Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.An envisioned parliament was to inherit legislative power, but that never happened.
Bu tasavvurlar ya da bilgiler nesnelerin kendileri değil onlardan gelen yansımalardır.Wishes and whims are not facts nor are they a means to discover them.
Ne kadar büyük bir acı çekmiş olmalı, tasavvur etmek çok zor.You can not, you can not imagine how much pain he was in.
Arkadaşımın tüm bu deneyi dansla açıklayabildiğini tasavvur ettiğimi hatırlıyorum.I remember thinking, my friend could have explained that entire experiment with a dance.
Sözlerimi gelecekte nasıl bir Afrika tasavvurumla bitireyim.Basically, I want to end with my vision for Africa, you know?
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.But also, I think it helps us imagine what it's like to be someone else.
Şey, bence tasavvur etmenin güzel bir iskeleti var.Well, I do think there's a good framework for thinking.
Bin Ladin'in hayallerinin asla tasavvur edilemeyeceğini gösterdi.limited imagination, could never have conceived.
Genelde bir mimar nasılsa, tasarladığı şeyin, son halini tasavvur edebilir.Usually, an architect can somehow envision the end state of what he is designing.
Bir ayçiçeğinin nasıl şaşırtıcı olabileceğini tasavvur edemezsiniz ve nasıl insanları etkilediğini.You just couldn't imagine how amazing a sunflower is and how it affects people.
Petrol bize tarihsel olarak tasavvur edilemez bir enerji dönüşü veriyor.It gives us an energy return that's unimaginable, historically.
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --I would have never imagined that. Not in my wildest dreams did I think --
Ne kadar küçük olduğunu tasavvur edebiliyor musunuz?Can you imagine how small it is?
Tasavvur edilemeyecek kadar küçük.It is unimaginably small.
Bir sinir modülatörüne sahip bir sinir ağı tasavvur edin.Bir sinir modülatörüne sahip bir sinir ağı tasavvur edin.
Ruhun insan vücudundaki varlığı, arkaik mitolojik tasavvurlarda mevcuttur.The presence of the soul in the human body exists in archaic mythological imaginations.
Onu zamanla her şeyini kaybeden bir adam olarak tasavvur ettim.I envisaged him as a guy who loses everything over time.
Bir tanrı olarak tasavvur edilen Güneş'in tanrısı Sol'un dişi tamamlayıcısı olarak sunulur.She is often presented as the female complement of the Sun, Sol, conceived of as a god.
"İnsan biçiminde ilâh tasavvur edip suretlendiren bâtıl inanış" mânâsında kullanılmaktadır.Der Mensch kann sich selbst verleugnen und ganz im Glauben aufgehen.
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."Wer aber trotzdem bei seiner Feuerstätte keine Abhilfe schafft, dem soll sie zerstört werden.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.Néanmoins, ces conventions devaient être ratifiées par le Parlement, ce qui ne s’est jamais produit.
Ve olmak dahî tasavvur olmaz.Ce qui ne sera pas sans rebondissements.
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."Que celui-ci ne commette pas d'excès dans le meurtre, car il est déjà assisté (par la loi) ».
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."Non hai tanto disprezzato quanto temuto il loro giudizio."
Zaten en güçlü sevgi ekseriyetle ilk sevgili hakkında tasavvur edilir.К тому же, девушка переживает свою первую любовь.
Ancak erkek görünümünde de tasavvur edilir.Тем не менее, человек выделяется даже на их фоне.
"İnsan biçiminde ilâh tasavvur edip suretlendiren bâtıl inanış" mânâsında kullanılmaktadır.Однако из милосердия к человеку он нисходит в свой материальный образ, доступный для верующего.
Ancak erkek görünümünde de tasavvur edilir.Ook met Mees lijkt het mis.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.De president heeft de bevoegdheid gratie te verlenen, maar dit is nog nooit gebeurd.
Televizyonsuz hayat nasıl olurdu, tasavvur edebiliyor musun?Kan je je voorstellen hoe het leven zou zijn zonder televisie?
Şunu bir tasavvur et: O bir doktor, yine de sigara içiyor.Stel je even voor: hij is arts en toch rookt hij.
Biz başkanlık sistemine geçmeyi tasavvur ettik ama halk bunu uygun görmedi.Odpowiedział, że prawdopodobnie mam rację, ale nie tego oczekuje publika.
Ayrıca, bu oluşumlar, Yahudi devleti olarak tasavvur edildiği için İsrail devletini de hedef alabilir.Podobné projevy mohou být namířeny také proti státu Izrael, jako představiteli židovského národa.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.Zamýšlené změny mohly být realizovány jen se souhlasem císaře, k čemuž nikdy nedošlo.
Zaten en güçlü sevgi ekseriyetle ilk sevgili hakkında tasavvur edilir.Dar putem spune: ne-am achitat de această cea mai grea sarcină din dragoste pentru poporul nostru.
Eski Türk mitolojisine göre, Türkler yeryüzünü bir dikdörtgen biçiminde tasavvur etmişlerdi.Az ókori görögök mérései szerint a Föld gömb alakú volt.
Anderson'un hayali cemaatler veya tasavvur edilmiş yapılar'ı bu kapsamda anılabilir. ^ Mealler: MilliyetçilikÖregtelep Kitalált település vagy településrész az Utánam, srácok! című sorozatban.
Ancak erkek görünümünde de tasavvur edilir.だがなぜか男性の姿をしている。
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."他在荊不得預入蜀之謀,在蜀不得參出峽之議,這些關鍵之事不論正確與否,都與他無干係”。
Ve olmak dahî tasavvur olmaz.אני יודעת שתמיכתכם לא תכזיב.
Batı felsefesinde kullanılan anlamıyla, gerçeklik tasavvuru ve doğasının seviye ya da düzeyleri vardır.V predmetoch empirickej skutočnosti je podľa toho či oného stupňa primerane zastúpená príroda alebo duch.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.To by si ale vyžadovalo úplne prebudovanie Milána, čo sa samozrejme nikdy nestalo.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.Zakon je svetu dovolil zvišanje davkov, čeprav te moči ni nikoli izkoristil.
Ve olmak dahî tasavvur olmaz.Samas ei tohi tekkida ummistumist.
Gerçekliğe dair yanlış tanıma, yanlış tasavvur ve tahayyül anlamlarını kendinde toplar.Tema kirjutised Tõde tõuseb, vale vaob.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.A myslím si, že nám to tiež pomáha predstaviť si, aké je byť niekto iný.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Dar mai cred și că ne ajută să ne imaginăm cum ar fi să fim altcineva.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Acho que quando lemos sobre as torturas horríveis que eram comuns na Idade Média, pensamos:
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Ale též, dle mě, nám to pomáhá představit si, jaké to je být v kůži někoho jiného.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.De abba is, hogy ez segít elképzelni milyen lehet valaki másnak lenni.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.있게 만들어줍니다. 다른 하나는 미디어의 발전이 우리로 하여금 타인처럼 되는게 어떤걸까 생각하도록 도운다는겁니다. 여러분이
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Pero también, creo que nos ayuda a imaginar lo que sería ser alguien más.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Quando leggi di queste torture orribili che erano comuni nel Medioevo, pensi:
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Ещё, по-моему, это помогает представить себя на месте кого-то другого.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.במעגלים הולכים וגדלים. אבל לדעתי זה גם עוזר לנו לדמיין איך זה להיות מישהו אחר.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.犠牲者をかわいそうだと思わなかったのかと
Arkadaşımın tüm bu deneyi dansla açıklayabildiğini tasavvur ettiğimi hatırlıyorum.Claro, parece nunca haver bailarinos por perto quando precisamos deles.
Arkadaşımın tüm bu deneyi dansla açıklayabildiğini tasavvur ettiğimi hatırlıyorum.Ich dachte, dass mein Freund das ganze Experiment mit einem Tanz hätte erklären können.
Arkadaşımın tüm bu deneyi dansla açıklayabildiğini tasavvur ettiğimi hatırlıyorum.Ik herinner me dat ik dacht dat mijn vriend het experiment met een dans had kunnen uitleggen.
Arkadaşımın tüm bu deneyi dansla açıklayabildiğini tasavvur ettiğimi hatırlıyorum.Jag minns att jag tänkte, han kunde ha förklarat hela experimentet med en dans.