Ve bu fuar için benim fikrim şunu tasarlamaktı gerçek bir pong oyunu, işte bunun gibi.Y mi idea para esta exposición de diseño era crear un juego pong como éste.
Ve bu fuar için benim fikrim şunu tasarlamaktı gerçek bir pong oyunu, işte bunun gibi.Η ιδέα μου για την έκθεση ήταν να δημιουργήσω ένα αληθινό παιχνίδι αντισφαίρισης όπως αυτό.
Ve bu fuar için benim fikrim şunu tasarlamaktı gerçek bir pong oyunu, işte bunun gibi.А моята идея за това дизайнерско изложение беше да създам реална игра на тенис на маса като тази.
Ve bu fuar için benim fikrim şunu tasarlamaktı gerçek bir pong oyunu, işte bunun gibi.И я решил оформить пространство, воссоздав видеоигру "Pong" в реальном мире.
Ve bu fuar için benim fikrim şunu tasarlamaktı gerçek bir pong oyunu, işte bunun gibi.והרעיון שלי לתערוכת העיצוב היה ליצור משחק פונג אמיתי, כמו זה.
Ve bu fuar için benim fikrim şunu tasarlamaktı gerçek bir pong oyunu, işte bunun gibi.وفكرتي لهذا المعرض التصميمي كانت أن أبتدع لعبه كره طاوله حقيقيه، كهذه.
Ve bu fuar için benim fikrim şunu tasarlamaktı gerçek bir pong oyunu, işte bunun gibi.リアルに再現する アイデアを思い付きました メインの展示ルームに いくつか 勝手に動き回るベンチを
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.A použil to k designu tohoto solárního panelu.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.A využil to pri dizajne solárnych panelov.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Dan ia menggunakannya untuk mendesain array surya ini.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Ele usou isso para desenhar este painel solar.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.E l'ha usato per progettare questo impianto fotovoltaico.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Er nutzte es, um dieses Solarsegel zu entwickeln.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Hij gebruikte het om dit zonnepaneel te maken.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Il l'a utilisé pour concevoir ce panneau solaire.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.I użył jej do zaprojektowania tych paneli słonecznych.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.지금 보시는 태양열 집열기 설계에 사용했습니다.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Majd napelemeknél használta fel.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Şi l-a folosit pentru a proiecta această arie de celule solare.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Và ông ta dùng nó để thiết kế tấm pin mặt trời.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Y lo utilizó para diseñar este panel solar.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Z njim je ustvaril ta solarni zbiralec.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.Και το χρησιμοποίησε για να σχεδιάσει αυτή την ηλιακή συστοιχία.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.И го използвал, за да проектира тези слъчеви панели.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.И он использовал этот дизайн, чтобы создать солнечную батарею.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.הוא השתמש בו כדי לתכנן את הלוח הסולארי הזה.
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.واستخدمه لتصميم مجموعة شمسية
Ve bunu bu solar diziyi tasarlamak için kullandı.これは芸術表現ですが、1995年に日本の望遠鏡になって
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.Chciałem stworzyć poruszające się ławki w głównej hali wystawowej.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.E l'idea era di creare delle panchine che si muovessero da sole nella sala principale della mostra.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.Et l'idée était de créer des bancs auto-moteurs dans la salle principale d'exposition.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.Iar ideea a fost să creez câteva bănci mobile în sala principală a expoziţiei.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.주 전시실에 스스로 움직이는 벤치를 만들자는 아이디어였습니다.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.Mi intención era crear algunos escaños vivientes en la sala principal de la exposición.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.Wir wollten ein paar Bänke bauen, die sich im Hauptraum der Ausstellung von allein bewegten.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.Η ιδέα ήταν να δημιουργήσω μερικούς αυτοκινούμενους καναπέδες στο κύριο δωμάτιο της έκθεσης.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.Для этого я решил поставить в зале несколько самодвижущихся скамей.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.Идеята беше да се създадат няколко самодвижещи се пейки в главната изложбена зала.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.והרעיון היה ליצור מספר ספסלים שזזים מעצמם בחדר התצוגה הראשי.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.والفكره أن ابتدع بعض المقاعد ذاتيه الحركه في غرفه العرض الرئيسيه.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.設置するのです 動くベンチがゲームの玉になります
Ve şunu biliyoruz ki 30 seneyi, 50 seneyi tasarlamak fazla anlam ifade etmiyor.그리고 우리는 30년, 50년을 생각 하는것이 말이 안된다는 것을 알고 있습니다.
Ve şunu biliyoruz ki 30 seneyi, 50 seneyi tasarlamak fazla anlam ifade etmiyor.Podemos senti-la. E sabemos que não faz lá muito sentido pensar em daqui a 30, 50 anos.
Ve şunu biliyoruz ki 30 seneyi, 50 seneyi tasarlamak fazla anlam ifade etmiyor.Podemos sentirlo.
Ve şunu biliyoruz ki 30 seneyi, 50 seneyi tasarlamak fazla anlam ifade etmiyor.ואנחנו יודעים שזה פשוט לא כל כך הגיוני לעסוק בניתוח 30, 50 שנים קדימה
Ve şunu biliyoruz ki 30 seneyi, 50 seneyi tasarlamak fazla anlam ifade etmiyor.ونعلم أن ذلك لايبدوا منطقياً كلية عند التفكير في 30 أو 50 سنة
Ve şunu biliyoruz ki 30 seneyi, 50 seneyi tasarlamak fazla anlam ifade etmiyor.知っているからです 全てが大きく変わるのが目に見えているのに
Yani hayattaki amacım, Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı.Asi que... mi meta en la vida se volvio hacer cosas que no tuvieran Helvética.
Yani hayattaki amacım, Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı.A zatem celem mojego życia stało się nieużywanie Helvetiki.
Yani hayattaki amacım, Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı.Deci -- deci, scopul meu în viaţă a fost să fac lucruri care nu erau făcute în Helvetica.
Yani hayattaki amacım, Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı.Et -- et donc, mon but dans la vie c'était de faire des choses qui n'étaient pas faites en Helvetica.
Yani hayattaki amacım, Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı.Quindi, lo scopo della mia vita era fare cose che non fossero fatte in Helvetica.
Yani hayattaki amacım, Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı.Έτσι, ο στόχος μου στη ζωή ήταν να δημιουργήσω πράγματα που δεν ήταν φτιαγμένα από Helvetica.
Yani hayattaki amacım, Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı.И така... и така, моята цел в живота беше да правя неща, които не бяха направени с Хелветика.
Yani hayattaki amacım, Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı.Так — так вот, целью моей жизни было делать вещи без использования Гельветики.
Yine, insanı sürecin içinde tasarlamakla başlıyoruz.Ancora una volta, cominciamo con l'inserire l'essere umano nel processo.
Yine, insanı sürecin içinde tasarlamakla başlıyoruz.De nuevo, empezamos por incluir al ser humano en el diseño del proceso.
Yine, insanı sürecin içinde tasarlamakla başlıyoruz.다시 말씀드리지만, 사람을 프로세스에 포함해서 설계를 함으로써 시작할 수 있습니다
Yine, insanı sürecin içinde tasarlamakla başlıyoruz.Là encore, nous commençons par intégrer l'humain dans la conception du processus.
Yine, insanı sürecin içinde tasarlamakla başlıyoruz.Mais uma vez, começamos por integrar o homem na conceção do processo.