Bu harikaydı. Bu tecrübe ile modern sanata daha yakından bakmaya başladım.注意深く観察することにしました。現代美術というのは
Bunların hepsi size hediyem sayın Bakan... ...en iyi dinleme cihazları ve en tecrübeli elemanlar.D-le ministru, acesta e cadoul meu pentru dvs, Cele mai bune microfoane şi cei mai buni operatori.
Bunların hepsi size hediyem sayın Bakan... ...en iyi dinleme cihazları ve en tecrübeli elemanlar.Ya está todo en marcha, ministro. Tecnología punta. Detrás de cada interruptor, incluso en el lavabo.
Bunların hepsi size hediyem sayın Bakan... ...en iyi dinleme cihazları ve en tecrübeli elemanlar.Всякое бывает, товарищ министр. Уровень современных технологий... под каждым выключателем, даже в туалете.
Bunların hepsi size hediyem sayın Bakan... ...en iyi dinleme cihazları ve en tecrübeli elemanlar..אדוני השר, הכל עובד הטכנלוגיה המשוכללת ,תחת כל מפסק אור... .אפילו בבית שימוש
Bunların hepsi size hediyem sayın Bakan... ...en iyi dinleme cihazları ve en tecrübeli elemanlar.سيدي الوزير هذه هديتي لك أفضل جهاز تصنت وافضل العاملين عليه
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.Dat weten we toch uit ondervinding.
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.잘 알고 있는 사실이죠. 그렇죠? 다들 경험하셨을 겁니다.
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.Znamy to, prawda?
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.אתם יודעים זאת, נכון? כולנו עברנו את זה.
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.كلنا نعرف هذا، صحيح؟ كلنا مررنا بالتجربة
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.これを理解して
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.Aici avem niște subiecți naivi lăudând robotul,
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.Alcune soggetti naive, qui, lodano il robot.
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.Alors là nous avons de simples cobayes félicitant le robot,
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.Aquí tenemos sujetos ingenuos elogiando al robot,
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.Hier laten we onvoorbereide proefpersonen de robot prijzen:
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.먼저 로봇을 칭찬하는 것을 보도록 하죠.
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.Ở đây chúng ta có những người ngây thơ khen ngợi robot:
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor. Ses:いいロボットね
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.Tady máme jedince chválící robota.
Burada tecrübesiz denekler robotu övüyor.Tu naivné subjekty chvália robota,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Le grand avantage de cette expérience historique c'est que, sans les Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Marele avantaj al acestei experienţe istorice a fost acela că fără Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Namost ennek a történelmi tapasztalatnak az volt a nagy előnye, hogy a Han identitás nélkül
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Nu was het grote voordeel van deze historische ervaring dat zonder de Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Ora il grande vantaggio di questa esperienza storica è stato che, senza gli Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Sekarang keuntungan besar dari pengalaman sejarah ini adalah, tanpa dinasti Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Suurin hyöty tästä historiallisesta kokemuksesta on ollut se, että ilman han-käsitystä
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Velkým přínosem této historické zkušenosti je to, že bez Chanů by Čína nikdy nezůstala pohromadě.
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Голямото предимство на този исторически опит е, че без Хан,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Зараз найбільшою перевагою цього історичного моменту стало те, що без ханьців,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Значительным преимуществом этого исторического опыта стало то, что без хань
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;이러한 역사적 경험의 큰 장점은
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;היתרון המשמעותי של הניסיון ההיסטורי הזה
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;وبالعودة الى التاريخ والى التجارب يمكننا انا نرى ان الفائدة الكبرى جاءت من فكرة
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;漢民族がいなければ
Belki de artık hiç bir sansasyonel tecrübe olmayacak.Možná už se nemusí přihodit více "velkolepých zážitků."
Belki de artık hiç bir sansasyonel tecrübe olmayacak.Peut-être plus "d'expériences spectaculaires" n'auront lieu.
Belki de artık hiç bir sansasyonel tecrübe olmayacak.Poate nici o experienţă "spectaculară" nu se mai întamplă.
Belki de artık hiç bir sansasyonel tecrübe olmayacak.Quizás no más "experiencias espectaculares" ocurran.
Belki de artık hiç bir sansasyonel tecrübe olmayacak.Возможно больше нет "зрелищных переживаний".
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Eu nasci num lugar de camponeses muito pobres. A pobreza acabou me influenciando.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Ich wurde in einem sehr armen Zuhause geboren, auf dem Land. So lernte ich die Armut kennen.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.I was born in a very poor home, a peasant home, so I experienced poverty.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Jag föddes i ett mycket fattigt hem, ett hem på landet så jag har upplevt fattigdom.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Nagyon szegény családban születtem, így megtapasztaltam a nyomort.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Narodil som sa vo veľmi chudobnej rodine, v roľníckom dome. Takže viem, čo je chudoba.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Saya lahir dalam keluarga petani yang sangat miskin.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Sono nato in una casa molto povera, quindi ho vissuto la povertà,
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Γεννήθηκα σε μια πολύ φτωχή αγροτική περιοχή. Έτσι δοκίμασα τη φτώχεια.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim."Роден съм в много беден дом и зная какво е бедността,
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Я родился в очень бедном доме, крестьянском доме, и я познал бедность
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim..נולדתי בבית מאוד עני. בית כפרי
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.私は裸足だったし 貧しい子供でした
Bu 11 yaşındayken edindiğim kamp tecrübesine bir örnekti,이 그림은 제가 11살때 캠프에서의 경험을 그린 것인데요
Bu 11 yaşındayken edindiğim kamp tecrübesine bir örnekti,Dit was een illustratie van mijn ervaringen op kamp toen ik 11 jaar was.
Bu 11 yaşındayken edindiğim kamp tecrübesine bir örnekti,Tohle byla ilustrace o mém zážitku z tábora, když mi bylo 11.
Bu 11 yaşındayken edindiğim kamp tecrübesine bir örnekti,וזה היה תיאור של הניסיון שלי במחנה כשהייתי בת 11,
Bu 11 yaşındayken edindiğim kamp tecrübesine bir örnekti,وهذه كانت رسوم مصورة عن تجربتي في معسكر التخييم عندما كنت في الحادية عشرة من العمر،