Çoğunlukla eski tüccarlar tarafından işletilen merkezi hükümet tekelleri kurdu.Dia membentuk monopoli pemerintah pusat yang sebagian besar dikelola oleh mantan para pedagang.
Daha sonra Konya Tekel Başmüdürü oldu.Sau đó chính quyền tỉnh rời về Cáp Nhĩ Tân.
Tekel tuz tesislerinin hemen yakınındadır.Thành phố nằm gần một số hồ muối.
Samsun Tekelspor’da güreşti.サムニテス戦争で活躍。
Tekelci rekabetin özellikleri : 1-)Birçok satıcının olması.枚数は競技者の数÷2(競技者が奇数のときは(競技者の数-1)÷2)である。
ESHOT 701 Torbalı - Tekeli神戸電鉄700形701号 - YouTube
1952 - Kibrit tekeli kalktı.1952年 - 分岐器を電動とした。
Tekel tuz tesislerinin hemen yakınındadır.製法は塩辛に近い。
Şirket tekelleştirme hedefine erişebilmek için, Orta Doğu’daki petrol başkanını öldürmelidir.軍需省東京地方燃料局石油課長で終戦を迎える。
Buna uluslararası avukatlık meslek tekeli denilmektedir.これを弁護士自治という。
Tekel, karını maksimize edecek bir şekilde fiyat ve miktar belirler.莫莉單憑技巧賺得大筆金錢及小費。
Elbette tekelin de amacı karlarını maksimize etmektir.欲杜其邪慝之漸,當先養其廉恥之源。
Bahar (sigara), Tekel idaresi tarafından üretilmiş bir sigara markası.南京牌香烟,一种由南京卷烟厂生产的品牌香烟。
Tekel kurumu yasak kıldığından bu meslek tarihe karışmıştır.這是Comic Market準備會明文禁止的。
Tekelci rekabetin özellikleri : 1-)Birçok satıcının olması.불완전 경쟁의 종류로는 독점: 공급자가 1명인 경우.
Sicilya ve Meksika mafyası ile yakın ilişki içerisindeydi ve Manhattan'da uyuşturucu tekeli onun elindeydi.היו לו קשרים עם המאפיות הסיציליאנית והמקסיקנית, ובבעלותו היה מונופול על שוק ההרואין במנהטן.
Akılcılık Batı'nın tekelinde değildir.נוהג זה אינו רווח עוד בעולם המערבי.
Tekel şampiyon oldu.Лестър е шампион!
Ayrıca bölgesel bazı kaynakları da tekelinde bulundurmaktadır.На територията му има даже и един извор.
Çiftlik içindeki bira fabrikası bu dönemde Tekel Müdürlüğüne devredildi.Плевенската пивоварна по това време е сред лидерите в бранша.
Üretimi ve satışı devlet tekeli altındadır.Proizvodnja i potrošnja su pod kontrolom tržišta.
İkinci aşamada hükümdar iktidarı tekeline almaya başlar.U drugom stupcu nalazi se period vladavine vladara.
1952 - Kibrit tekeli kalktı.1952. uvedena je električna rasvjeta.
Amerika'nın nükleer tekelini bitiren Sovyetler Birliği, ilk atom bombası denemesini gerçekleştirir.1945. - Sovjeti isprobali svoju prvu atomsku bombu.
Bu dönemde ise Fenerbahçe ve Tekel şampiyonluklar kazanmıştır.U istom razdoblju, Pas i Esteghlal su uspjeli osvojiti Azijsku Ligu prvaka.
Devlet, iç ve dış ticareti sıkı bir kontrol altında tuttu ve para bastırma tekelini hiç kaybetmedi.Država je dosledno nadzirala notranjo in zunanjo trgovino ter imela monopol nad emisijami denarja.
Daha sonra özelleştirilen Tekel 1990'lara kadar şarap üretiminin % 40'ını elinde bulundurmaktaydı.Do leta 1900 so po tem postopku proizvedli že 90 % sode.
Tuz, demir ve içki üretiminin yanı sıra bronz sikkeler de bu tekellerin arasındaydı.Kasneje - v bakreni, bronasti in železni dobi - so se pojavila rezila iz teh kovin.
Tekelü şeflerinin çoğu öldürülmüştür.V bitki je ubita večina vodstvenega kadra viteškega reda.
1977 yılında şirket o zamana kadar mevcut bulunan bira tekelinden ayrıldı.1977 m. Utenoje pradėjo veikti „Utenos“ alaus darykla.
Tekelü şeflerinin çoğu öldürülmüştür.Žuvo dauguma važiavusiųjų.
Bu, Kanada merkezli yün ticaretindeki Fransız tekelinin sonu anlamına geliyordu.See lõpetas Prantsuse monopoli Kanada karusnahakaubanduses.
Serbest seçimler ve basın özgürlüğü olsa da devlet televizyon ve radyo yayınlarındaki tekelini sürdürüyordu.Ehkki ajakirjandus- ja sõnavabadus on tagatud, hoiab valitsus televisiooni- ja raadiomonopoli.
1059'da papa Nicolaus II, kardinallere papanın seçiminde önemli fakat tekelci olmayan bir rol verdi.1059 – paavst Nikolaus II avaldas dekreedi, mille järgi paavste võivad valida ainult kardinalid.
Samsun, TEKEL tarafından üretilmiş filtreli bir sigara markası.Priima on Tubakavabriku Leek toodetud filtrita sigareti mark.
2009-2010: TEKEL işçilerinin direnişine kitlesel katkı.3.5.2009 - Füüsiline töökoormatus naismaalritel.
Amerikan yasaları tekelleşmeyi sevmez.Že nemáme rádi monopolní jednání.
Amerikan yasaları tekelleşmeyi sevmez.Το να μην αρέσκεσαι στις πρακτικές μονοπωλίου.
Amerikan yasaları tekelleşmeyi sevmez.Що тобі не подобаються монополістичні практики.
Artık online edebiyat oldukça tekelleşti ve her şeyi zor bir hale getirdi.Adesso, la letteratura online è altamente monopolizzata e rende tutto difficile.
Artık online edebiyat oldukça tekelleşti ve her şeyi zor bir hale getirdi.Ahora, la literatura en línea está monopolizada, y eso lo complica todo.
Artık online edebiyat oldukça tekelleşti ve her şeyi zor bir hale getirdi.Maintenant, le domaine de la littérature en ligne est hautement monopolisé et tout devient difficile.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Cred că e lucru bun pentru că utilitățile au deținut monopol, oamenii nu aveau de ales.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Ich denke, das ist gut, da Stromversorger bisher ein Monopol hatten und die Leute keine Wahl.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Ik denk dat het een goede zaak is, omdat nutsvoorzieningen het monopolie hadden en men had geen keus.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Jeg mener det er en god ting, fordi forsyninger har været et monopol, og folk har ikke haft noget valg.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.이것은 매우 좋은 것입니다. 왜냐햐면 전기 시설은 지금까지 독점적인 것으로, 일반 대중은 가질 수 없었죠.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Koska perinteisesti sähkönjakelussa on monopoleja, ja ihmisillä ei ole ollut valinnanvaraa.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Một điều tốt, bởi điện đang bị độc quyền, người dân không có sự lựa chọn.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Myślę, że to dobra rzecz, ponieważ do tej pory był monopol i nie było w czym wybierać.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Szerintem ez egy jó dolog, mert a közművek eddig monopolizáltak voltak, és az embereknek nem volt választásuk.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Мисля че това е нещо хубаво, тъй като дружествата досега са били монополизирани и хората не са имали избор.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.Мне кажется, это хорошо. Раньше энергоснабжение было монополией,у людей не было выбора.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.אני חושב שזה טוב, כי לחברות החשמל היה מין מונופול, ולאנשים לא היתה אפשרות בחירה.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.أعتقد أن هذا أمر جيّد، لأن المرافق العامة تعتمد على الاحتكار، حيث لا يمتلك الناس أي خيارات غيرها.
Bence bu iyi bir şey, çünkü elektrik dağıtımı tekelleşmişti ve insanların herhangi bir seçenekleri yoktu.電力はずっと独占事業で 人々に選択肢はありませんでした この独占に 競争をもたらせる
Bir başka deyişle, devlet tekeli şiddet kullanımını kontrol altında tutmaktadır.Altfel spus, monopolul de stat ține sub control folosirea violenței.
Bir başka deyişle, devlet tekeli şiddet kullanımını kontrol altında tutmaktadır.En d'autres termes, un monopole d'Etat qui possède l'usage de la violence bien contrôlé.
Bir başka deyişle, devlet tekeli şiddet kullanımını kontrol altında tutmaktadır.En otras palabras, un monopolio estatal que mantiene a raya el uso de la violencia.
Bir başka deyişle, devlet tekeli şiddet kullanımını kontrol altında tutmaktadır.In altre parole, un monopolio di stato che mantiene l'uso della violenza sotto stretto controllo.