tekdüze ile cümle
tekdüze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.Je absurdní představa, že inteligentní plánování celku s sebou nese masovou uniformitu.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.L'idea che una pianificazione generale intelligente implichi l'uniformità di massa è assurda.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.L'idée qu'une planification globale et intelligente implique l'uniformité est absurde.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.Näkemys, jonka mukaan älykäs kokonaissuunnittelu tarkoittaisi massayhdenmukaistamista, on absurdi.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.Predstava, da pametno celostno načrtovanje narekuje masovno enoličnost, je absurd.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.Przekonanie, że inteligentne, globalne planowanie oznacza masowe ujednolicenie społeczeństwa jest absurdalne.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.Η αντίληψη ότι η έξυπνη ολιστική σχεδιάση υπονοεί μαζική ομοιομορφία είναι παράλογη.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.Идеята, че интелигентното цялостно планиране означава масово еднообразие, е абсурдна.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.Положение о том, что разумное всестороннее планирование подразумевает единообразие, абсурдно.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.الفكرة القائلة بأن التخطيط الشامل الذكي يؤدي إلى النمطية الشاملة هي فكرة سخيفة.
Aşağılara bakarsak, A harfinin tekdüze tekrarını ve bir bilgisayar programını görüyorsunuz.Nederst i feltet ses en fastlåst sekvens.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Ezzel szemben a nyelvnek közepes az entrópiája; sem nem nagyon kötött, sem nem teljesen véletlen.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Il linguaggio ha un livello di entropia intermedio; non è né troppo rigido, né troppo casuale.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.La langue, en revanche, a un niveau intermédiaire d'entropie; ce n'est ni trop rigide, ni trop mélangé.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Ngôn ngữ, mặt khác, có độ ngẫu nhiên trung bình; nó không phải quá cứng nhắc, cũng không quá ngẫu nhiên.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Pe de alta parte, limbajul are un nivel intermediar de entropie; nu este nici prea rigid, nici foarte aleator.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Språk, å andra sidan, har en medelhög nivå av entropi; den är varken för strikt eller för slumpartad.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Taal heeft daarentegen een gemiddeld entropieniveau, niet heel rigide maar ook niet te willekeurig.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Toisaalta, kielellä on keskitason entropia; se ei ole liian jähmeä, eikä liian satunnainen.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Η γλώσσα, από την άλλη, έχει ενδιάμεση εντροπία, δεν είναι ούτε πολύ αυστηρή, ούτε πολύ τυχαία.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Езикът, от друга страна, има средно ниво на ентропия; не е нито много строго, нито твърде случайно.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Мова має середній рівень ентропії - вона не є ані занадто передбачуваною, ані занадто випадковою.
En azından şu tekdüze tiplerden değil.Al menos no es uno de esos zombies de fábrica, ¿sabes?
En azından şu tekdüze tiplerden değil.Au moins, il n'a rien de préfabriqué comme les autres zombies.
En azından şu tekdüze tiplerden değil.Bem, ao menos não é desses zombis fabricados, percebes?
En azından şu tekdüze tiplerden değil.Hij is tenminste niet een van die gefabriceerde zombies.
En azından şu tekdüze tiplerden değil.Legalább nem egy olyan gyárilag készült zombi, érted?
En azından şu tekdüze tiplerden değil.Măcar nu e un zombie făcut la uzină.
En azından şu tekdüze tiplerden değil.على الأقل هو ليس واحد من أولئك الزومبي المصنعين بالمصنع
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.De aztán a fejlődés egyenletes volt.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Depois, as coisas evoluíram estáveis e uniformes.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Después, las cosas estuvieron bastante estables y uniformes.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Insa mai apoi lucrurile au evoluat destul de stabil si de uniform.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.하지만 그 이후에는 인류에 큰 변화를 가져올만큼의 큰 일들은 일어나지 않았습니다.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Ma dopo, le cose sono proseguite regolari e uniformi.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Mais après cela les choses se sont déroulées d'une façon plutôt constante et régulière
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Namun setelah itu, segalanya cukup stabil dan seragam.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Nhưng sau đó, mọi việc đã ổ định và rất đồng đều.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Później sytuacja się ustabilizowała.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Αλλά μετά από αυτό, τα πράγματα ήταν αρκετά σταθερά και αρκετά ομοιόμορφα.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.إلّا أنّه وبعد ذلك أصبحت التطوّرات أكثر استقراراً وانتظاماً
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.人力飛行技術の進歩を起こした数々の出来事は
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.[слайд: Первый полёт - 1903, трансатлантический - 1927, коммерческий - 1949, сверхзвуковой - 1969] [слайд:
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.След това обаче нещата са се развивали доста стабилно и доста постоянно.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.אבל אחרי זה, הדברים נעשו יציבים ואחידים למדי.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Aber danach ging die Entwicklung sehr beständig und gleichförmig weiter.
Fakat ondan sonra, işler durağan ve tekdüzeydi.Daarna gingen dingen nogal stabiel vooruit.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Come vedete, non sono distribuiti in maniera uniforme.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Dan seperti yang Anda lihat, mereka tersebar dengan tidak merata.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.E como podem ver, estão distribuídos de forma muito não-uniforme.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.És amint látják, nagyon egyenlőtlenül oszlanak el.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Et comme vous pouvez le voir, ils ne sont pas du tout répartis uniformément .
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.I jak widać, są one bardzo nierównomiernie rozmieszczone.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Jejich rozmístění je, jak vidíte, velmi nerovnoměrné.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.보시다시피, 매우 비균일적으로 분포되어 있으며
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Như bạn đã thấy đó, chúng được bố trí không đồng đều.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Och som ni kan se är de inte jämnt fördelade.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Og som I kan se, er de fordelt meget ujævnt.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Şi după cum vedeţi, sunt distribuiţi neuniform.
Gördüğünüz üzere tekdüze olmayan bir şekilde dağılmışlardır.Wie sie hier sehen können, sind sie sehr ungleichmäßig verteilt.