Teknede kalsaydım etimiz olmayacaktı.- Dafür habe ich einen Braten!
Teknede kalsaydım etimiz olmayacaktı.Kdybych zůstala ve člunu, neměli bychom teď maso.
Teknede kalsaydım etimiz olmayacaktı.Nie mielibyśmy mięsa teraz gdybym została na łodzi.
Teknede kalsaydım etimiz olmayacaktı.Perō adesso non avremmo l'arrosto.
Teknede kalsaydım etimiz olmayacaktı. -Yaptığın çok tehlikeliydi!Hade jag stannat, hade vi inte fått nån stek!
Teknede kalsaydım etimiz olmayacaktı. -Yaptığın çok tehlikeliydi! -Yemek yemem lazım!Entonces no tendríamos asado. -¡Era muy arriesgado! -¡Necesito comida!
Teknede kalsaydım etimiz olmayacaktı.Αν είχα μείνει στο σκάφος, τώρα δε θα είχαμε το ψητό.
Teknedeki balıkçılar.Pêcheurs sur un bateau.
Teknedeki balıkçılar.Pescatori in barca.
Teknedeki balıkçılar.Ψαράδες σε βάρκα.
Teknedeki balıkçılar.Рыбаки на лодке.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.A ci, którzy byli w łodzi, przystąpiwszy pokłonili mu się, mówiąc: Prawdziwie jesteś Synem Bożym.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.A hajóban levõk pedig hozzámenvén, leborulának elõtte, mondván: Bizony, Isten Fia vagy!
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.A tí, ktorí boli na lodi, pristúpili, klaňali sa mu a hovorili: Si naozaj Syn Boží!
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Các người trong thuyền bèn đến quì lạy Ngài mà nói rằng : Thầy thật_là Con_Ðức_Chúa_Trời !
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Các người trong thuyền bèn đến quì lạy Ngài mà nói rằng: Thầy thật là Con Ðức Chúa Trời!
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.De anderen bogen zich vol ontzag voor Jezus neer. "U bent inderdaad de Zoon van God!" zeiden zij.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Die aber im Schiff waren, kamen und fielen vor ihm nieder und sprachen: Du bist wahrlich Gottes Sohn!
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Então os que estavam no barco adoraram-no, dizendo: Verdadeiramente tu és Filho de Deus.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Entonces los que estaban en la barca le adoraron diciendo: --¡Verdaderamente eres Hijo de Dios
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.배에 있는 사람들이 예수께 절하며 가로되 진실로 하나님의 아들이로소이다 하더라
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Maka pengikut-pengikut Yesus sujud menyembah Dia. Mereka berkata, "Sungguh Tuhan adalah Anak Allah!
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Men de, som vare i Skibet, faldt ned for ham og sagde: "Du er sandelig Guds Søn."
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Men de som var i båten, kom og falt ned for ham og sa: Sannelig, du er Guds Sønn!
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Men de som voro i båten föllo ned för honom och sade: »Förvisso är du Guds Son.»
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Niin venheessä-olijat kumarsivat häntä ja sanoivat: "Totisesti sinä olet Jumalan Poika".
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Quelli che erano sulla barca gli si prostrarono davanti, esclamando: «Tu sei veramente il Figlio di Dio!»
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Ti pak, kteříž na lodí byli, přistoupivše, klaněli se jemu, řkouce: Jistě Syn Boží jsi.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Tisti pa, ki so bili v ladji, pristopijo ter se mu poklonijo, govoreč: Resnično si Sin Božji!
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.οι δε εν τω πλοιω ελθοντες προσεκυνησαν αυτον, λεγοντες Αληθως Θεου Υιος εισαι.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.А ония, които бяха в ладията, Му се поклониха и казаха: Наистина Ти си Божий Син.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.А ті, що були в човнї, приступивши, поклонились Йому, кажучи: Істино Божий Син єси.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.Бывшие же в лодке подошли, поклонились Ему и сказали: истинно Ты Сын Божий.
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.ואנשי האניה נגשו וישתחוו לו לאמר באמת בן אלהים אתה׃
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.والذين في السفينة جاءوا وسجدوا له قائلين بالحقيقة انت ابن الله
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.在 船 上 的 人 都 拜 他 說 、 你 真 是 神 的 兒 子 了
Teknedekiler, ‹‹Sen gerçekten Tanrının Oğlusun›› diyerek Ona tapındılar.在 船上 的 人 都 拜 他說 、 你 真是 神 的 兒子了
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Als sich unser Boot näherte, zitterte er vor Angst, in seinem winzigen Kanu überfahren zu werden.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Cuando nuestro bote se acercó estaba temblando; temía que su pequeña canoa fuera embestida.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Ele tremia quando o nosso barco se aproximou, com medo que atropelássemos a sua minúscula canoa.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Em run rẩy khi thuyền của chúng tôi đến gần, cứ sợ thuyền đè qua cái canoe bé xíu của em.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Han rystede da vores båd kom nærmere, bange for at den ville sejle hans lille kano over.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Hij beefde toen onze boot naderde. Hij had schrik dat we over zijn kleine kano zouden varen.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Il tremblait quand notre bateau a approché, effrayé qu'il n'écrase son petit canoë.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.우리 배가 접근하자 이 아이는 떨고 있었어요. 우리가 자기가 탄 배를 치고 지나갈까봐 그런거죠.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Remegett, amikor közeledett a csónakunk, meg volt ijedve, hogy elsodorjuk az aprócska kenuját.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Třásl se strachy, když se naše loď přiblížila, vyděšený, že přejede jeho maličkou kanoi.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Tremava quando la nostra barca si è avvicinata, era terrorizzato di venire travolto con la sua piccola canoa.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Tremura când s-a apropiat barca noastră, temându-se să nu dăm peste micul său canoe
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Trepetal je, ko se je približal naš čoln, od strahu, da bomo povozili njegov mali kanu.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Έτρεμε όταν πλησίασε η βάρκα μας, φοβούμενο ότι θα συνέτριβε το μικροσκοπικό του κανό.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Когда мы подъезжали к нему на лодке, он весь дрожал, боясь, что наша лодка наедет на его маленькое каноэ.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.Коли наш човен наближався, він тремтів від страху, що човен зачепить його маленьке каное.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.То трепереше, когато лодката ни наближи, защото беше уплашено, че ще преминем през малкото му кану.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.הוא רעד מפחד כשהסירה שלנו התקרבה, הוא פחד שנרמוס את הבוצית הזעירה שלו.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.كان يرتجف عندما اقترب قاربنا، كان خائفاً أن يدهس قاربه الصغير.
Teknemiz yaklaştığında titriyordu, küçük kanosunun üzerinden geçeceği korkusu vardı.彼の小さなカヌーに衝突すると思ったのです 水中に突き落とされることを怖がっていたのです
Teknenin bir yanında atıyorsunuz ve aslında hiç ıslanmadan suya dalıyorsunuz.Atiramo-las para fora do barco e "mergulhamos" sem nos molharmos.
Teknenin bir yanında atıyorsunuz ve aslında hiç ıslanmadan suya dalıyorsunuz.Îl arunci peste bordul bărcii şi practic te scufunzi fără să te uzi.
Teknenin bir yanında atıyorsunuz ve aslında hiç ıslanmadan suya dalıyorsunuz.Je gooit het overboord en je duikt zonder nat te worden.