teşkil etmek ile cümle
teşkil etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Dolayısıyla Kızıl Ordu'nun 1941-1942 Kış Karşı Taarruzları'nun sonunu teşkil etmektedir.Divisioona osallistui puna-armeijan talvihyökkäyksen torjuntaan 1941-1942.
Sıcak nesnelerle temas, çocuklarda görülen yanıkların yaklaşık %20 ila %30’unun sebebini teşkil etmektedir.Η επαφή με ζεστά αντικείμενα προκαλεί περίπου 20-30% των εγκαυμάτων σε παιδιά.
Dolayısıyla Kızıl Ordu'nun 1941-1942 Kış Karşı Taarruzları'nun sonunu teşkil etmektedir.Επιπρόσθετα, την κατάσταση επιδείνωσε ο ιδιαίτερα ψυχρός πρώτος κατοχικός χειμώνας του 1941-1942.
Bununla birlikte ikonlar Bizans sanatının sembolünü teşkil etmektedirler.I begge tilfælde var de bekendte med de byzantinske ritualer.
Hassek Höyük bu konuda da tipik bir örnek teşkil etmektedir.Huffman-algoritmen er et klassisk eksempel på dette.
Havai fişekler de pek çok ülkede bayram zamanlarında yanıkların yaygın bir sebebini teşkil etmektedir.Kembang api adalah penyebab umum luka bakar selama musim liburan di banyak negara.
Fakat sonradan oluşan çöpün toplanması ayrı bir sorun teşkil etmektedir.Sự tồn tại của bồn trũng sau cung làm phức tạp thêm vấn đề mô tả.
Sıcak nesnelerle temas, çocuklarda görülen yanıkların yaklaşık %20 ila %30’unun sebebini teşkil etmektedir.Bỏng do nóng là nguyên nhân của khoảng 20-30% số ca bỏng ở trẻ em.
Ayrıca, iki bölümlük öykünün son kısmını teşkil etmektedir.2人がその物語の最後の台詞だけを言う。
Kesin delil teşkil etmektedir.厳密な論証も引き継がれた。
Havai fişekler de pek çok ülkede bayram zamanlarında yanıkların yaygın bir sebebini teşkil etmektedir.在许多国家,烟花是节日期间一种常见的灼伤原因。
Fakat sonradan oluşan çöpün toplanması ayrı bir sorun teşkil etmektedir.大量垃圾為另一問題。
Halen Yunanistan'ın adayı uluslararası anlaşmalara uymayarak silahlandırması sorun teşkil etmektedir.결국 일본은 국제 연맹 탈퇴라는 강수를 두게 된다.
Bu ise holografinin esasını teşkil etmektedir.좀더 구체적으로는 홀로그램 등의 기술을 의미.
Üç-Oklar ise, sol kolu teşkil etmekteydiler.הכובעים האלה היו בעלי קיפול מצד שמאל.
Tarım ikinci sırayı teşkil etmektedir.מ.ש.ל. נוכיח את הכיוון השני.
Kırılma açıklaması bu kanunun elde ediliş sürecinde önemli bir adım teşkil etmektedir.אי ציות לצו זה יגרור מסע צבאי לאכיפת הצו.
Havai fişekler de pek çok ülkede bayram zamanlarında yanıkların yaygın bir sebebini teşkil etmektedir.Фойерверките са често срещана причина за изгаряния през празниците в много страни.
Hepatit C, siroz vakalarının %27’sinin ve karaciğer kanseri vakalarının %25’inin sebebini teşkil etmektedir.Хепатит С е причината за 27% от случаите на цироза и 25% от случаите на рак на черния дроб.
Sıcak nesnelerle temas, çocuklarda görülen yanıkların yaklaşık %20 ila %30’unun sebebini teşkil etmektedir.Контакт с горещи предмети е причината за около 20 – 30% от изгарянията при децата.
Bu ise holografinin esasını teşkil etmektedir.Това довежда до хипотезата за холографския принцип.
Bunun yanı sıra Euro büyük bir yüzde teşkil etmektedir.Следователно международната общност ще трябва да плати много висока цена.
Burası da toplam çalışanların %9,67 sini teşkil etmektedir.Грамотни са 67,9% от населението.
Hepatit C, siroz vakalarının %27’sinin ve karaciğer kanseri vakalarının %25’inin sebebini teşkil etmektedir.Hepatitis C povzroči v svetu 27 % vseh primerov ciroze in 25 % primerov jetrnoceličnega raka.
Bunun yanı sıra Euro büyük bir yüzde teşkil etmektedir.Kljub temu je tudi evro precej razširjena valuta.
Ticaret yollarının güvenliği büyük tehdit teşkil etmekteydi.Glavna težava na trgovskih poteh je bila varnost.
Yaklaşık olarak Afganistan nüfusunun %2'sini teşkil etmektedirler.Sudaro apie 2 % gyventojų.
Kasaba nüfusunun %95 ini Rumlar teşkil etmektedirler.95% rahvastikust on mestiitsid.
Böyle bir baz istasyonunun verimliliği yalnızca %5 civarında. Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Efektivita základňovej stanice je len okolo 5 percent, a to spôsobuje veľký problém.
Su sıkıntıları ve kuraklık şimdiden bu bölgelerin pek çoğunda sorun teşkil etmektedir.A escassez de água e a seca são já uma preocupação em muitas destas regiões.
Su sıkıntıları ve kuraklık şimdiden bu bölgelerin pek çoğunda sorun teşkil etmektedir.Nedostatek vody a sucho jsou již v mnoha těchto oblastech problémem.
Su sıkıntıları ve kuraklık şimdiden bu bölgelerin pek çoğunda sorun teşkil etmektedir.Odkazy skutočne jednou z najúčinnejších metód ovplyvňujúcich modely spotreby vody.
Su sıkıntıları ve kuraklık şimdiden bu bölgelerin pek çoğunda sorun teşkil etmektedir.Vandmangel og tørke er allerede et problem i mange af disse regioner.
Su sıkıntıları ve kuraklık şimdiden bu bölgelerin pek çoğunda sorun teşkil etmektedir.Vattenbrist och torka är redan problem i många av dessa områden.
Su sıkıntıları ve kuraklık şimdiden bu bölgelerin pek çoğunda sorun teşkil etmektedir.voisivat hoitaa vesivaroja paremmin.
Su sıkıntıları ve kuraklık şimdiden bu bölgelerin pek çoğunda sorun teşkil etmektedir.V številnih izmed teh regij pomanjkanje vode in suša že predstavljata težavo.
teşkil etmektedir.da legislação em vigor.
teşkil etmektedir.domeniile care pun probleme speciale.
teşkil etmektedir.en relación con el cumplimiento de la ley.
teşkil etmektedir. Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.gebieden aan te wijzen die veel zorgen baren.
teşkil etmektedir. Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.skrb, vendar pa menimo, da je prav tako pomembno priznati dosežen napredek.
teşkil etmektedir.retshåndhævende myndigheder.
teşkil etmektedir.Sozialpolitik und für die Strafverfolgungsbehörden dar.
teşkil etmektedir.społecznej oraz w zakresie egzekwowania prawa.
teşkil etmektedir.valamint a bűnüldözés számára.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.3つ目の問題は皆さんもお気づきでしょう
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.A to je velký problém.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Dan itu menciptakan masalah besar.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Das ist ein großes Problem.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Dat vormt een groot probleem.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.E questo è un bel problema.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.És ez egy nagy problémát vet föl.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Et cela crée un gros problème.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.In to predstavlja velik problem.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Isto cria um grande problema.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.I to tworzy wielki problem.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.이는 커다란 문제를 초래합니다.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Og det skaber et stort problem.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Și asta creează o mare problemă.
Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte.Và nó tạo nên một vấn đề lớn.