İlk belediye teşkilatı 1893 yılında Ali Halil Şava'nın başkanlığında oluşturuldu.Pierwsza rada miejska Gazy powstała w 1893, pod przywództwem Ali Khalil Szawa.
Önceki hükümette bulunan Devlet Planlama Teşkilatı'nın yerine kuruldu.Ustanawiała system prezydencki w miejsce wcześniejszego parlamentarnego.
Böylece henüz teşkilatlanmasını tamamlayamayan DP karşısında iktidar ve zaman kazanılacaktı.Wydawało się, że na wypełnienie jej świeżą treścią braknie siły i czasu.
1909 tarihinde yakın arkadaşlarıyla birlikte Cemiyeti Hayriye adında bir teşkilat oluşturur.W 1909 roku założył tajne Towarzystwo Przyjaciół.
İlçe sınırları içinde 1 belediye teşkilatı, 81 köy ve 138 bağlı mahalle bulunmaktadır.W skład rejonu wchodzą 1 osiedlowa rada oraz 18 silskich rad, obejmujących 81 wsi.
Bu teşkil "Moskova Grubu" olarak adlandırıldı.Wydrukowało ją pismo „Moskwa”.
Kısa bir süre sonra, Alman Haber Alma Teşkilatı Abwehr için çalışmaya başladı.W późniejszych latach nawiązał kontakty z niemieckim wywiadem wojskowym Abwehra.
ECO: Ekonomik İşbirliği Teşkilatı.H. Kolka: Wywiad gospodarczy.
Polonya'nın Yurtdışı Teşkilatının örnek bir memuruydu.Był wzorowym urzędnikiem polskiej Służby Zagranicznej.
MI5 (Military Intelligence Section 5) 1909'da kurulan İngiliz iç istihbarat teşkilatı (Karşı istihbarat).Military Intelligence Section 5, MI5) är Storbritanniens säkerhetsunderrättelsetjänst inrättad 1909.
An Garda Síochána ("barış muhafızları"), İrlanda'nın ulusal polis teşkilâtıdır.Garda Síochána na hÉireann (, iriska för "fredsväktare") är Republiken Irlands polismyndighet.
On dördüncü yüzyılın ortalarına kadar, Ermeniler Doğu Ermenistan'da çoğunluğu teşkil ediyorlardı.Till mitten av 1300-talet hade armenier utgjort en befolkningsmajoritet i östra Armenien.
Kurtarma Teşkilatı’na para kazandırabilmek için Sophus Falck’ın aklında başından itibaren iki yol vardı.Från början såg Sophus Falck två sätt att tjäna pengar på sin räddningskår.
Kurtarma Teşkilatı, 1907 ve 1908 yıllarında Kopenhag metrosunun 250’den fazla kez yardımına koştu.1907 och 1908 hjälpte Falcks Räddningskår Københavns Metro vid över 250 tillfällen.
1970’lerde, dang hemorajik humması çocuk ölümleri içerisinde büyük bir yer teşkil etmeye başladı.På 1970-talet hade hemorragisk denguefeber blivit en betydande dödsorsak hos barn.
Doğrudan doğruya kıyıyı teşkil ederler.Jag är väldigt noga med att dra den linjen.
İnsanlar için tehlike teşkil etmezler.De utgör inget hot mot människor.
2007 yılında ise Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na başkanlık etti.Han var ordförande i Organisationen för säkerhet och samarbete i Europa under 2007.
Federal Polis (Almanca: Bundespolizei (BPOL)), Almanya'nın federal polis teşkilatıdır.Bundespolizei (BPOL) är den tyska federala ordningspolisen.
Bu da öğretici tarzın en büyük zaafını teşkil etmiştir.Detta är även den enklaste formen av inlärning.
Ayrıca Maraton Muharebesi, günümüzün maraton yarışına ilham teşkil etmesi yönünden de ünlüdür.Legenden är inspirationen till dagens maratonlopp.
Hepatit C, siroz vakalarının %27’sinin ve karaciğer kanseri vakalarının %25’inin sebebini teşkil etmektedir.Hepatit C orsakar 27 % av skrumpleverfallen och 25 % av levercancerfallen.
Güney Afrika Gizli Servisi (SASS) Güney Afrika istihbarat teşkilatıdır.National Intelligence Agency (NIA) är en sydafrikansk underrättelsetjänst.
Bu iki heykeltıraş ve mimarın işi Venedik'te Gotik mimariyi örnek teşkil ettirmekti.Dessa två arkitekter och skulptörer är goda representanter för den venetianska gotiska stilen.
1944) Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşu (1845)Styrelsemedlem av Juridisk Forening (1948-?)
İlçede güvenlik 1 Haziran 2009 itibarıyla polis teşkilatına geçmiştir.Combat Camera har funnits som insatsberedd enhet i Försvarsmakten sedan 1 januari 2009.
İsveç Polis Teşkilatı (Swedish Police Service), polisi ilgilendiren sorunlarla ilgilenen bir devlet kurumudur.Polismyndigheten är en svensk statlig förvaltningsmyndighet med ansvar för polisen i Sverige.
Emniyet Genel Müdürlüğü, ülke içerisindeki tüm polis teşkilatının bağlı olduğu kurumdur.Sheriffmyndigheten är en polismyndighet med fullständigt polisiärt ansvar inom kommunen.
Kamu Güvenliği Teşkilatı (KGT) isimli bir istihbarat teşkilatının başkanıdır.Personen kallas då förundersökningsledare, FU.
Demokrat Parti Çorlu ve Tekirdağ teşkilâtlarını kurdu.Medlemmarna bad om hjälp av sockenstämman och stiftet.
Suç filmleri, suç teşkil eden eylemleri veya suçluların hayatlarını konu alan filmlerdir.Kriminalfilmer är filmer, som fokuserar på livet för kriminella.
Bu şampiyonluklar kulübün en büyük başarılarını teşkil eder.Detta skulle visa sig vara klubbens största framgång.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı.Säkerhets- och försvarsföretagen.
2000 yılında Federal Emniyet Teşkilatı (BKA)'da çalışmaya başladı.Han började arbeta i Social Security Organization (SSK) 1992.
Ayrıca yurt içinde de gerekli teşkilatlanma yetkisine sahiptir.I utlandet kan även äktenskapscertifikat behövas.
İstinye'de bir de itfaiye teşkilatı bulunmaktadır.I närheten finns även en brandstation.
1999 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuş ve belde idari olarak 3 mahalleye bölünmüştür.Amtet bildades 1992 och sköter kommunala uppgifter åt de tre ingående kommunerna.
Böylece ilk Ülkücü teşkilat kurulmuştur.Det första Venustemplet byggs.
New York polis teşkilatı emniyet müdürü.Genomförandekommittén för den nya polismyndigheten, bilaga 3.
Teiichi Suzuki: Korgeneral, Kikakuin (Devlet Planlama Teşkilâtı) genel müdürü.Röstskådespelare: Keiko Suzuki Planetariets direktör (館長, Kanchō?)
Ertzaintza İspanya Bask Bölgesi'nde polis teşkilatı.Ertzaintza är Baskiens regionala poliskår.
Yer kabuğunun üst kısmını teşkil eder.Se uppå fjällets topp.
Safranbolu ilçesinde belediye teşkilatı ilk kez 1923 yılında cumhuriyet ile birlikte kurulmuştur.Med hjälp av Republiken Venedig fördrevs de slutligen från staden år 1322.
Gizli servis İstihbarat teşkilatları listesiArtikel om MC-ordonnanser i värnpliktsnytt
Bu ikisi yapıların birinci grubunu teşkil etmektedir.Tillsammans bildade detta par de första människorna.
Kuşatma altında kalan Alman birlikleri de, kuşatmayı yarmak için yeni düzenlemerle teşkillendi.Den kvarvarande tyska befolkningen fördrevs över den nya gränsen.
PTT şubesi yoktur ancak Posta teşkilat çalışmaktadır.SCB använder det, men inte Posten.
Bu körfezin uzunluğu adanın toplam uzunluğunun yaklaşık % 30'unu teşkil eder.En vimpels längd bör vara cirka en tredjedel av flaggstångens längd.
GFP'nin operasyonel birimleri ayrı bir teşkilattı ve 50 kişiden oluşuyordu; [1]GFP:s operativa enhet var gruppen. Den bestod av 50 personer.[1]
SHA-0 ve SHA-1 özet fonksiyonları Ulusal Güvenlik Teşkilatı tarafından geliştirilmiştir.Геш-функції SHA-0 і SHA-1 розробило NSA.
1948'deki mezuniyetinin ardından, Komünist Parti'nin profesyonel teşkilatçısı oldu.Після закінчення університету в 1948 році він став професійним організатором Комуністичної партії.
Kazadan önce Ana Lucia Cortez, Los Angeles Polis Teşkilatı'nda görevli bir polistir.До авіакатастрофи Ана-Люсія була офіцером поліції Лос-Анджелеса.
Aynı zamanda bir güvenlik ve istihbarat teşkilatı idi.Вони застосовувалися також у службі безпеки та розвідки.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı.Організація з безпеки і співробітництва в Європі.
Arama motorlarında yapılan aramalar buna güzel bir örnek teşkil etmektedir.Ці двигуни в пунктах обслуговування підлягають ретельному огляду.
Aracın sürücüsü de emniyet veya askeri teşkilattan olabilir.Гравець може бути гонщиком або поліцейським.
Sıcak nesnelerle temas, çocuklarda görülen yanıkların yaklaşık %20 ila %30’unun sebebini teşkil etmektedir.Контакт з гарячими предметами є причиною близько 20-30 % опіків у дітей.
Hepatit C, siroz vakalarının %27’sinin ve karaciğer kanseri vakalarının %25’inin sebebini teşkil etmektedir.Гепатит C спричиняє цироз у 27 % випадків та у 25 % — рак печінки.
Sudan-Güney Sudan veya Pakistan-Hindistan arasındaki çatışmalar bu konuya örnek teşkil eder.Серед відомих прикладів можна навести Індо/Пакистанський конфлікт або битви у Судані.
Bütün parti teşkilatları SSCB Anayasası çerçevesinde görev yapar."Всі партійні організації діють у рамках Конституції СРСР.