri dönüşü teknolojik bir gereklilik olmaktan ziyade estetik bir tercihti.Návrat k stĺpom v postmoderne je viac podmienený estetikou ako technologickou nevyhnutnosťou.
Teknolojik olarak ulaşabilir gözüken birçok öneri vardır.Za vhodných podmienok sa môžu v materiáloch vyskytovať mnohé technicky využiteľné javy.
Teknoloji Dairesi : Mossad faaliyetleri için teknolojik araç-gereçler üretmekle sorumludur.Výstavba prebiehala technológiou vysúvania mostovky.
E60 önceki modellere göre teknolojik anlamda oldukça büyük bir sıçrama kaydetmiştir.E60 predstavuje významný krok vpred v technológii oproti predchádzajúcej generácii.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod