Mart 1947’de Kudüs’teki arap güçlerinin lideri, Abd Al-Qadr Husayni, hastaneyi hava uçurma tehdidinde bulundu.В марте 1947 года лидер арабских сил в Иерусалиме, Абд аль-Кадир аль-Хусейни, угрожал взорвать больницу.
Şehir zaten kuzeyden saldırı tehdidi altındaydı.Город уже пережил одно нападение северян.
Ancak 477 yılında Genseric'in ölümünden sonra Vandal tehdidi azaldı.Однако после смерти Гейзериха в 477 году угроза от вандалов сошла на нет.
Birleşik Krallık'ın bu bölgelerde neredeyse hiç tehdidi kalmamıştı.Гражданам США ничто не угрожало в этом суровом краю.
Bu sayede Avusturya, Fransa tehdidinden kurtulmuş oldu.Франция же добилась ослабления Австрии.
‘Suskunluk Sarmalı’ toplumdan dışlanma tehdidiyle başlar.Но сейчас приоритетная задача — сбежать от людей Шанси.
Bavyeralıların tehdidi sadece bir blöfmüş gibi görünüyor".И достойны только презрения одни тунеядцы».
Aynı zamanda Hint ticaretine Portekiz Krallığı tehdidi ortaya çıkmıştı.В это же время появились угрозы торговым отношениям с Индией со стороны Португалии.
5 Kasım: Arap petrol üreticileri %25 üretim azaltılmasını ilan eder. %5 daha eksiltme tehdidi yapılır.5 نوفمبر المنتجين العرب يعلنون خفض الإنتاج بنسبة 25٪، إضافة إلى التهديد بخفض 5٪ إضافية.
"Doğa casusları tehdidi".هل الناس الطبيعيون يخيفونني ؟ " .
Mart 1947’de Kudüs’teki arap güçlerinin lideri, Abd Al-Qadr Husayni, hastaneyi hava uçurma tehdidinde bulundu.وفي مارس من عام 1947، هدد قائد القوات العربية في القدس عبد القادر الحسيني بنسف المستشفى.
Düzenli yapılan haşere mücadelesi yılan tehdidini önemli ölçüde düşürebilir.يمكن لمنظمة مكافحة الآفات أن تحد من خطر الثعابين إلى حد كبير.
Mira (Katrina Law) - ölüm tehdidi altında Spartaküs'ü ayartmak için gönderilen köle bir kız.كاترينا لو بدور - فتاة جارية أُرسلت تحت التهديد بالقتل لإغواء سبارتاكوس وتصبح حبيبته.
Hepsi elçileri yalanladı; böylece Benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu.وأما الأحاديث ففيها قول الرسول ((أنا برئ من كل مسلم يقيم بين أظهر المشركين.
Radikal İslam'a karşı eleştirel görüşleri ile tanınıyor, birkaç ölüm tehdidi aldı.Ficou conhecido por suas opiniões críticas contra o islamismo radical, recebeu várias ameças de morte.
Tüm Aragon bölge komitesinin istifa tehdidi buna engel oldu.A ameaça de demissão de toda a comissão regional Aragão impedida.
Etrafa kapalı kalan Mısır'ın aksine Yunanistan dışarıdan gelen kuvvetlerin sürekli tehdidi altındaydı.Diferentemente do Egito isolado, a Grécia foi freqüentemente ameaçada por forças externas.
Modugno, yarışmadan çekilme tehdidiyle karşı karşıya olduğu orkestradan çok memnun kalmadı.Modugno estava tão insatisfeito com a orquestra, que ameaçou desistir do concurso.
David, bir köyü yok etme tehdidiyle iki eş daha edinir ve Mika başka bir kocaya verilir.David acaba conseguindo duas novas esposas depois de atacar uma vila e Mical é "redistribuída" a outro marido.
Savaş tehdidi nedeniyle, İmparator Trakya ve Makedonya'nın bazı bölgelerini III. Andronikos'a verdi.Com a ameaça de uma guerra, o imperador entregou a Trácia e alguns distritos na Macedônia para seu neto.
Bu manipülasyonlar sömürü tehdidini hafifletebilir, ancak imkansız hale getiremezler.Essas manipulações podem mitigar a ameaça de exploração, mas não pode fazê-la se tornar impossível.
Britanya, Alman emperyalizminin yükselen tehdidi nedeniyle oldukça endişeliydi.Na Britânia havia uma ameaça muito mais séria sobre o novo imperador.
Bu koşullarda kendi toprakları istila tehdidi altındaydı.Assim, sentimos como se nossa individualidade estivesse ameaçada.
Ancak 477 yılında Genseric'in ölümünden sonra Vandal tehdidi azaldı.A ameaça dos Vândalos diminuiu substancialmente após a morte de Genserico em 477.
Bizanslılar için, İberya üzerinden Karadeniz kıyılarına bir Pers tehdidine karşı engel oluşturuyordu.Para os bizantinos, era uma barreira contra o avanço persa pela Ibéria até a costa do Mar Negro.
Abbasiler döneminde biten bu akınlar, Avrupayı İslam tehdidinden kurtarmıştı.De início, os países ibéricos fizeram frente ao corso europeu porque tinham espiões espalhados pela Europa.
Britanya, Alman emperyalizminin yükselen tehdidi nedeniyle oldukça endişeliydi.Brittannië was erg bezorgd door de groeiende bedreiging van het Duitse imperialisme.
MÖ 1. yüzyılla birlikte bir demagogun komutası altındaki lejyon tehdidi ortaya çıktı.Tegen de 1e eeuw v.Chr. werd de dreiging van de legioenen onder een demagoog erkend.
Şehir zaten kuzeyden saldırı tehdidi altındaydı.De stad had al onder Noordelijk vuur gelegen.
Bertha Franklin, Cooke'yi vurduktan sonra birçok ölüm tehdidi aldığını söyledi.Bertha Franklin verklaarde dat ze Cooke had neergeschoten uit zelfverdediging.
Gerçek bir kitle hareketi tehdidi o dönemde henüz yoktu.Een echt noviciaat was er toen nog niet.
Doğal hayatın bir parçası olan vaşaklar insanoğlunun tehdidi altındadır.De voornaamste bedreiging voor de natuurgebieden is de mens.
Fallaci pek çok kez ölüm tehdidi aldı.Smit is meerdere malen met de dood bedreigd.
İsrail yönetimi, Şalit’e bir zarar gelmesi durumunda, “Gök kubbenin yıkılacağı” tehdidinde bulundu.Tymczasem przedstawiciele izraelskich władz zagrozili, iż „niebo runie”, jeżeli Szalitowi stanie się krzywda.
Tüm Aragon bölge komitesinin istifa tehdidi buna engel oldu.Jednak groźba upadku całego Komitetu Regionalnego Aragonii udaremniły realizację tych zamiarów.
Resmî olarak verilen sebepse Polonya'yı Rus tehdidinden korumaktı.Państwo polskie formalnie przestało być rosyjskim protektoratem.
‘Suskunluk Sarmalı’ toplumdan dışlanma tehdidiyle başlar.Złamanie zakazów groziło wykluczeniem ze wspólnoty.
Aynı zamanda Hint ticaretine Portekiz Krallığı tehdidi ortaya çıkmıştı.Wtedy też dla Portugalczyków rozpoczęła się penetracja Indii pod kątem handlowym.
Üstelik işgal tehdidine rağmen ordusunu alarm düzeyine getirmemişti.W przeciwieństwie do obrony, nie imponował w ataku.
Bu istifa tehdidinden 1 ay sonra 14 Ocak 1903'te görevden azledildi.Rok później przybył do Nowego Jorku, gdzie następnie został wycofany ze służby 30 czerwca 1903.
Ancak Bolşevik Rusya’nın tehdidi altındaydı.Hon avrättades av bolsjevikerna under ryska revolutionen.
Devrim dönemi Fransa'nın Amerika'daki kolonilere yönelik askerî tehdidinin sona erdiği 1763 yılında başladı.Den revolutionära eran började 1761, då det militära hotet mot de engelska kolonierna från Frankrike tog slut.
Ancak 477 yılında Genseric'in ölümünden sonra Vandal tehdidi azaldı.Однак після смерті Гейзеріха 477 року загроза від вандалів зійшла нанівець.
Birleşik Krallık'ın bu bölgelerde neredeyse hiç tehdidi kalmamıştı.Мексиканська влада була в цих краях не дуже сильна.
Habitat kaybı tehdidi altındadır.Втрата середовища проживання є загрозою.
Hepsi elçileri yalanladı; böylece Benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu.Vždyť já posel spolehlivý jsem, k vám vyslaný, Boha se bojte a mne poslouchejte!
Bu sayede Avusturya, Fransa tehdidinden kurtulmuş oldu.Proto se snažila raději odejít z neklidné Francie.
Fallaci pek çok kez ölüm tehdidi aldı.Lotter dostával mnoho výhrůžek smrtí.
Devrim dönemi Fransa'nın Amerika'daki kolonilere yönelik askerî tehdidinin sona erdiği 1763 yılında başladı.Období revoluce začalo v roce 1763, kdy Francie přestala vojensky ohrožovat britské kolonie v Severní Americe.
Yakın gelecekte yüklü tazminat davalarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıyadır.Ohrožené taxony čelí vysokému riziku vyhynutí v blízké budoucnosti.
Aynı zamanda Hint ticaretine Portekiz Krallığı tehdidi ortaya çıkmıştı.V důsledku toho se pozměnil i původní text mexické hymny.
Şehir zaten kuzeyden saldırı tehdidi altındaydı.Útok ze severu to asi nebyl.
Uzmanlar nükleer tehdidin çok küçük olduğu yönünde görüş bildirdi.Însă specialiștii cred că riscul este scăzut.
Alman şansölyesi Kont Bernhard von Bülow bu gelişmelerden dolayı savaş tehdidinde bulundu.Contele Bernhard von Bülow, cancelarul german, a amenințat cu războiul în cazul în care nu se găsesc soluții.
Mahallem yoksulluk tehdidi altında.Cartierul meu este amenințat de sărăcie.
Bir bomba tehdidinden dolayı okul kapandı.Școala a fost închisă din cauza unei amenințări cu bombă.
İstismarcının tehdidinden korkabilirler.Joku pelkää kirjettäsi.
Ancak Bolşevik Rusya’nın tehdidi altındaydı.Putinismia saattaa uhata Venäjän talous.
Fallaci pek çok kez ölüm tehdidi aldı.Mandariini on kuitenkin jo useasti aiemminkin huijannut kuolemaa.
Bir kabile lideri petrol ihracatını kesme tehdidinde bulundu.Sainz keskeytti öljypohjan hajoamiseen.