Tom Mary'nin tavsiyesini dinlemeliydi.Tom should have followed Mary's advice.
Tom Mary'nin tavsiyesine dikkat etmedi.Tom paid no attention to Mary's advice.
Tom Mary'nin tavsiyesinin çoğunu görmezden geldi.Tom ignored most of Mary's advice.
Tom Mary'nin tavsiyesini görmezden geldi.Tom ignored Mary's advice.
Tom Mary'ye biraz iyi tavsiye verdi.Tom gave Mary some good advice.
Tom Mary'ye şarkı yazma ile ilgili birkaç güzel tavsiye verdi.Tom gave Mary some good advice about how to write songs.
Tom Mary'ye çoktan seçmeli testleri nasıl geçeği konusunda biraz tavsiye verdi.Tom gave Mary some advice on how to pass multiple-choice tests.
Tom Mary'den gelen bir tavsiyeye kulak asmaz.Tom doesn't heed any advice from Mary.
Tom Mary'nin tavsiyesini umursamadı.Tom disregarded Mary's advice.
Tom Mary'nin tavsiyesinden hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary's advice.
Tom sorun hakkında Mary'nin tavsiyesi istedi.Tom asked Mary's advice about the problem.
Tom Mary'den tavsiye istedi.Tom asked Mary for advice.
Tom Mary'nin tavsiyesini takdir etti.Tom appreciated Mary's advice.
Tom Mary'ye dinlenmesini tavsiye etti.Tom advised Mary to take a rest.
Tom Mary'ye sabah erken ayrılmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to leave early in the morning.
Tom Mary'ye bir okul bölgesinde çok hızlı sürmemesini tavsiye etti.Tom advised Mary not to drive too fast in a school zone.
Tom Mary'ye çok fazla içmemesini tavsiye etti.Tom advised Mary not to drink too much.
Mary Tom'a her ay biraz para biriktirmesini tavsiye etti.Mary advised Tom to save a little money each month.
Tom, Mary'ye John'dan çok fazla ödünç para almamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to borrow too much money from John.
Tom, Mary'ye John'un söylediği her şeye inanmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to believe everything John says.
O ona gece tek başına dışarı çıkmamasını tavsiye etti.She advised him not to go out by himself at night.
Tom Mary'ye onun için bir tavsiye yazmasını istedi.Tom wanted Mary to write a recommendation for him.
Tom bana bu kitabı tavsiye etti.Tom recommended this book to me.
Tom'un tavsiyesini isteyeceği kimsesi yok.Tom has nobody to turn to for advice.
Tom kimsenin tavsiyesi asla dinlemeyen bir üne sahiptir.Tom has a reputation of never listening to anybody's advice.
Tom Mary ve John'dan iş tavsiyesi alır.Tom gets business advice from Mary and John.
Tom tavsiye dinlemez.Tom doesn't listen to advice.
Tom istenmemiş tavsiyeden hoşlanmaz.Tom doesn't like unsolicited advice.
Tom hafifçe tavsiye vermez.Tom doesn't give advice lightly.
Tom Mary'nin tavsiyesini dinlemedi.Tom didn't follow Mary's advice.
Tom Mary'nin tavsiyesini dinleme zahmetinde bulunmadı.Tom didn't bother to listen to Mary's advice.
Tom aldığı tavsiyeyi izlemeye karar verdi.Tom decided to follow the advice he'd received.
Tom Mary'den tavsiyesini istedi.Tom asked Mary for her advice.
Tom Mary'ye seçenekleri üzerinde düşünmek için biraz zaman almayı tavsiye etti.Tom advised Mary to take some time to think over her options.
Tom Mary'ye Web'te okuduğu her şeye inanmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to believe everything she reads on the Web.
Onun tavsiyesi çok yardımcı olmadı.His advice didn't help much.
Ondan tavsiye iste.Ask her for advice.
Koç ona biraz iyi tavsiye verdi.The coach gave him some good advice.
Onu herhangi birinin tavsiyesini istemeden yaptım.I did that without asking for anyone's advice.
Senin tavsiyenden dolayı başarabildim.I was able to succeed because of your advice.
Tavsiyenizden dolayı, başarabildim.Because of your advice, I was able to succeed.
Bana verdiğin tavsiye sayesinde başardım.Because of the advice that you gave me, I succeeded.
Tom Mary'nin tavsiyesini almalıdır.Tom should take Mary's advice.
Tom'un bizim tavsiyemize ihtiyacı var.Tom needs our advice.
Amcam bana dostça bir tavsiyede bulundu.My uncle gave me a friendly piece of advice.
Anne ve babanın tavsiyesini ciddiye almalısın.You must take your parents advice seriously.
Hepinizin yapması gereken, onun tavsiyesine uymaktır.All you should do is follow his advice.
Ona sadece tavsiye vermedim ayrıca bir bisiklet de verdim.I didn't only give him advice, but a bicycle as well.
Birçok müşteri o avukata tavsiye için gelir.Many clients come to that lawyer for advice.
Tavsiyede çok iyiyim.I'm great at advice.
Eğer benim tavsiyemi dinleseydin böyle bir çıkmaz içinde olmazdın.If you had followed my advice, you wouldn't be in such a fix now.
Annem değişiklik olsun diye yürüyüşe çıkmamı tavsiye etti.My mom advised me to take a walk for a change.
Çoğu onun tavsiyeye dirençli olduğuna ikna olmuş.Many are convinced that he is resistant to advice.
Birçok kişi onun "tavsiyeye dayanıklı" olduğuna inanmış.Many people are convinced that he is "advice-resistant".
Birçok kişi onun tavsiyeye dayanıklı olduğuna ikna olmuş.Many people are convinced that he is "advice-resistant".
Tavsiye etmek istediğim çok ilginç bir site buldum.I found out a very interesting site I'd like to recommend.
Doktor ona daha az çalışmasını tavsiye etti.The doctor advised him to work less.
Bana iyi bir oyun tavsiye edebilir misin?Can you recommend a good game to me?
Bizim tavsiyemizi hiç dinlemezsin.You never listen to our advice.
Ben asla tavsiyeni istemedim.I never asked your advice.