Baotou'da Xingsheng Ekonomik ve Teknolojik Kalkınma Bölgesi bulunmaktadır.In Bloom, invece, c'è l'unione della componente fisica e mentale.
Daha sonra Bilimsel ve Teknolojik Kalkınma Ulusal Konseyi (CNPq) transfer oldu.È ricercatore del Consiglio Nazionale di Sviluppo Scientifico e Tecnologico (CNPq).
1999-2000 - teknolojik konuların çoğuna çözüm ve tedarikçiler bulundu.1999—2000 — поиск решений большинства технологических вопросов и поиск поставщиков.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.Сейчас такой обмен технически невозможен.
İsrail ekonomisi, teknolojik açıdan oldukça gelişmiş olan bir market ekonomisi.Экономика Израиля является рыночной, технологически развитой, со значительным участием государства.
Teknolojik değişimleri ve kullanıcı gereksinimleri için uyarlanabilirlik sağlar.Вносит свою лепту быстрое изменение технологий и бытовых потребностей.
ADF teknolojik bakımdan gelişmiş olmasına rağmen nicelik bakımından çok küçüktür.وADF هو متطور تقنيا لكنه صغير نسبيا.
Antik Roma dönemin en etkileyici teknolojik becerilerine sahipti.وهو يقف شاهدا على البراعة التقنية الفائقة عند الرومان القدماء.
Bugün var olan siyasi, ekonomik, teknolojik ve güvenlik ortamı sadece on yıl öncesinden bile çok farklıdır.إلا أن مشاكل تقنية ومالية وسياسية أدت إلى تأخير ذلك لأكثر من 10 سنوات.
Otomobil tasarımında elektroniğin kullanımı hemen hemen tüm teknolojik alanlarda yaygınlaşır.كان لاستخدام الإلكترونيات في تصميم السيارات على نطاق واسع فضلاً في انتشار التكنولوجية في مجالات أوسع.
Maliyet hesabı olarak biraz pahalı bir teknolojik yöntemdir.أساس المحاسبة النقدية هو شكل بسيط جدا من المحاسبة.
Ayrıca Japon saldırıları teknolojik olarak yapılan yenilikler sayesinde daha etkili olmaktaydı.والأهم من ذلك هو حقيقة أن الشعب الياباني أصبح الآن القدرة على أن يصبحوا أكثر تعليما.
Eğer (1) doğru ise o zaman insanlık, çok üstün teknolojik bir çağa geçemeden yok olacak.Se (1) é verdadeira, então iremos quase certamente ser extintos antes de alcançar a pós-humanidade.
Birçok teknolojik gelişme, köprünün tasarım ve testinin bir parçasıydı. ^ StructuraeMuitos foram os avanços tecnológicos para a concepção e ensaio da ponte.
Teknolojik ilerleme denizaşırı yayılmacılığı kolaylaştırmıştır.Os avanços tecnológicos facilitaram a expansão de grandes distâncias.
ADF teknolojik bakımdan gelişmiş olmasına rağmen nicelik bakımından çok küçüktür.A ADF é tecnologicamente sofisticada, mas relativamente pequena.
Yapılan üretim teknolojik tekniklerden yararlanılarak yapılmaktadır.Funções produção únicas podem ser construídas para cada tecnologia de produção.
Jack Twist Damien'ın teknolojik ve çok duygusal olan erkek arkadaşı.Jack Twist: Namorado de Damien, tem afinidade com tecnologia.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.Dat bleek echter technisch niet haalbaar.
1990ların teknolojik gelişmeleri sebebi ile, Formula 1 de yarışmanın maliyeti önemli ölçüde yükseldi.Vanwege de technologische vooruitgang in de jaren negentig stegen de kosten van de Formule 1 snel.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.De technische vaardigheden ontwikkelden zich steeds sneller.
Volvo S60'ta birçok teknolojik ekipmana yer verilmiştir.Zij kregen ieder een Volvo S60.
Sonuç olarak, 1960'taki Çin-Sovyet ayrılığı sonrasında tüm Sovyet teknolojik yardımları aniden geri çekildi.In 1960 verbrak opeens de Sovjet-Unie zijn contracten voor technische hulp.
Teknolojik gelişmenin önemli bir unsurudur.De implementatie hiervan is technisch een grote uitdaging.
Maliyet hesabı olarak biraz pahalı bir teknolojik yöntemdir.Nadeel is dat het een vrij dure techniek is.
Açık kaynak donanım, teknolojik olarak tasarlanmış fiziksel eserleri kapsamaktadır.Echte straalwapens zijn gebaseerd op lasertechnologie.
Sosyal çağ, teknolojik ve toplumsal değişimleri kapsayan çağdır.Deze periode wordt gekenmerkt door technische en sociale veranderingen.
Dünya aynı zamanda Asgard ve Tok'ra gibi müttefiklerin teknolojik bilgisinden de yararlanmıştır.Daarom is ze nu op hetzelfde niveau qua technologie als de Asgards en de Ouden.
Teknolojik gelişmenin önemli bir unsurudur.Pozytywnym aspektem jest postęp techniczny.
Gözlük ve saatler de dahil olmak üzere tüm teknolojik aletler yasaklandı.Urządzenie zostało przetestowane przez wszystkie czasopisma o tematyce technologicznej, również przez Time.
Orta Çağ savaş tarzının sonu teknolojik ve sosyal değişiklerle olmuştur.Początek wieku to zmiany techniczne i cywilizacyjne.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.Rozbudowa sieci stawała się sprawą coraz bardziej pilną.
Erkeklerin bilgisayara dayalı olan teknolojik dünyasını kadınların dekore edilmiş evlerine taşıdı.Do przeniesienia ruchu człowieka na ruchy komputerowej postaci użył techniki zwanej rotoskopią.
Gemi bulunduğu zamana göre gelişmiş teknolojik özellikler ile donatılmıştı.Wnętrze zostało zaprojektowane według najbardziej rozwiniętych wówczas technik.
Gemi'de teknolojik açıdan en gelişmiş sismik ve navigasyon sistemleri kullanılmaktadır.Na statku zastosowano najnowocześniejsze technologie do badań biologii mórz.
Ada hasta olmasına rağmen, matematiksel ve teknolojik yeteneklerini geliştirdi.Trots sin sjuklighet utvecklade Ada talanger i både matematik och teknologi.
Aynı sene Apple teknolojik olarak gelişmiş fakat ticari olarak başarısız olan Apple Lisa'yı piyasaya sundu.Samma år släppte Apple den tekniskt avancerade Apple Lisa, som emellertid floppade.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.Även teknikutvecklingen bidrar till det ökande intresset.
C.A.R.T.E.R. - C.A.R.T.E.R. nam-ı diğer C.A.R. (anlamı: ARABA) ailenin üst-teknolojik arabasıdır.D.A.R.T.E.R. - D.A.R.T.E.R. också kallad Dart är K:s talande spionbil och partner.
Teknolojik yapısı geliştikçe, tekerlek boyutları büyütülmüş, manevra ve denge kabiliyetini arttırmıştır.Allteftersom tekniken utvecklades, ökade personvagnarna i både längd och vikt.
Savaştan sonra havacılıkta kaydedilen teknolojik gelişmelerle yakından ilgilendi.Flyget fick under kriget en snabb teknisk utveckling.
Teknolojik ilerleme denizaşırı yayılmacılığı kolaylaştırmıştır.Технічний прогрес полегшив заморський експансіонізм.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.Згодом це технічно перестало бути можливим.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.Проте подальший розвиток технології викликає все більше труднощів.
Bu dönemin en önemli teknolojik buluşu kağnı biçimindeki dört tekerlekli arabadır.Чотири колеса надають цьому чуду технологій сучасності вражаючу стійкість.
Athoslular tarımla uğraşan teknolojik bakımdan gelişememiş bir toplumdur.Люди були змушені пристосовуватися до світу без технологій.
Ancak bu buluş teknolojik yetersizlik ve hava koşullarının olumsuz etkisinden dolayı yaygınlaşamadı.Визначити причину не вдалося через відсутність необхідного персоналу та важкої радіаційної обстановки.
Ada hasta olmasına rağmen, matematiksel ve teknolojik yeteneklerini geliştirdi.Navzdory častým nemocem rozvíjela své matematické a technické dovednosti.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.To však není technicky správně.
Bununla beraber süperiletkenlik magnetleri içeren,birçok teknolojik uygulama vardır.Přesto má technologie využívající magnetickou levitaci řadu výhod.
Ekonomik ve teknolojik açıdan en güçlü ülkeler bu kuşak üzerinde yer alır.Kdo mocensky, mediálně i finančně tlačí tuto tlupu?
Sıvı kristal örnekleri hem doğal dünyada hem de teknolojik uygulamalarda bulunabilir.Exemple de cristale lichide pot fi găsite atât în lumea naturală, cât și în aplicații tehnologice.
C.A.R.T.E.R. - C.A.R.T.E.R. nam-ı diğer C.A.R. (anlamı: ARABA) ailenin üst-teknolojik arabasıdır.C.A.R.T.E.R. - C.A.R.T.E.R. aka C.A.R. este mașina de tehnologie înaltă cu un accent britanic.
Teknolojik gelişmenin önemli bir unsurudur.Reîncărcarea mea energetică reprezintă în continuare un secret.
Teknolojik ve bilimsel araştırmalar yapar.Comunicări Științifice și Tehnice.
Bu liste tarihteki tüm hızlı servisleri teknolojik doğrulukları teyid edilemediğinden yer almamaktadır.Tehnologia radar a acelor vremuri nu asigura o identificare fără greșeală.
Kıtlığın, mevcut teknolojik gelişmişlik düzeyi ile sıkı bir bağıntısı vardır.În strânsă legătură se află ritmul scăzut al dezvoltării tehnologice.
2000'li yılların başında endüstri altyapısı teknolojik yetersizlikten dolayı çok zayıflamıştı.10 ani mai târziu, noua infrastructură se deteriorase puternic din cauza lucrărilor de slabă calitate.
Bunlar sosyolojik, ekonomik, kültürel ve özellikle teknolojik olabilmektedir.Ez lehet társadalmi-gazdasági, kulturális és politikai.
Nixon da, en azından rekabetin askeri alan yerine teknolojik alanda gerçekleştiğine vurgu yaptı.Nixon erre úgy válaszolt, hogy ez a verseny inkább technikai, s nem harcászati.