Ana içeriğe geç
Sözlük

teşvik ile cümle

teşvik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hiç kimse Tom'u teşvik etmedi.No one encouraged Tom.
Onlar yüksek sesle teşvik etti.They cheered loudly.
Katılımlar teşvik edilmektedir.Contributions are encouraged.
Katılmaları için herkesi teşvik et.Encourage everyone to participate.
Herkes çok teşvik ediciydi.Everyone was so encouraging.
Tom çok teşvik ediciydi.Tom was very encouraging.
Tom her zaman beni teşvik etti.Tom always encouraged me.
Tom hep beni teşvik etti.Tom always encouraged me.
İki dilli gençler başvurmak için teşvik edilmektedir.Bilingual teenagers are encouraged to apply.
Senin dinin tembelliği teşvik ediyor.Your religion promotes laziness.
Herkesi gelmeye teşvik ediyoruz.We're encouraging everyone to come.
Tom'un başarısı bizi teşvik etti.Tom's success spurred us on.
Öğretmen beni okumam, yazmam ve konuşmam için teşvik etti.The teacher encouraged me to read, write and speak.
Biz barış ve merhameti daha fazla teşvik etmemiz gerekiyor.We need to start promoting peace and compassion more.
Ben çok teşvik edilmişim.I was very encouraged.
Ben sizi öyle yapmaya teşvik ediyorum.I encourage you to do so.
Toplum büyük bir yaş farkı olan insanlar arasında ilişkiyi teşvik etmez.Society does not encourage relationships between people who have a large age gap.
Tom Mary'yi önerilen işi alması için teşvik etti.Tom urged Mary to take the job she was being offered.
O beni oraya gitmem için teşvik ediyor.He's encouraging me to go there.
Tom Mary'yi onu yapmaya teşvik etti.Tom encouraged Mary to do that.
Tom'u okulda kalmaya teşvik etmek için elimden geleni yapacağım.I'll do whatever I can to encourage Tom to stay in school.
Çocukların daima teşvik edilmesi gerekir.Children should always be encouraged.
Erken kayıt teşvik edilir.Early registration is encouraged.
Birbirimizi teşvik etmek zorundayız.We have to encourage each other.
Yabancı yatırımları teşvik ediyoruz.We encourage foreign investment.
Koçlar beni teşvik etmeye devam ettiler.The coaches kept encouraging me.
Onlar teşvik edici işaretler.Those are encouraging signs.
Onu çok teşvik edici buluyorum.I find it very encouraging.
Neden teşvik ediyorsun?Why are you encouraged?
Onu ne teşvik etti?What prompted that?
Bu bizi teşvik etti.It motivated us.
O teşvik etmeyeceğim bir şey.That's something I won't encourage.
Fadıl, Dania'yı üniversiteye gitmeye teşvik etti.Fadil encouraged Dania to go to college.
Ben her zaman Tom'u teşvik ettim.I always encouraged Tom.
Babam beni teşvik etti.My dad inspired me.
Düşük vergiler ekonominin büyümesini teşvik eder.Lower taxes stimulate economic growth.
Tom Mary'yi yazmaya devam etmesi için teşvik etti.Tom encouraged Mary to keep writing.
Birisini intihar etmesi için teşvik etmek bir suçtur.Provoking someone to commit suicide is a crime.
Beni sık sık iyi ve çalışkan olmam için teşvik edersin.You often encourage me to be good and hardworking.
Tom'a onu yapmaya ne teşvik etti?What inspired Tom to do that?
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı özgür basına karşı şiddeti teşvik ediyor.The President of the United States is inciting violence against the free press.
Siz insanlar dünyevi dürtüleri düşürmeye teşvik edilmektedir.You people are urged to drop the earthly impulse.
Tom'u bunu yapmaya teşvik ettim.I urged Tom to do that.
Tom ve ben birbirimizi teşvik ettik.Tom and I encouraged each other.
Tom bunu yapmamız için teşvik etti.Tom encouraged us to do that.
Tom bunu yapmam için teşvik etti.Tom encouraged me to do that.
Bunu yapmaya teşvik edildim.I was tempted to do that.
Tom Mary'yi şarkılar yazmaya teşvik etti.Tom encouraged Mary to write songs.
Tom'u Fransızca öğrenmeye teşvik ettim.I encouraged Tom to study French.
Lütfen Tom'u bunu yapmaya teşvik edin.Please encourage Tom to do that.
Tom Mary'yi işe başvurması için teşvik etti.Tom encouraged Mary to apply for the job.
Tom'u neden bunu yapmaya teşvik ettiniz?Why did you encourage Tom to do that?
Tom Mary'yi Boston'a gitmeye teşvik etti.Tom encouraged Mary to go to Boston.
Tom, Mary'yi anne ve babasına mektup yazması için teşvik etti.Tom encouraged Mary to write a letter to her parents.
Tom'u o iş için başvurmaya teşvik ettim.I urged Tom to apply for that job.
Tom beni Boston'a gitmem için teşvik etti.Tom encouraged me to go to Boston.
Tom ve ben sık sık birbirimizi teşvik ediyoruz.Tom and I often encourage each other.
Kimse Tom'u çalışmaya teşvik etmedi.Nobody encouraged Tom to work.
Konuşmaları şiddeti ve ırkçılığı teşvik ederken, Hitler daimi bir güvenliği gerekli gördü.As his speeches promoted violence and racism, Hitler needed permanent security.
Van Gogh'un dostları, ressam arkadaşları ve teşvikçileri aynı zamanda ilk koleksiyonerlerdi.Van Gogh's friends, his colleagues and promoters were at the same time his first collectors.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod