- Tedirgin olmadın mı?Nem voltál ideges?
- Tedirgin olmadın mı?T'étais pas nerveuse?
- Tedirgin olmadın mı?Was je niet zenuwachtig?
- Tedirgin olmadın mı?لم تكوني متوترة؟
Tedirgin oluyorum..Devin nervos.
Tedirgin oluyorum..Estou a ficar nervoso.
Tedirgin oluyorum..Ich werde nervös.
Tedirgin oluyorum..Ik word nerveus.
Tedirgin oluyorum..Je deviens nerveux.
Tedirgin oluyorum..Jeg bliver nervøs.
Tedirgin oluyorum..Me estoy poniendo nervioso.
Tedirgin oluyorum.. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Ne yaptığımı bilmiyorum.Αρχίζω να έχω άγχος, δεν ξέρω τι να πω, δεν ξέρω τι κάνω, δεν θέλω να πάω εκεί.
Tedirgin oluyorum.. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Ne yaptığımı bilmiyorum.Я нервуюся, не знаю, що сказати, не знаю, що роблю, не хочу йти туди.
Tedirgin oluyorum..Saya semakin gugup.
Tedirgin oluyorum..Staję się niespokojny.
Tedirgin oluyorum..Sto diventando nervoso.
Tedirgin oluyorum..Tôi đang lo lắng,
Tedirgin oluyorum..Изнервям се.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.a sú drtení národ národom a mesto mestom, pretože Bôh ich desí všelijakými úzkosťami.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.Da støtte folk mot folk og by mot by, så de knustes; for Gud voldte uro iblandt dem med alle slags trengsel.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.Folk knustes mod Folk, By mod By, thi Gud bragte dem i vild Rædsel med alle mulige Trængsler.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.이 나라가 저 나라와 서로 치고 이 성읍이 저 성읍과 또한 그러하여 피차 상한바 되었나니 이는 하나님이 모든 고난으로 요란케 하셨음이니라
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.och folk drabbade samman med folk och stad med stad; ty Gud förvirrade dem med allt slags nöd.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.Tak že šlapá národ po národu, a město po městu, proto že Bůh kormoutí je všelijakými úzkostmi.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.και εφθειρετο εθνος υπο εθνους και πολις υπο πολεως διοτι ο Θεος κατεθλιβεν αυτους εν παση στενοχωρια
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.народ будет сражаться с народом, и город с городом, потому что Бог приведет их в смятение всякими бедствиями.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.Народ се сломяваше от народ, и град от град; защото Бог ги смущаваше с всякакво бедствие.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.וכתתו גוי בגוי ועיר בעיר כי אלהים הממם בכל צרה׃
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.فأفنيت امة بامة ومدينة بمدينة لان الله ازعجهم بكل ضيق.
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.這 國 攻 擊 那 國 、 這 城 攻 擊 那 城 、 互 相 破 壞 . 因 為 神 用 各 樣 災 難 擾 亂 他 們
Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.這國 攻擊那國 、 這城 攻擊 那 城 、 互相 破壞.因為 神用 各 樣災難擾亂 他們
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteA - (Smích)
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteEn... (Gelach) ik werd dus best nerveus.
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işte그리고 -- (웃음) 그리고, 지금도 엄청나게 긴장되는데요.. 왜냐면..
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteNo i... (Śmiech)
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteНу, и... (Смех)
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteו -- (צחוק) ואז נעשתי די לחוצה , ואתם יודעים,
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteو .. (ضحك) و .. وإذن، كنت قد غدوت قلقة جدا و، تعلمون،
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işte(笑い) そして私は緊張していました それに クリスがステージの脇で座っていたのも知りませんでしたし
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum. Doktor, sinirler için ne tavsiye edersin?Ända sedan du gav honom dessa order går att skära igenom dessa vatten ... han hade panik.
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum. Doktor, sinirler için ne tavsiye edersin?Da quando gli avete dato quegli ordini ieri di tagliare queste acque ... ha avuto la tremarella.
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum. Doktor, sinirler için ne tavsiye edersin?Lige siden du gav ham disse ordrer går til at skære igennem disse farvande ... han havde rystesyge.
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum. Doktor, sinirler için ne tavsiye edersin?Από τότε που του έδωσε τις εντολές χθες να κόψει μέσα από αυτά τα νερά ... αυτός είχε τη νευρικότητα.
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum.Od kiedy mu tych zleceń wczoraj przebić się przez te wody ...
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum.Od tej doby ste mu dal tie rozkazy Včera preplávať týchto vôd ...
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum.Siitä lähtien annoit hänelle nämä toimeksiannot eilen leikkaamiseen näillä vesillä ...
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum.منذ ذلك الحين أعطاك له تلك الأوامر امس الى قطع طريق هذه المياه...
Yolunda gitmeyen bir şey var. Ben bile tedirgin oluyorum.彼は、ジッタを持ったという。