Tom'un sana bakma tarzından hoşlanmıyorum.I don't like the way Tom looks at you.
Onu yapma tarzın bu değil.That's not how you do it.
Bakma tarzında yanlış bir şey yok.There's nothing wrong with the way you look.
Tom konuşma tarzım ile alay etti.Tom made fun of the way I talk.
Tom'un her zaman konuşma tarzı budur.That's the way Tom talks all the time.
İnsanların senin hakkında konuşma tarzını sevmiyorum.I don't like the way people talk about you.
Tom konuşma tarzımdan hoşlanmıyor.Tom doesn't like the way I speak.
Tom'un düşünme tarzını seviyorum.I like the way Tom thinks.
Tom'un davul çalma tarzın seviyorum.I love the way Tom plays the drums.
Tom'un yapmamı söylediği tarz bu olduğu için onu böyle yapıyorum.I'm doing it this way because that's how Tom told me to do it.
Onun sana bakış tarzını gördüm.I've seen the way he looks at you.
Hepimiz Tom'un Mary'ye bakma tarzını gördük.We've all seen the way Tom looks at Mary.
Tom'un düşünme tarzını gerçekten beğenmiyorum.I really like the way Tom thinks.
Tom'un bana bakma tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom looks at me.
Tom'un Mary'ye bakma tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom looks at Mary.
Mary'yi oldukça severim ama Tom benim tarzım değil.I quite like Mary, but Tom's not my cup of tea.
Tom'un sağlıklı yaşam tarzı var.Tom has a healthy life style.
Tom Mary'nin şarkı söyleme tarzını sevmiyor.Tom doesn't like the way Mary sings.
Bu, Tom'un söylediği değildi fakat onun söyleme tarzı beni kızdırdı.It wasn't what Tom said, but the way he said it that made me mad.
Mary çok para kazanır ve göz alıcı bir yaşam tarzına sahiptir.Mary earns a lot of money and has a glamorous lifestyle.
Tom Mary'ye davranma tarzı hakkında suçlu hissetti.Tom felt guilty about the way he'd treated Mary.
Sanssouci Sarayı, rokoko tarzındadır.The Sanssouci Palace is in the rococo style.
Tom yaşam tarzını değiştirmeli.Tom needs to change his lifestyle.
Bu, Tom'un her zaman onu yaptığı tarz.That's the way Tom always does it.
Onu benim tarzımla yapayım.Let me do it my way.
Hollywood tarzı kültürel dans açıkça batılılara amaçlanmıştır.The Hollywood-style cultural dance was clearly aimed at westerners.
Tom'a bakış tarzını gördüm.I've seen the way you look at Tom.
Onun tarzı var.He's got style.
Seni bu tarz bir yerde görmeyi ummazdım.I didn't expect to see you at a place like this.
Tom'a bakma tarzını gördüm.I saw the way you were looking at Tom.
Giyim tarzımın nesi var?What's wrong with the way I'm dressed?
Onu görme tarzım bu değil.That's not the way I see it.
Benimle konuşma tarzını sevmiyorum.I don't like the way you're talking to me.
Bana bakma tarzını sevmiyorum.I don't like the way you're looking at me.
Şu adamın bana bakma tarzını sevmiyorum.I don't like the way that guy is looking at me.
Tom'un odasını dekore etme tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom decorated his room.
Tom her zaman işleri yapma tarzım hakkında şikayet eder.Tom always complains about the way I do things.
Tom'un şarkı söyleme tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom sings.
Tom'un onu yapma tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom did that.
Tom'un görünme tarzını beğenmediğimi sana söyledim.I told you I didn't like the way Tom looked.
Sana hitap etmem gereken özel bir tarz var mı?Is there a particular way I'm supposed to address you?
Tom evinin boyandığı tarzdan memnun değildi.Tom wasn't at all satisfied with the way his house had been painted.
Tom, Mary'nin evini temizleme tarzından memnundu.Tom was satisfied with the way Mary cleaned his house.
Şarkı söyleme tarzını gerçekten beğendimI really liked the way you sang.
Bunu yaptığın tarz yanlıştı.The way you did it was wrong.
Bunu yaptığın tarz yanlış.The way you're doing it is wrong.
Tom'un Fransızca konuşma tarzından etkilendim.I was impressed by the way Tom spoke French.
Bütün büyük yazarların kendi kişisel tarzları vardır.All great writers have their own personal styles.
Tom Mary'nin sebze pişirme tarzını sevmiyordu.Tom didn't like the way Mary cooked vegetables.
Tom'un onu yapma tarzını gerçekten seviyor musun?Do you really like the way Tom does that?
Tom'un onu yapma tarzını sevmeyeceğini biliyordum.I knew you wouldn't like the way Tom did that.
Tom Mary'nin şarkı söyleme tarzını beğenmedi.Tom didn't like the way Mary sang.
Tom hâlâ burada şeylerin çalışma tarzına alışkın değil.Tom still isn't used to the way things work here.
Omlet yapma tarzını seviyorum.I like the way you make scrambled eggs.
Tom Mary'nin pişirme tarzını sevmiyordu.Tom didn't like the way Mary cooked.
Tom'a davranma tarzından sonra kendinden utanmalısın.You should be ashamed of yourselves after the way you treated Tom.
Tom'un Mary ile flört etme tarzını hatırlıyorum.I remember the way Tom used to flirt with Mary.
Kendi tarzımla bunun üstesinden gelmek istiyorum.I'd like to handle this in my own way.
Tom'un davranma tarzını onaylamadığını varsayıyorum.I take it you don't approve of the way Tom's been behaving.
Tom'un hareket etme tarzını onaylamadığını varsayıyorum.I take it you don't approve of the way Tom's been acting.