Boston'daki çeşitli evlerde tavan arasına atılmış yarım mil uzunluğunda bir kabloydu.このワイアーはボストンの民家 数件の屋根にかけられました このラインは後で一般家庭でベルと
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Acesta este un perete, un tavan şi o podea.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Dit is een muur, een vloer en een plafond.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Eine Wand, eine Decke, ein Fußboden.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Estos son una pared, un techo y un piso.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Ez itt egy fal, egy mennyezet és egy padló.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Ini adalah sebuah tembok, langit-langit dan lantai.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.이것은 벽, 천장, 그리고 마루에요.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Questi sono un muro, un soffitto e un pavimento.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Ściana, sufit i podłoga.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Voici un mur, un plafond, un sol.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Αυτός είναι ένας τοίχος, ένα ταβάνι κι ένα πάτωμα.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Това е стена, таван и под.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Це стіна, стеля та підлога.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.Это стенa, потолок, и пол.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.הנה קיר, תקרה ורצפה.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.فهذا جدار، سقف، و أرضية.
Bu bir duvar, bir tavan ve bir yüzey.まったく違うように見えますが ガロアの言語によれば
Bu bölgenin boş olması özellikle de tavan çizgisiyle birlikte düşündüğünüzde perspektifi hızlandırıyor.Имаме тази невероятна честота в перспективата, особено що се отнася до линията на тавана.
Bu bölgenin boş olması özellikle de tavan çizgisiyle birlikte düşündüğünüzde perspektifi hızlandırıyor.הפרספקטיבה ממש בולטת, במיוחד בקווים של התקרה.
Bu grafiğin üzerinde göstermek istersem, burası tavanın altında olurdu ve duvar şöyle bir şeye benzerdi. -Si intenta hacerlo aquí estaría bajo la techo, pero el muro de aspecto allí.
Bu grafiğin üzerinde göstermek istersem, burası tavanın altında olurdu ve duvar şöyle bir şeye benzerdi. -Si je voulais le faire ici, ce serait sous le plafond, mais le mur ressemble à cela juste là.
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Allora chiama la nonna e la nonna le dice: "Perché il mio tegame era troppo piccolo!" (Risata)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Also rufen sie die Großmutter an und die sagt: "Meine Pfanne war zu klein!" (Gelächter)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Aşa că ele o sună pe Bunica şi Bunica zice "Tigaia mea era prea mică!" (Hohote de râs)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Donc, elles appellent grand-mère, et grand-mère leur dit : "Mon plat était trop petit !" (rires)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Dus bellen ze Oma, en Oma zegt: "Mijn pan was te klein!" (Gelach)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Dzwoni do babci, a babcia mówi: "Mój garnek był za mały!" (Śmiech)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Então ligam à avó, e a avó diz: "A minha panela era pequena demais!". (Risos)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Entonces llaman a la abuela, y la abuela les dice, "¡El jamón no cabía en la cacerola!" (Risas)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "그래서 할머니께 전화를 드렸죠. 이렇게 대답하십니다. "프라이팬이 너무 작아서 그랬어!" (웃음)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Nato pokličeta še babico, ki pove: "Moj lonec je bil premajhen!" (Smeh)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Rồi họ gọi bà ngoại, và bà ngoại nói, "Cái chảo của mẹ nhỏ quá!" (Cười)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Så de ringede til bedstemoren og bedstemoren siger, "Min gryde var for lille"
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Tak volají babičce, a babička řekne, "Měla jsem jen moc malý pekáč!" (Smích)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Úgyhogy felhívják a nagymamát, és a nagymama azt mondja: "Túl kicsi volt a serpenyőm!" (Nevetés)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Έτσι τηλεφωνούν στη γιαγιά κι εκείνη απαντά: "Το ταψί μου ήταν πολύ μικρό!" (Γέλια)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Затова се обаждат на баба, и бабата казва: "Тиганът ми беше прекалено малък!" (Смях)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "И они звонят бабушке, и бабушка говорит: "Моя сковорода была слишком маленькая!" (Смех)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "Тоді вони дзвонять бабусі, а бабуся відповідає, "Бо в мене була замаленька сковорідка!" (Сміх)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "אז הן מתקשרות לסבתא, וסבתא אומרת "התבנית שלי היתה קטנה מדי!" (צחוק)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "لذلك إتصلوا بالجدة , و سألوها , " إن الحلة التي كنت أستعملها كانت صغيرة " (ضحك)
Bu kez büyükanneyi ararlar, ve büyükanne cevaplar: " Tavam çok küçüktü! "「鍋が小さすぎたんだよ!」(笑) そうです 良い単語と悪い単語があるんじゃなくて
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Deci, acesta este asemănător cu ceea ce se petrece când luaţi cristale pure de zahăr din bucătăria voastră,
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.이 현상은 순수한 설탕 결정을 주방에서 후라이팬에 놓고 에너지를 가할 때 생기는 현상과 비슷합니다
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Něco podobného se děje, když v kastrolku zahříváte čistý cukr.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Tak więc, jest to podobne do tego co się dzieje gdy czysty cukier wsypujesz na patelnię i aplikujesz energię.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.זה דומה למה שקורה כשאתם לוקחים קריסטלי סוכר טהורים במטבח, שמים אותם במחבת, ומפעילים אנרגיה.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.الأمر شبيه إذن بما يحدث عندما تأخذ بلورات سكر نقية في مطبخك، تضعها في المقلاة، وتعرضها للطاقة.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.結晶を鍋に入れて加熱したときに 起きることと 似ています 砂糖に熱を加え
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Alors, l'image que je préfère, à la place du plafond de verre, est la passerelle.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Das Bild, an das ich gerne denke anstatt einer gläsernen Decke ist eine hohe Brücke.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Deci imaginea la care-mi place să mă gândesc, în loc de un tavan de sticlă, e marele pod.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Hình ảnh mà tôi thích nghĩ đến, thay vì trần thủy tinh, là một cây cầu cao.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Ik denk dus liever aan het beeld, in plaats van een glazen plafond, van een hoge brug.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.그래서 제가 생각하는 이미지는 유리 천장대신 높은 다리입니다.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.L'immagine alla quale mi piace pensare, al posto del soffitto di cristallo, è un alto ponte.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Obraz, o którym chętnie myślę, zamiast o szklanym suficie, to wysoko zawieszony most.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Por eso la imagen que me gusta pensar en vez de techo de cristal es la de puente elevado.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Por isso, a imagem em que eu gosto de pensar, em vez do telhado de vidro, é a de uma ponte alta.