Ayrıca son yıllarda tavukçuluk da yaygın olarak yapılmaktadır.Svin och höns har också blivit vanligare än tidigare.
Sonra tavukçuluk ile ilgilendi.I stället ägnade han sig åt kycklinguppfödning.
En fazla, tavuk kümesine girer.För andra betydelser, se Quebrada La Gallina.
Bulduğu çözüm tavukları gemiden denize atmak ve "Yemek istemiyorlarsa içsinler" demek oldu.Тоді Публій Клавдій велів кинути курей у море, сказавши: «нехай понапиваються, якщо не хотіли їсти».
Tavuk etine bayılırlar.Обожнюють курятину.
Tavuk çiftliği vardır.Курка — теж живе на фермі.
Tavuklar hızlı koşar.Ростуть кошенята дуже швидко.
Ayrıca 8 tavuk kümesi faal olmak üzere mahallesimüzün 45 adet artezyen i vardır.Для порівняння: у сусідньому Гусятині зафіксовано 58 димів.
Sonra tavukçuluk ile ilgilendi.Потім це перетворилось на фаршировану курку.
Aşı tavuk hücrelerinde gelişse de, yumurta alerjisi olanlara uygulanmasında sakınca yoktur.Хоча вакцину виробляють в курячих клітинах, вона нормально переноситься людьми з алергією на курячі яйця.
Genellikle "yumurta mı tavuk mu önce gelir?" gibi paradokslarda görülür.Часто, така ситуація спостерігається в парадоксах типу «Курка або яйце».
Serama (Malayca Ayam Serama), kökeni Malezya olan cüce bir tavuk ırkıdır.Серама (Малайзійська серама)— декоративна порода курей, родом з Малайзії.
Kümes tavukçuluğu da yapılmaktadır.Також є пішак-пішаків.
Sülün, yabani tavuk ve siyah keklik ise, tümüyle koruma altına alınmışlardır ve avlanılmaları yasaktır.Як і інші види хижих птахів, яструб великий знаходиться під охороною, полювання на нього заборонене.
Köyün güneyinde tavukçuluk tesisi bulunmaktadır.Тим часом у Саут-Парку хтось ґвалтує курку.
Tavukçuluk halkın en önemli geçim kaynağıdır.Курятина є найбільш популярною.
Ancak o sabah tavuklar yemi yemedi.Але хлопчисько позбавити курку життя не міг.
Tavuk bir yumurta yumurtladı.Курка відклала яйце.
Ben bir tavuk lolipop yedim.Я з'їв куриний льодяник.
Tavuk bir bütün olarak haşlanır.Slepice je všežravec.
Tavukçuluk yeteri kadar yapılır.Kurčatov mnohokrát vyznamenán.
Her evde ihtiyaç kadar tavuk besleniyor.Téměř celý život bydlí v Kuřimi.
Ancak o sabah tavuklar yemi yemedi.Do současné doby se dochoval pouze drůbeží kříž.
Genelde domuz eti ya da bazen tavuk da daha sonra temelin üzerine eklenir.Nejčastěji se používá maso vepřové nebo kuřecí, někdy i telecí.
Limon suyu ile haşlanan tavuk daha lezzetli olur.Navíc je pivo z vysmoleného sudu i chutnější.
Et olarak tavuk eti kullanılır.Je to pokrm z kuřecího masa.
Chick bir tavuk, Duck da ördektir.Spike este un pui de dragon, iar Owlicios e o bufniță.
10. Fırat Tavuk.Mâncător de vierme 10.
Tavuklar hızlı koşar.Toate speciile aleargă repede.
En fazla, tavuk kümesine girer.Faceți-mi un pic de loc Găina trebuie s-o joc.
Her birinin arasına parçalara ayrılan tavuk etleri serpiştirilir ve bu tepsi dolana kadar tekrar edilir.Se întoarce fiecare mititel de trei ori, până este prăjit.
AvoDerm gıdalarındaki temel içerikler, tavuk ve evcil koyun etidir.Puiul dezosat este vărul Vacii și al Puiului.
Yapılışı Tavuk Göğsü tatlısını andırsa da ana yemek olarak verilir.Rezultatul e piele de găină… Sunt recunoscător pentru invitație.
Tavukların şekli silindirik ve zariftir.Boturile porcilor sunt plate și cilindrice.
Tavuk severim.Szeretem a csirkét.
Ancak birçok mahallede tavukçuluk gelişmemiştir.A legtöbb beoltott csirkében szarkóma alakult ki.
Chick bir tavuk, Duck da ördektir.Chou egy lepke, Ino egy vadkan és Shika egy szarvas.
Yakitori (焼き鳥, やきとり),(kuş ızgara) Japon mutfağından bir tür tavuk kebap.A jakitori (焼き鳥; Hepburn: yakitori?, ’grillezett csirke’), egy japán típusú grillezett csirke-saslik.
Üzerine de altın bir tavuk koydurur.A konyhában nevelgetett egy csirkét is.
Tavukçuluk yeteri kadar yapılır.A tyúk jóval egyszerűbb.
Tavuk piresi (Ceratophyllus gallinae) yuvalarda en sık görülen pire türüdür.A Ceratophyllus gallinae a leggyakrabban előforduló bolhaféle fészkeikben.
Tavuk çiftliği vardır.Családja egy csirkefarm tulajdonosa.
Düşürülen tavuk eti miktarı Ganimet büyüsünden etkilenmez.Az egerészölyv sem veti meg a kislábú erdeiegér húsát.
Bunun yanında tavuk eti de sıklıkla kullanılır.Néhány alkalommal még sült csirkét is fogyasztottak.
Tavuklar hızlı koşar.Az állatok nagyon gyorsan képesek futni.
Tavuklarımız ve keçilerimiz var.Tyúkjaink és kecskéink vannak.
Yakitori 焼き鳥, Tavuk ızgara.Yaki tarkoittaa hiillosta, tori kanaa.
İnsansı bir tavuk olan Ernie, Peter'ın ezelî rakîbidir.Ernie on Peterin kanssa aika ajoin tappeluun joutuva iso kana.
Kendisinin korkak bir tavuk olmadığını göstermek için tehlikeden uzak kalamaz.Romas haluaa todistaa ettei ole pelkuri.
McChicken, McDonald's restoranlarında satılan tavuklu sandviç.Chicken McNuggets on pikaruokaketju McDonald’sin kananugetti- eli kanapala-ateria.
Bunun yanında tavukçuluk da yapılmaktadır.Lisäksi siinä on siipikoristeet.
Genelde domuz eti ya da bazen tavuk da daha sonra temelin üzerine eklenir.Se suurustetaan yleensä peruna- tai maissijauhoilla, joskus myös tapiokalla.
Tavuklar uçamayan kuşlardandır.Miten selität lentokyvyttömät linnut?
Tavuk kullanımı kuzeyde daha çoktur.Pohjoisempana lajin väritys on vaaleampi.
Tavukçuluk yeteri kadar yapılır.Kanojakin oli jonkin verran.
Ayrıca son yıllarda tavukçuluk da yaygın olarak yapılmaktadır.Myös Suomessa laji on muuttunut viime vuosina harvinaisemmaksi.
Hiç insan yiyen bir kaplan gördünüz mü? Hayır, ama ben tavuk yiyen insan gördüm.Oletko nähnyt ihmissyöjätiikeriä? En, mutta olen nähnyt ihmisen syövän kanaa.
O tavuk son zamanlarda hiç yumurtlamadı.Se kana ei ole viime aikoina muninut.
Camilla, tavuk, Gonzo'nun gerçek aşkı.Καμίλα, μία κότα, ο έρωτας του Γκόνζο.
Islah edilmiş yumurtacı bir tavuk 64 haftalık verim döneminde 345 yumurta yumurtlayabilmektedir.Μπορεί να τηγανίσει ταυτόχρονα 365 κοτόπουλα.