Bu farkında olmama durumu genellikle inkar veya herhangi bir biçimde tedaviye direnmeye sebep olur.قلة الوعي عادةً ما يؤدي إلى احدى أشكال الرفض و المقاومة لأي شكل من المساعدة أو العلاج.
Sıkı glikoz kontrolü dışında, tedaviler ağrı ve diğer semptomları azaltmak içindir.وهكذا، باستثناء السيطرة المحكمة على مستويات الجلوكوز، فالعلاجات تستهدف الحد من الألم والأعراض الأخرى.
Bu etkiler tedavi edilebilirlerdir.لكن هذه التأخيرات يمكن علاجها.
2007'de İstanbul'daki Darüşşafaka'da Rehabilitasyon Merkezinde Nisan ayı başına kadar tedavi gördü.وفي سنة 2007 تلقت مزين سنار العلاج حتى شهر إبريل في مركز إعادة التأهيل في إسطنبول.
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.ويلي هذا العناية بجروح الحرق ذاته.
Komplike bir İYE’nun tedavisi daha güçtür ve genellikle daha sıkı değerlendirme, tedavi ve takip gerektirir.وتعدّ عدوى الجهاز البولي المعقدة أكثر صعوبة في علاجها وعادةً ما تتطلب المزيد من التقييم والعلاج والمتابعة.
Başlıca tedavi yöntemi antibiyotiklerdir.العلاج الرئيسي هو المضادات الحيوية.
Fakat hiçbir hastane kadını tedavi etmeyi kabul etmez.ولكن الطبيب يبدو عاجزاً عن علاج الفتاة .
Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür.تتحسن الحالة لدى 50–60% من الأشخاص الخاضعين للعلاج.
Moutier ve Cornet gastritleri antibiyotik ile tedavi etmeyi önerdi.اقترح موتير وكورنيت علاج التهاب المعدة بالمضادات الحيوية.
Nezlenin tedavisi yoktur, ancak semptomlar tedavi edilebilir.لا يوجد علاج ناجِع للرَّبو لكن يُمكن تخفيف الأعراض.
Bu ilaçlarla dört saat içinde iyileşme görülebilir ve bir iki haftalık tedavi önerilir.يمكن ملاحظة التحسن خلال أربع ساعات، ويُنصح باستمرار العلاج لمدة أسبوع أو أسبوعين.
Horlama Nedenleri ve Tedavisiالاسباب والعلاج.
1926’da Hadassah ilk tüberküloz tedavi merkezini Safed’de kurdu.وفي عام 1926، قام مركز هداسا بتأسيس أول مركز لعلاج مرض السل في صفد.
1944 yılında Asperger tedavi ettiği ve kendilerini sosyal bütünleşmede zorlak çeken dört çocuğu tanımlamıştır.وفي عام 1944، وصف أسبرجر أربعة أطفال كان يعمل على حالاتهم ممن كان لديهم صعوبات في الاندماج الاجتماعي.
Tedavilerine gerek yoktur.فلا يحتاجون للعلاج.
İzotretinoin kullanan kadınlar, izotretinoin tedavisinin kesilmesinden sonra 1 ay boyunca hamile kalmamalıdır.يجب على المرأة التي تخطط للحمل خلال شهر ألا تتلقى التلقيح ضد الجدري إلا بعد نهاية الحمل.
Bu durumda genellikle hayat boyunca süren devamlı tedavi yapılması gerekir.وغالبا ما يتطلب العلاج طوال فترة حياة الشخص المصاب.
Hekim hastanın durumuna göre tedaviyi planlar.أو ما يحدده المعالج حسب الوضع الصحي.
Hastalığın sinir sistemini etkilemediği durumlarda tedavi gerektirmeyebilir.قد لا تكون هناك حاجة لعلاج المرض الذي لا يؤثر على الجهاز العصبي.
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.وعادت بعد ذلك إلى منزلها للعلاج.
Tedavisi yoktur.لا يوجد علاج.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.وقد تتطلب حالات الحساسية النادرة علاجًا داخل المستشفى.
İkiz doğurma riski kullanılan doğurganlık tedavi tipine bağlı olarak değişebilir.تختلف فرص ولادة التوائم اعتمادا على أنواع علاجات الخصوبة المستخدمة.
Bilinen bir tedavisi yoktur.لا يوجد له علاج معروف.
Aralık 1982'de tedavi amacıyla ABD'ye gitmesine izin verildi.سمح له بالمغادرة لتلقي العلاج الطبي في عام 1982.
Beslenme ve ilaç tedavisi.الغذاء والدواء.
Tedavi için adaya giderler.وسافرت إلى لندن للعلاج.
Tedavi süresi 4 haftadır.ينبغى ألا تتعدى مدة العلاج أربعة أسابيع.
Dolayısıyla geniş spektrumdaki antibiyotik tedavisi doğrulayıcı testler yürürken gecikmeye uğramamalıdır.من هنا، لا يؤجَّل العلاج بالمضادات الحيوية واسعة الطيف إلى حين إجراء التحاليل المُؤكّدة.
Üç kişi şoktan dolayı tedavi altına alındı.تم علاج 15 شخصا من الصدمة.
Monroe, iki hafta boyunca hastanede tedavi gördü.الراوي يتذكر تلك الساعات القليلة من الحرية في المستشفى.
Genel kural olarak; tüm hastalıkların tedavide yarar/zarar oranı yapılmakta ve buna göre karar verilmektedir.الطب الغربي يسعى لإيجاد السبب لكل الأمراض ويحاول علاجه; اعتماداً على السبب والأثر.
Ancak tedavinin devamı getirilmezse, nüksetmesi olağandır.و"لكن" إذا لم يقع الفعل المقصر، لما وقعت الإصابة.
Daha önceleri tedavi edilemez kabul edilmesine rağmen son yıllarda bazı ilaçlar tedavide kullanılmaktadır.بينماكانت الرأرأة تُعتَبر سابقاً غير قابلة للعلاج , و تم في السنوات الأخيرة تحديد العديد من الأدوية لعلاجها.
Tedavi çoğunlukla antibiyotikler ile yapılır.العلاج في العادة يتم من خلال المضادات الحيوية.
Radyoterapi tedavisi gelişmiş radyoterapi cihazları ile uygulanır.وتحمي التقنيات الجديدة في العلاج بالأشعة الأنسجة السليمة بقدر الإمكان.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.علاج الذين يعانون من داء الشريطيات أمر مهم لمنع انتشار المرض.
Bu daha çok bir tedavi şeklidir.وهذا النوع هوالأكثر صعوبة من ناحية العلاج.
Kanada'da, alfa blokerler hariç diğer ilaç tedavileri olası ilk seçenekler olarak önerilir.أما في كندا وأوروبا، فكل هذه الأدوية ما عدا حاصرات ألفا فتعد خيارات أولية ممكنة.
Bununla birlikte, negatif kültürlü kadınlar yine de antibiyotik tedavisiyle iyileşebilirler.ولكن، لا يزال من الممكن للنساء اللاتي تكون نتيجة المزارع لديهن سلبية التحسن مع العلاج بالمضادات الحيوية.
Tedavi edilen hastaların yüzde yirmisi küçük hasarla iyileşir.حيث يتعافى 20% من المرضى المُعالَجين مع إصابتهم بعقابيل خفيفة.
Ayrıca yapılan tedaviler her hasta için farklılık gösterebilir.الجرعات التالية يجب أن تكون فردية لكل مريض .
Bu tedavilerden sonra sol ayağının üzerine basabilmekteydi.وبعد هذا العلاج تمكنت سنار من الوقوف على قدمها اليسرى فقط.
Bazı enfeksiyonlar tedavi edilmedikleri takdirde ciddi komplikasyonlara yol açabilirler.النساء اللاتى يتركن هذه الاعراض دون علاج قد تحدث مضاعفات خطيرة.
Ayrıca radyoterapi bir diğer tedavi seçeneğidir.و من جانب آخر؛العلاج الإشعاعي هو خيار متاح أيضا.
Ağız sağlığını geliştirmek ve restore etmek için bakım ve tedavi sağlayan bir sağlık çalışanlarıdır.ممارس العناية بالأسنان هو عامل الصحة الذي يقدم الرعاية والعلاج لتعزيز صحة الفم وتجديدها.
Dünyada enfeksiyonun yaygın olduğu yerlerde sıklıkla herkes aynı anda ve düzenli olarak tedavi edilir.في مناطق العالم التي تكون العدوى فيها شائعه , تتم معالجة المصابين ضمن مجموعات مرة واحدة وبجداول منتظمة.
Belirtileri öğrenerek, hastalığın yayılmasını önlemek için kendisini bir tedavi merkezine yönlendirdi.ولمعرفتها بالأعراض، ذهبت تشيكولا إلى مركز علاج لمنع انتشار المرض.
Bu sebeple ilk olarak tercih edilen bir tedavi değildir.هذه هي الخطوة الأولى المفضلة من العلاج.
Enzim inhibitörlerinin en yaygın kullanımı, hastalık tedavisi için ilaç olaraktır.الاستخدامات الأكثر شيوعا لمثبطات الإنزيم هي أدوية لعلاج الامراض.
Uzun etkili bronkodilatörler yetersizse genelde tedaviye soluk yoluyla alınan kortikosteroidler eklenir.إذا كانت موسعات الشعب الهوائية طويلة المفعول غير كافية، تضاف إليها عادةً الكورتيكوستيرويدات المستنشقة.
İlk başlanacak tedavi belirli bir bölgede ya da nüfusta menenjite neden olan bakterinin tipine bağlıdır.يعتمد اختيار العلاج الأولي إلى حد كبير على نوع الجرثومة التي تسبب التهاب السحايا في مكان أو شعب معين.
Çalışmaları ağrı, bağımlılık ve depresyona yönelik yeni tedavi yöntemlerine imkan verdi.وقد مهدت اكتشافاتها الطريق للوصول لطرق علاجية جديدة لمحاربة الألم، و الإدمان والاكتئاب.
Akut menenjitte ilk tedavi antibiyotik ve bazen antiviral verilmesiyle olur.يشكل العلاج الأولي لالتهاب السحايا الحاد علاج سريع بالمضادات حيوية تعطى فورًا وأحيانا مضادات فيروسات.
Tedavi de Temodal birincil olarak kullanılır.العلاج هو في الأساس نفسه.
Tedavisi psikoterapi veya psikotrop ilaçlardan oluşuyor.يتم العلاج إما دوائياً أو عبر التداخلات الطبية.
Tedavide amaç zehirli maddenin zehirsiz başka bir metabolite çevrilmesidir.أن يحول السم إلى مادة أخرى أقل سمية.
Tedavi dehidratasyonu önlemek için yeterli miktarda sıvı içmeyi gerektirir.أما علاج المرض يتضمن شرب كمية كافية من السوائل لمنع الجفاف.
Aralık 1997'de, 30 yaşında, kalın bağırsak kanseri için tedavi edildi.في عام 2010، البالغ من العمر 38 عاما، كان يخضع لعلاج سرطان الغدد الليمفاوية.