Hatta onun için hayatını birçok kez tehlikeye atmıştır.Durante su vida viajó en múltiples ocasiones.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Esto le lleva a una situación mucho más peligrosa.
Arkadaşlar için hayatını tehlikeye bile atabilir.La investigación incluso, pone en peligro su vida.
Halkı bu tehlikeye karşı yanında olmamıştır.La persona no se construye sin este riesgo.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.È questo che lo rende così pericoloso.
Savaştan sonra cumhuriyet ilan edilmesi olasılığı belirince krallığı yeniden tehlikeye düştü.Dopo l'avvento della repubblica rischia ancora.
Halkı bu tehlikeye karşı yanında olmamıştır.I responsabili non erano però a conoscenza di questo pericolo.
Kısa bir sure içinde, Yunanistan’ın bağımsızlığı tehlikeye düştü.Non molto più tardi, però, l'indipendenza della Grecia venne messa alla prova.
Kısa bir sure içinde, Yunanistan’ın bağımsızlığı tehlikeye düştü.Спустя короткое время под угрозой оказалась независимость Греции.
Canını tehlikeye atarak, savaşta yaralı birini kurtarmak.Рискуя жизнью, спас раненого офицера.
Hatta onun için hayatını birçok kez tehlikeye atmıştır.Именно из-за неё он неоднократно рискует жизнью.
New Orleans kaosa sürüklenmiş, insanlığın geleceği tehlikeye girmiştir.Наступает апокалипсис: будущее человечества оказывается под угрозой.
Kendini tehlikeye atacak kadar cesurdur.Обладает сильной интуицией, позволяющей ей чувствовать опасность.
Ancak kendisi tehlikeye düşer.Но её собственная жизнь в опасности.
Grósz bu durumun parti birliğini tehlikeye düşürdüğünü kabul etse de başka bir çıkış yolu olmadığını belirtti.Грос признал, что это ставит под угрозу единство партии, но другого выхода он не видит.
Korku hissedilen tehlikeye bir karşılıktır.На них нападает безотчетный страх.
Kısa bir sure içinde, Yunanistan’ın bağımsızlığı tehlikeye düştü.لكن خلال وقت قصير، بدأ استقلال اليونان يتعرض للخطر.
Akut stres tepkisi kan akışını yükseltir ve hastayı tehlikeye sokar.والتوتر الحاد يزيد من تدفق الدم ويعرض المريض للخطر.
Ancak kendisi tehlikeye düşer.واضعاً نفسه في خطر محدق.
Eğer drenaj uzun süre tehlikeye atılırsa böbrek zarar görebilir.إذا ترك الانسان المسبب لفترة أطول قد يتطور الصداع.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.لكن هذه السرقة تضعهما في خطر.
Kendini tehlikeye atacak kadar cesurdur.كما يكون شجاعاً بإمكانه التغلب على مخاوفه ..
Bildirildiğine göre CCI'nin Apple ürünlerini tehlikeye atmaya adanmış bir birimi var.O CCI supostamente tem toda uma unidade dedicada a comprometer produtos da Apple.
Kısa bir sure içinde, Yunanistan’ın bağımsızlığı tehlikeye düştü.Em pouco tempo, no entanto, a própria independência de Grécia seria um desafio.
Kendini tehlikeye atacak kadar cesurdur.Muitas vezes é corajoso ao ponto de arriscar a si mesmo.
Arkadaşlar için hayatını tehlikeye bile atabilir.O atentado seria com risco da própria vida.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Isso a torna muito perigosa.
Bu durum kamu politikası kararlarını ödün vererek tehlikeye atmaktadır.O que aumentam as chances de contestação política neste regime?
Katolik inançların egemen olduğu Fransa'da yaşamı tehlikeye girince İsviçre'ye kaçtı.Sua conduta durante a ocupação francesa da Suíça levou-o à morte.
En az bir paralel evreni icatlarıyla tehlikeye sokmuştur.Ele colocou, em um episódio, um universo paralelo em perigo com suas invenções.
Hatta onun için hayatını birçok kez tehlikeye atmıştır.Vaak staat zijn leven op het spel.
Hayatınızı tehlikeye atmayın.Niet zonder risico.
Beyaz tüylerini dikerek, bu şekilde birbirlerini tehlikeye karşı uyarmak için işaret verebilirler.Door de rode bollen op zijn hoofd, waarschuwt hij de anderen als er gevaar dreigt.
Yakın gelecekte Dünya üzerindeki doğal hayat tehlikeye girmiştir.In True Blood wordt de wereld in de nabije toekomst getoond.
Bunu başaramazlarsa, kendi yaşamları da büyük bir tehlikeye girecektir.Indien ze dat wel doet, komt zijn leven in gevaar.
Kısa bir sure içinde, Yunanistan’ın bağımsızlığı tehlikeye düştü.Jednak wkrótce niepodległość Grecji została zagrożona.
Kraliçe kendi tahtınıda tehlikeye atarak ondan kralın gerçek hastalığının sebebini bulmasını ister.Bowiem się wstydził wyjawienia jej przyczyn choroby w domu króla.
Beyin, en çok oksijen sıkıntısı durumunda tehlikeye girdiyi için sürekli denetim ihtiyacı var.Jego jedynym obowiązkiem jest dzwonienie po Atomówki w razie niebezpieczeństwa.
Canını tehlikeye atarak, savaşta yaralı birini kurtarmak.Ratuje ludzi w razie wypadku.
Hindistan ve Pakistan'da spor avcılığı yüzünden nesli tehlikeye girmiştir.I Indien och Pakistan hotas arten huvudsakligen av jakt för nöjes skull.
Çanakkale havaalanı çevresinde bulunan ağaçlar, inişleri tehlikeye düşürüyor.!I omgivningarna runt Caigua Airport växer i huvudsak lövfällande lövskog.
Bu yüzden ekip tekrar tehlikeye girecektir.Så anfaller armén än en gång.
Bu deneyimin ardından kendisiyle birlikte oğlunun da hayatı tehlikeye girer.З цього моменту життя його і його сина в небезпеці.
Kendini tehlikeye atacak kadar cesurdur.Вона сповнена рішучості проявити себе.
Bu durum kamu politikası kararlarını ödün vererek tehlikeye atmaktadır.Це ставить під загрозу рішення державної політики.
Ancak kendisi tehlikeye düşer.Але її власне життя в небезпеці.
Hayatınızı tehlikeye atmayın.Втім для життя не становить небезпеки.
Hayatınızı tehlikeye atmayın.Nijak to neopomeň na tvé nebezpečí.
Hatta onun için hayatını birçok kez tehlikeye atmıştır.Také mu několikrát zachránil život.
Bu yüzden ekip tekrar tehlikeye girecektir.Týmy se tudíž utkaly znovu.
Bunu başaramazlarsa, kendi yaşamları da büyük bir tehlikeye girecektir.Pokud to nezvládne, důsledky budou nepříznivé i pro jeho vlastní planetu Zemi.
Göl çevresinde nesli tehlikede olan 7 tür, tehlikeye girmeye yakın 9 tür kuş gözlenmektedir.Z kriticky ohrožených druhů ptáků připadá pro území rezervace v úvahu hned 7 druhů.
Hayatınızı tehlikeye atmayın.Nu jucați cu sănătatea dumneavoastră!
Korku hissedilen tehlikeye bir karşılıktır.Frica este un răspuns la un pericol perceput.
Ancak kendisi tehlikeye düşer.Atunci el însuși este rău.
Bu ihanet Julius Caesarı büyük tehlikeye sokar.Asasinarea lui Iuliu Cezar amână inevitabilul.
Biyoremidasyon canlıları seçilirken, insan ve hayvan sağlığını tehlikeye sokmayacak türlerin seçimi önemlidir.Totuși, ingestia unor soluții mai concentrate pune în pericol viața oamenilor sau a animalelor.
Hatta onun için hayatını birçok kez tehlikeye atmıştır.Emiatt sokszor az életét kockáztatja.
Beyaz tüylerini dikerek, bu şekilde birbirlerini tehlikeye karşı uyarmak için işaret verebilirler.Hangos csettegő kiáltással figyelmeztetik egymást a veszélyre.
Bunu başaramazlarsa, kendi yaşamları da büyük bir tehlikeye girecektir.Ám ha nem vesszük őket komolyan, igen veszélyessé válhatnak.