Ana içeriğe geç
Sözlük

tarzda ile cümle

tarzda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.Nikt nigdy nie miał takich informacji.
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.Nimeni nu a avut vreodata acest fel de informatie.
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.Nunca nadie tuvo este tipo de información.
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.Os doentes têm isto. Nós estamos com os doentes.
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.Personne n'a jamais eu ce genre d'informations.
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.Ещё ни у кого, никогда не было информации такого рода.
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.Никой никога не е имал този вид информация.
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.אז, יש את זה לחולים. אנחנו בשביל חולים. זה הכל סביב טיפול לחולה. לא היו שום רופאים
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.لم يسبق لأحد أن حصل على هذا النوع من المعلومات .
Kimsenin daha önce bu tarzda bilgisi yoktu.今は患者の手にあります 私達は患者のために存在します
Klasik tarzdaki eserlerde gördüğümüz saygı ve şeref duyguları yok.En cierta manera, parece muy degradante, no tratar lo clásico con el honor que usualmente se le concede.
Klasik tarzdaki eserlerde gördüğümüz saygı ve şeref duyguları yok.Působí to snad až příliš opovážlivě přistupovat k této klasické látce bez úcty a respektu, jak je zvykem.
Le Corbusier'ya ait bu tarzda bir binada eğitim gördüm, mesleğimizde sevgiyle bilindiği adıyla:르 꼬르뷔지에의 이런 스타일의 빌딩에 대해 연구했습니다.
Le Corbusier'ya ait bu tarzda bir binada eğitim gördüm, mesleğimizde sevgiyle bilindiği adıyla:למדתי בבניין מהסגנון הזה שעיצב לה קורבוזיה,
Le Corbusier'ya ait bu tarzda bir binada eğitim gördüm, mesleğimizde sevgiyle bilindiği adıyla:درست في مبنى من هذا الطراز من تصميم لـَي كَورْبوزْيَيهْ،
Le Corbusier'ya ait bu tarzda bir binada eğitim gördüm, mesleğimizde sevgiyle bilindiği adıyla:ル・コルビュジエ流の建物で学んでいました
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.건축의 구조를 적절히 분리시키고 나무들이 수직의 볼거리를 제공해줍니다
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.Nur ein schöner Bruch in der Architektur, und wie die Bäume senkrechte Elemente bilden.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.O frumoasă fragmentare a arhitecturii, modul în care copacii formează elemente verticale.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.Schitterend hoe bomen als verticale elementen de architectuur doorbreken.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.Solo un meraviglioso tipo di rottura architetturale, e il modo in cui gli alberi formano elementi verticali.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.Właśnie taki cudowny rodzaj przerwy w architekturze i sposób, w jaki drzewa tworzą pionowe elementy.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.Просто чудесно разчупване на архитектурата и начинът, по който дърветата оформят вертикални елементи.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.Это просто великолепный вид разлома в архитектуре и то, как деревья формируют вертикальные элементы.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.פשוט סוג נהדר של חתיכה מתוך ארכיטקטורה, והדרך שבה העצים יוצרים אלמנטים אנכיים.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.إنه نوع جميل من الانفصال عن الهندسة المعمارية والطريقة التي تشكل فيها الأشجار عناصر عامودية
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.建築学的な中断をもたらしています 赤色は大抵の場合
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.제가 흔히 즐겨 입을만한 옷은 아니었지만, 제가 걱정했던 미쉐린맨 같은 옷은 아니었습니다.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Nebyl to oděv, jaký nosím obvykle, ale nevypadal ani jako kombinéza panáčka Michelina, kterou jsem očekávala.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Nem olyan ruha volt, amit általában viselek, de egyáltalán nem volt Michelin-es, ahogy vártam.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Δε θύμιζε το συνηθισμένο μου ντύσιμο, αλλά απείχε πολύ από το ανθρωπάκι της Μισελέν, που είχα προβλέψει.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Не бяха точно типа дрехи, който обикновено нося, но не беше и Мишелиновия екип, който си представях.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Это было не то, что я обычно ношу, но это также и не походило на костюм парня Мишлен, который я ожидала.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.זו לא היתה התלבושת שאני רגילה ללבוש, אך זה גם לא דמה לחליפת הבובה של "מישלן"
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.وكان يشبه أغلب الملابس التي أرتديها عادةً وكان بعيداً جداً عن ملابس رجل الإطارات ميشيلن
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.私が懸念していたミシュランマンとは ほど遠く そこそこのものでした
Odanın perspektifi Degas'nın diğer resimlerinde de sıklıkla karşılaştığımız tarzda abartılmış, asimetrik.האופן שבו הפרספקטיבה של החדר קצת מוגזמת,
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Am încercat să aflu de unde provine sistemul nostru educațional.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Ho cercato di capire da dove provenga l'apprendimento che otteniamo a scuola, da dove viene?
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Ich wollte wissen, woher die Art des Lernens rührt, die wir heute in der Schule vorfinden.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Ik probeerde erachter te komen waar onze schoolleermethode vandaan komt.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?J'ai cherché d'où venait la façon dont on enseigne à l'école.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Próbowałem zrozumieć, na czym polega proces uczenia się w naszych szkołach.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Saya mencoba melihat dari mana pembelajaran yang kita lakukan di sekolah, dari mana itu berasal?
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Snažil jsem se vysledovat, kde má výuka, tak jak ji známe ze škol, svůj původ.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Snažil som sa zistiť, odkiaľ spôsob výučby, ktorý v školách máme, odkiaľ pochádza?
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Tentei olhar para o tipo de aprendizagem que praticamos nas escolas, de onde é que veio?
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Utánanéztem, hogy az iskoláink jelenlegi oktatási módszere honnan ered.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Yritin selvittää, mistä oppimistyyli, jolla opimme kouluissa, mistä se sai alkunsa?
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Προσπάθησα να εξετάσω το είδος της μάθησης που εφαρμόζουμε στα σχολεία, από πού προέρχεται;
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Опитах се да разбера от къде идва начинът, по който учим в училище.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Я задумався, звідки походить той вид освіти, що її ми маємо у школі?
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım. Bu eğitim anlayışı nereden geldi?Я попытался понять, откуда появилась текущая система обучения в школах?
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım.Intenté averiguar de dónde procede el tipo de enseñanza que ofrecemos en las escuelas,
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım.저는 학교에서 하는 교육이 어디서 일어났을까 살펴봤습니다.
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım.Tôi đã cố gắng suy nghĩ phương pháp học trong trường mà chúng ta đang dùng,
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım.ניסיתי לבדוק מאיפה סוג הלימוד הזה שאנחנו עושים בבית הספר,
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım.لقد حاولت البحث عن مصدر نظام التعليم الذي
Okulda öğrendiğimiz tarzda eğitimin olduğu yöne bakmaya çalıştım.私は学校で実施されている 学習の起源がどこにあるか 探ってみました
Romantik tarzda eserler veren Alman sanatçı Caspar Friedrich David'in bir tablosuna bakmaktayız.Díváme se na obraz Caspara Davida Friedricha, německého romantického umělce.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod