Günümüzde Süryanice yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.Tänapäeval on merihobukesed väljasuremise ohus.
Özellikle Cava'da yaşayan gümüş gibon soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.Alamliikidest on liigse jahtimise tõttu ohustatuks hinnatud Jaapanis elavat alamliiki Sus scrofa riukiuanus.
Afrika'da da birkaç tehlikesi var.Tiene varios peligros en África también.
Afrika'da ilerleme tehlikesi büyüyecektir.위험이 매우 커질 것입니다.
Afrika'da ilerleme tehlikesi büyüyecektir.Vì vậy, tôi muốn nói rằng điều đôi khi dường như
Afrika'da ilerleme tehlikesi büyüyecektir.Was manchmal bezüglich Afrika oder
Afrika'da ilerleme tehlikesi büyüyecektir.יעשו התקדמות באפריקה הוא גדולה מאוד.
Afrika'da ilerleme tehlikesi büyüyecektir.لها في إفريقيا سيكون كبيراً للغاية.
Afrika'da ilerleme tehlikesi büyüyecektir.ですから 時に
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Aber ich bin mir auch der Gefahr bewusst, dass man Bücher nicht zum Fetisch erheben darf.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Dar sunt conştientă de pericolul de a le transforma într-un fetiş.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.De tudatában vagyok a fetisizálás veszélyeinek is.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Jestem jednak świadoma niebezpieczeństwa ich fetyszyzowania.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Maar ik ben mij ook bewust van het gevaar om er fetisjen van te maken.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Mais je suis également consciente du danger de les fétichiser.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Mas estou igualmente consciente do perigo de os fetichizar.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Ma sono anche cosciente del pericolo che c'è nel farli diventare un feticcio.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Men jag är också medveten om faran att dyrka dem.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Nhưng tôi cũng ý thức được đến hiểm nguy của việc tôn thờ chúng.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Pero también estoy atenta al peligro de que se conviertan en un fetiche.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Přesto si uvědomuju nebezpečí fetišizace příběhů.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Tapi saya juga sadar akan bahayanya jika, kita mendewakan buku.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Έχω, όμως, και επίγνωση ότι υπάρχει κίνδυνος να τα φετιχοποιώ.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Але я також усвідомлюю небезпеку надмірного захоплення книжками.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Но ми е известна и опасността от превръщането им във фетиш.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Но я так же прекрасно знаю об опаности их идеализации.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.אך בו בעת אני ערה לסכנה של אהבה עיוורת שלהם.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.إلا أنني أدرك خطورة تَصْنيمِهَا (الكتب).
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.그치만 전 또한 책의 물신(物神)화가 지닌 위험도 알고 있어요.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.詩人のルーミーが シャムセ タブリーズに会ったとき
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Además corre peligro, cuando se lastima allí, de sangrar profusamente.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Cô ấy sẽ gặp nguy hiểm, trong trường hợp cô ấy làm hư cái gì, thì máu sẽ chảy ào ạt ra.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.E corre anche il pericolo, qualora si ferisse, di sanguinare abbondantemente.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Elle court aussi le risque, si elle l'endommage, de saigner abondamment.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Hon riskerar också, när hon skadar den, att blöda mycket kraftigt.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Jeśli go uszkodzi, narazi się na obfite krwawienie.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Je zde také riziko, že při poranění nádoru bude velmi silně krvácet.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.그녀가 이것에 손상을 입을 때, 과도한 출혈의 위험을 안고 있습니다.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Și e în pericol, dacă lezează tumoarea riscă să sângereze abundent.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Sollte er verletzt werden, läuft sie außerdem Gefahr, schwere Blutungen zu erleiden.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Também corre o risco, quando o lesiona, de sangrar profusamente.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Ze loopt ook gevaar dat als ze dit gezwel verwondt het hevig zal bloeden.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Повреждение данной опухоли грозит ей обильным кровотечением.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Самата тя също е в опасност, тъй като нараняване в областта води до обилно кървене.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.Також, дівчинка ризикує спричинити серйозну кровотечу, якщо пошкодить утворення.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.היא גם בסכנה, שכאשר היא תפגע בו היא תדמם באופן ניכר.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.هي في خطر أيضا ، حينما يتدمر هذا، من النزيف الغزير.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.大量出血の危険もあります 私達の研究結果では
Benim yüzünden işinden olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyorum.Parce que j'ai appris qu'elle avait très peur de moi
Benim yüzünden işinden olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyorum.Perche' ho saputo che si sente minacciata da me.
Benim yüzünden işinden olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyorum.Want ik weet dat ze zich bedreigd voelt door mij.
Benim yüzünden işinden olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyorum.Επειδή τυχαίνει να ξέρω ότι απειλείται από μένα.
Benim yüzünden işinden olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyorum.Я её знаю.
Benim yüzünden işinden olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyorum.どんな手をつかってでも
Bir senedir ölüm tehlikesi altında yaşıyorum.¡Yo soy quién golpea!
Bir senedir ölüm tehlikesi altında yaşıyorum.Żyłem pod ciągłą groźbą śmierci przez cały ostatni tok.
Bu durumda da hala ahlaki çöküntü tehlikesi olduğunu düşünüyorum. .Stále bych řekl, že zde existuje nějaký morální hazard.
Bu durumda da hala ahlaki çöküntü tehlikesi olduğunu düşünüyorum. .存在します。 なぜなら将来的に、それは株主を引き続き傷つけますが、
Bu kedinin neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildiğin halde onu yakaladın mıSie habe sie gefangen, obwohl Sie genau wussten, dass dieses eine vom Aussterben bedrohte Art ist?!
Buradaki ahlaki çöküntü tehlikesi şu, gelecekte insanlar diyecek ki, ben de risk alacağım.Morální hazard je v budoucnosti, lidé řeknou, budu riskovat.