Ana içeriğe geç
Sözlük

tehdit ile cümle

tehdit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ne tür tehditler alıyorsunuz?What kind of threats have you been receiving?
Tom çok sayıda tehdit aldı.Tom received numerous threats.
Tom asla kimseyi tehdit etmedi.Tom never threatened anyone.
Tom asla tehdit edilmedi.Tom was never threatened.
Tehdit gerçek.The threat is real.
Rusya tüm medeni dünya için bir tehdittir.Russia is a threat to the whole civilized world.
O, kız arkadaşına tehdit edici bir mektup yazdı.He wrote a threatening letter to his girlfriend.
O onu öldürmekle tehdit etti.She threatened to kill him.
Tom Mary'ye karşı korkunç bir tehdit yaptı.Tom made a terrifying threat against Mary.
Tom ömür boyu hapis ile tehdit edildi.Tom was threatened with life imprisonment.
Tom bir bıçak çıkardı ve Mary'yi tehdit etti.Tom pulled out a knife and threatened Mary.
Üstü kapalı bir tehdit mi bu?Is that a veiled threat?
Tom'un yaraları hayatı tehdit olarak düşünülmez.Tom's injuries aren't considered life-threatening.
Herbert ağzını açtı ama Tom ona tehditkar bir görünüm verdi.Herbert opened his mouth, but Tom gave him a menacing look.
Hakaretler ve tehditler şiddetli bir tartışmaya yol açtı.The insults and threats gave way to a donnybrook.
Tehdit tam olarak nedir?What exactly is the threat?
Beni tehdit etmen faydasız, bir şey söylemeyeceğim.Threatening me is useless, I won't say anything.
Şu an tehdit edilmiş hissediyorum.I feel threatened right now.
Kiribati iklim değişikliği tarafından tehdit ediliyor.Kiribati is threatened by climate change.
Bu küçük Pasifik adası halkı iklim değişikliği tarafından tehdit edilmektedir.This small Pacific island nation is threatened by climate change.
Hastanın yaraları hayatı tehdit etmiyor.The patient's injuries aren't life-threatening.
Bir kişi hayatı tehdit edici yaralara katlandı.One person suffered life-threatening injuries.
Tom'un yaraları yaşamı tehdit eden değil.Tom's injuries aren't life-threatening.
Tom kendini öldürmekle tehdit etti.Tom threatened to kill himself.
Bu, yıllar boyunca yaptığımız tüm ilerlemeleri ortadan kaldırmakla tehdit ediyor.This threatens to obliterate all the progress we have made over the years.
Tom yaşamı tehdit etmeyen yaralanmalara sahip.Tom has non-life threatening injuries.
Kuşkusuz kendilerini tehdit altında hissediyorlar.No doubt they feel threatened.
Onlar açıkça tehdit oluşturmuyorlar.They clearly pose no threat.
Tehdit artık mevcut değil.The threat no longer exists.
Kültürümüz tehdit ediliyor.Our culture is threatened.
Bu gerçek bir tehdittir.This is a real threat.
Şimdi tehdit altında hissediyorum.Now I feel threatened.
Hiçbir tehdit yok.There are no threats.
Tom, Johannes onu tabanca ile tehdit ettiği için Maria'nın önünde duruyordu.Tom stood in front of Maria as Johannes threatened her with a pistol.
Fadil toplum için bir tehdit midir?Is Fadil a threat to society?
Fadıl, Dania'yı tehdit etti.Fadil threatened Dania.
Bu tehditler ne kadar ciddidir?How serious are these threats?
Bu sabah üç tane tehditkar telefon aldım.I received three threatening phone calls this morning.
Sami, Leyla'yı terk etmekle tehdit etti.Sami threatened to leave Layla.
Bu planlarımızı mahvetmekle tehdit ediyor.This threatens to ruin our plans.
Bu planlarımızı engellemekle tehdit ediyor.This threatens to foil our plans.
Tom, tehditlerle uğraşmak için eğitildi.Tom is trained to deal with threats.
Hiç kimseyi tehdit etmedim.I never threatened anyone.
Meteor çarpmaları çok gerçek bir tehdittir.Meteor strikes are a very real threat.
Meteor çarpmaları gerçek bir tehdittir.Meteor strikes are a real threat.
Tom, Mary'yi bıçağıyla tehdit etti.Tom threatened Mary with his knife.
Avustralya'nın Büyük Set Resif'i iklim değişikliği tarafından tehdit edilmektedir.Australia's Great Barrier Reef is threatened by climate change.
Meteor çarpmaları ciddi bir tehdittir.Meteor strikes are a serious threat.
İklim değişikliği, karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdittir.Climate change is the biggest threat that we face.
Leyla, Sami'yi boşanmakla tehdit etti.Layla threatened Sami with divorce.
Mucizevi bir şekilde, Leyla'nın yaraları hayatı tehdit edici değildi.Miraculously, Layla's wounds weren't life-threatening.
Sami toplum için bir tehdit mi?Is Sami a threat to society?
Kutup ayıları iklim değişikliği tarafından tehdit ediliyorlar.Polar bears are threatened by climate change.
Ben tehdit edilmiş hissetmedim.I didn't feel threatened.
Tom bunu yapmakla tehdit etti.Tom threatened to do that.
Sami, Leyla'nın ilişkisini afişe etmekle tehdit etti.Sami threatened to expose Layla's affair.
Anafilaksi, ciddi ve hayatı tehdit eden bir alerjik reaksiyondur.Anaphylaxis is a serious and life-threatening allergic reaction.
Kendimi oldukça tehdit altında hissettim.I felt quite threatened.
Tom her zaman istifa etmekle tehdit ediyor ama asla etmiyor.Tom is always threatening to quit, but he never does.
Tom her zaman bırakmakla tehdit eder ama asla bırakmaz.Tom is always threatening to quit, but he never does.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod