Orada olmak bir tecrübe idi.Et c'était vraiment une expérience d'être là.
Orada olmak bir tecrübe idi.Foi uma experiência e tanto estar lá.
Orada olmak bir tecrübe idi.Het was nogal wat om daar te zijn.
Orada olmak bir tecrübe idi.정말이지 놀라운 경험이었습니다.
Orada olmak bir tecrübe idi.Nem volt semmi az az élmény.
Orada olmak bir tecrübe idi.Und es war ein ziemliches Erlebnis, dort zu sein.
Orada olmak bir tecrübe idi.Беше страхотно преживяване да си там.
Orada olmak bir tecrübe idi.Происходило что-то невероятное.
Orada olmak bir tecrübe idi.Це - абсолютно незабутній досвід.
Orada olmak bir tecrübe idi.וזו היתה ממש חוויה, להיות שם.
Orada olmak bir tecrübe idi.و كانت نوع من الخبرة ان اتواجد هناك .
Orada olmak bir tecrübe idi.次の日の朝、街へ出かけてみることにした
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Ajuns în poziţia necesarǎ, i-am dat drumul sǎ simtǎ pe pielea lui senzaţia imponderabilitǎţii.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Amikor fent volt, elengedtük, hogy igazán átélhessse a súlytalanságot.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Begitu dia sampai di sana, kami melepaskannya untuk mengalami apa yang dinamakan kondisi tanpa bobot.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Cuando ya estaba arriba lo soltamos para que experimentara como se sentía realmente la ingravidez.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Depois de ele lá estar, soltámo-lo para ele experimentar como era realmente a gravidade zero.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Jakmile tam byl, nechali jsme ho si vyzkoušet jaké to opravu je být ve stavu beztíže.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.그가 공중에 뜨자마자, 무중력상태가 실제로 어떤지를 경험할 수 있게 그를 놓아주었습니다. 무중력상태가 실제로 어떤지를 경험할 수 있도록이요.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.När han väl var där, släppte [vi] honom för att uppleva hur viklöshet verkligen kändes.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Toen hij weg was lieten we hem los om de gewichtloosheid echt te ervaren.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Una volta che fu stabile, lo lasciammo andare, per fargli sperimentare la vera assenza di peso.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Une fois arrivé, on l'a laissé ressentir ce que l'apesanteur était vraiment.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Và khi ông đã tới, thả ông ra để trải nghiệm cảm giác thật sự của không trọng lượng.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Όταν ήταν, τον αφήσαμε να βιώσει την πραγματική αίσθηση της έλλειψης βάρους.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.Веднъж щом беше там, го оставихме да изпита какво наистина означава безтегловност.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.И когда он замер, оставили его пережить настоящую невесомость.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.І коли він завис у повітрі, відпустили його і дали можливість пережити справжню невагомість.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.ברגע שהוא היה שם, עזבנו אותו על מנת שיחווה מה הוא חוסר משקל באמת.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.و عندما كان في تلك الحالة ، تركناه لكي يجرب حقيقة اللاجذبية.
Oradayken, ağırlıksızlığın nasıl bir şey olduğunu tecrübe edebilmesi için kendisini salıverdik.無重量が本当にどんなものか体験してもらいました 最初の放物線飛行が終わると
Örneğin yüksek tecrübe, uzmanlık ve en önemlisi; duygusal algımız.De emotionele aspecten van ons leven verbeteren.
Örneğin yüksek tecrübe, uzmanlık ve en önemlisi; duygusal algımız.지식이나 전문성, 그리고 삶의 감정적인 부분이 나아집니다.
Örneğin yüksek tecrübe, uzmanlık ve en önemlisi; duygusal algımız.Zyskujemy także ze strony uczuciowej.
Örneğin yüksek tecrübe, uzmanlık ve en önemlisi; duygusal algımız.ידע רב יותר, מומחיות -- וההיבטים הרגשיים של החיים משתפרים גם הם.
Örneğin yüksek tecrübe, uzmanlık ve en önemlisi; duygusal algımız.زيادة في المعرفة، خبرة -- وبالتالي تحسن الجوانب العاطفية للحياة.
Örneğin yüksek tecrübe, uzmanlık ve en önemlisi; duygusal algımız.それに生活での感情的側面が好転するのです そう まさに
Oyuncular bir savaşın ardından kredi ve tecrübe kazanır.Les joueurs reçoivent des crédits et de l'expérience après une bataille.
Oyuncular bir savaşın ardından kredi ve tecrübe kazanır.Po bitvě získají hráči kredity a zkušenosti.
Oyuncular bir savaşın ardından kredi ve tecrübe kazanır.Po zakończeniu bitwy gracze otrzymują kredyty i doświadczenie.
Oyuncular bir savaşın ardından kredi ve tecrübe kazanır.Spieler erhalten nach einem Gefecht Credits und Erfahrung.
O zaman da 'Oh... biliyorsun...' dediniz. '1978 yılında bir tecrübe yaşadım.W 1978 roku miałem takie doświadczenie.
Pekala, size söylemem gerek, bu çok da hoş olmayacaktır. Ancak İslam dünyasındaki tecrübelerim oldukça farklı.Mijn ervaring in de Islamitische wereld is echter heel anders.
Program ödevleri, sizin daha önceden programlamada tecrübe sahibi olmanızı gerektiriyor.Akan ada problem set mingguan di mana video dan jarak, dan berusaha mengenali aktivitas manusia.
RG: Ve ne yazıktır ki çok yaygın çok travmatik bir tecrübe.O que é muito mau, porque é uma experiência muito comum e muito traumática.
R: Yeni tecrübeler ve şekli hedeflere karşı.Р:Новый опыт и путь к цели.
Sadece tecrübe edinsin diye dedim ki:그리고 약간의 실력발휘와 경험을 위해서요. 나는 이렇게 말했지요.
Sadece tecrübe edinsin diye dedim ki:Simplement un intérêt qui m'a guidé, sans réflexion rationnelle.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.A Sakai projektben szerzett tapasztalataimról is írtam egy könyvet.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.A také napsal knihu o své zážitky v projektu Sekaya.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.Ho anche scritto un libro sulla mia esperienza nel progetto Sekaya.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.Ik heb ook een boek geschreven over mijn ervaringen in het Sekaya Project.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.J'ai aussi écrit un livre sur mon expérience avec le projet Sakai.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.Napisałem także książkę o swoich doświadczeniach z pojektem Sakai.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.Şi, de asemenea, am scris o carte despre experienţele mele în cadrul proiectului Sekaya.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.Και επίσης, έγραψα ένα βιβλίο σχετικά με την εμπειρία μου του Sekaya έργου.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.Еще я написал книгу об опыте работы в Sakai Project.
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.حول تجاربي في مشروع ساكاي (Sakai). و سأنهي...بهذا
"Sakai" projesi ... ile ilgili tecrübelerim hakkında bir kitap da yazdım.さて、私が作ったちょっと面白いビデオで締めくくりたいと思います。みなさんの中には"iPad Steering Wheel Mount"について聞いたことがある方もいるかもしれません。
Salgın hastalık tarifine en yakın tecrübemiz budur.A fost asemănător ciumei.