Ana içeriğe geç
Sözlük

tavuk ile cümle

tavuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
50
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Yani teknik olarak yumurtalar tavuklardan eski.Mutta kysymys olisi parempi muotoilla
Yaptýđýmýz ţey, sürdürülebilir ţekilde daha sađlýklý ve daha büyük tavuklar üretilmesine yardýmcý olmak.Pomáháme pěstovat zdravější a větší kuřata udržitelným způsobem.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.A tojás egy szép, kifinomult dolog, ami még kifinomultabb dolgokat képes létrehozni, például a csirkét.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.A vejce je krásná, komplikovaná věc, která může vytvářet ještě komplikovanější věci, jako jsou kuřata.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Een ei is een mooi, gesofisticeerd ding dat kan leiden tot nog meer verfijnde dingen, zoals kippen.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Ein Ei ist ein wunderschönes, komplexes Ding das noch viel komplexere Dinge erzeugen kann, wie z.B. Hühner.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Et æg er en smuk, sofistikeret ting der kan skabe endnu mere sofistikerede ting, såsom kyllinger.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Ett ägg är ett vackert och komplicerat föremål som kan ge upphov till än mer komplicerade ting som kycklingar.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Kananmuna on kaunis, hienostunut asia, joka voi luoda vielä hienostuneempiakin asioita, kuten kananpoikia.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.그냥 계란은 아주 아름답고, 세련되어 보일뿐만 아니라 자신보다 더 특별한 것도 만들 수 있습니다. 예를들어 닭을 만들어 내지요.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Um ovo é uma coisa bela, sofisticada capaz de criar coisas ainda mais sofisticadas, tais como frangos.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Un huevo es algo maravilloso y sofisticado que puede crear algo aún más sofisticado como los pollos.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Un ou e un lucru frumos, sofisticat care poate crea lucruri și mai sofisticate, cum ar fi pui de găină.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Un uovo è una cosa bella e strutturata che riesce a creare cose persino più complicate, come le galline.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.А яйцо это красивый, сложный объект, который может порождать более сложные объекты, как, например, цыплята.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.Яйцето е красиво, изтънчено нещо, което може да създаде още по-изтънчени неща, като пилета.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.ביצה לעומתה, היא דבר יפה, מורכב שמסוגלת ליצור דברים אף יותר מורכבים, כמו תרנגולות.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.البيض شيءٌ جميلٌ و معقّد يمكن له أن يكون مصدراً لأشياء أكثر تعقيداً، كالدّجاج مثلاً.
Yumurta ise güzel ve karmaşık bir şey ve çok daha karmaşık şeyler üretebilir. örneğin tavuklar.更に洗練されたもの、例えば ニワトリを作り出せます 我々は皆心の中ではわかっています
Yumurta takımı bunu öncül tavuk yumurtasında büyüyen bir tavuk ile açıklıyor.No, joukkue Kana voisi väittää että tämä oli vain kana joka kasvoi proto-kananmunan sisällä.
Yumurta tavuklari ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tikistirilmis yasiyorlar.A tyúkok tojásrakó hodályokban élnek, úgynevezett tojóketrecekbe zsúfolva.
Yumurta tavuklari ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tikistirilmis yasiyorlar. BATARYA KAFESLERILe galline ovaiole invece vivono in grandi capannoni stipate dentro le cosiddette "gabbie a batteria".
Yumurta tavuklari ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tikistirilmis yasiyorlar.Die Hennen leben in einer Legehalle, zusammengepfercht in sog. Legebatterien.
Yumurta tavuklari ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tikistirilmis yasiyorlar.Gainile traiesc intr-un depozit cu sine, inghesuite in asa numitele "custi baterie".
Yumurta tavuklari ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tikistirilmis yasiyorlar.Höns lever i liggande magasin inuti fullsatta, så kallade, nätbutar.
Yumurta tavuklari ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tikistirilmis yasiyorlar.Untuk ayam betina, mereka hidup dalam gudang petelur, penuh sesak di dalam apa yang disebut "sangkar baterai".
Yumurta tavuklari ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tikistirilmis yasiyorlar.,באשר לתרנגולות, הן חיות במחסן הטלה ."דחוסות במה שמכונה "כלובי סוללה
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.A tyúkok tojásrakó hodályokban élnek, úgynevezett tojóketrecekbe zsúfolva.
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar. BATARYA KAFESLERİKury żyją w kurnikach zgnieżdżone w tzw. bateriach
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar. BATARYA KAFESLERİLe galline ovaiole invece vivono in grandi capannoni stipate dentro le cosiddette "gabbie a batteria".
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar. BATARYA KAFESLERİMunintakanat elävät munintavarastorakennuksissa pakattuina niin kutsuttuihin munintahäkkeihin.
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar. BATARYA KAFESLERİNosnice žijí v dlouhých úzkých halách namačkané v takzvaných bateriových klecích.
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar. BATARYA KAFESLERİQuant aux poules, elles vivent dans un hangar de ponte, entassées dans les dites " cages à batterie ".
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar. BATARYA KAFESLERİΟι θηλυκές κότες ζούνε σε μια προβληματική αποθήκη, παραγεμισμένη με τις αποκαλούμενες συστοιχίες κλουβιών .
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.Die Hennen leben in einer Legehalle, zusammengepfercht in sog. Legebatterien.
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.Gainile traiesc intr-un depozit cu sine, inghesuite in asa numitele "custi baterie".
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.Höns lever i liggande magasin inuti fullsatta, så kallade, nätbutar.
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.Kokoši nesnice živijo v tovarnah jajc, kjer so stlačene v tako imenovanih baterijskih kletkah.
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.Las gallinas ponedoras viven en armazones especiales, atochadas en las llamadas "cajas baterías".
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.Untuk ayam, mereka tinggal di sebuah gudang bertelur, penuh sesak di dalam apa yang Disebut "kandang baterai".
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.Для куриц они живут в складе наложения, переполненные внутренние так называемые "клетки батареи".
Yumurta tavukları ise "batarya kafesleri" denen bir ambara tıkıştırılmış olarak yaşıyorlar.באשר לתרנגולות, הן חיות במחסן הטלה, דחוסות במה שמכונה "כלובי סוללה."
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerek "Kullandığınız yemin yüzde kaçı tavuk?" dedim."A táp hány százaléka csirke?" - arra gondolva, hogy talán úgy két százalék.
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerek "Kullandığınız yemin yüzde kaçı tavuk?" dedim.Eu am spus, "Ce procent din hrana voastră este pui?" gândindu-mă, înţelegeţi, la vreo două procente.
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerek "Kullandığınız yemin yüzde kaçı tavuk?" dedim.Ja sa, "Hur många procent av er föda är kyckling?" och tänkte mig, ni vet, två procent.
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerek "Kullandığınız yemin yüzde kaçı tavuk?" dedim.Le pregunté, "Que porcentaje del alimento es pollo?" pensando, saben, dos porciento.
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerek "Kullandığınız yemin yüzde kaçı tavuk?" dedim."Qual a percentagem da alimentação que é frango?" perguntei eu, a pensar nuns dois por cento.
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerek "Kullandığınız yemin yüzde kaçı tavuk?" dedim.Saya tanya, "Berapa persen pakan ikanmu terbuat dari ayam?" berpikir, anda tahu, dua persen.
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerek "Kullandığınız yemin yüzde kaçı tavuk?" dedim."Welke percentage van uw voer is kip?" denkend, ach, twee procent.
Yüzde iki falandır herhâlde diye düşünerek "Kullandığınız yemin yüzde kaçı tavuk?" dedim.Попитах, "Какъв процент от вашата захранка е пилешко?" като се надявах, нали се сещате, да е 2%.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod